Er Rahîm Allah ve besmele hakikatı

Er-Rahîm: Dünya sınav yaşantısı Rahmeti ile; Sınanma imkanı bağışladığı kullarının içinden: Nimetini ve dostluğunu şükür ile karşılayan ve kendisine kalbi hamd ile sadakatla bağlanan kullarını, karşılığında dünyevi yardımlarla destekleyen ve hidayet yolunu açan ve böylelikle cennet yaşantısıyla mükâfatlandıran Allah manasına gelir.
Kuran’da belirtildiği üzere Rahim Allah ancak kendisine sadık müminlerin yegane dostu ve yardımcısıdır. Allah’ın Rahim tecellisi bazı açıklama ve tefsirlerde  sadece cennet ile sınırlandırılır.  Bu kasıt müşrik aracı zihniyetler tarafından empoze edilen: Dünya sınav yaşantısında Allah ile kulu maksatlı ayırıp aracıya yönelten bir fitnedir. Kul Sınav yaşantısında    Allah’ın yardımı olmadan asla hidayetini  bulamaz.

Rahim Allah yardımlarıyla müminlerin dostudur. Kul ise itaat ve sadakati ile Allah’ın dostudur. Allah ile Kul arasındaki dostluk Kuran’da bu hassas bağ ile tanımlanır ve bu bağ kulun sadakati nispetinde güçlenir.Ve sadakat O’na aracısız yakîn olmanın yegane şartıdır ve kulluk kavramının özüdür.

BESMELE  HAKİKATI 

Besmele olarak anılan Rahman ve Rahim Allah esma’larının birlikte zikredilmesinin hikmeti kullar için önemlidir. Zira Besmele idrakı içinde yaşamak Allah’ın yegane değişmez koşulu olan “aracısız sadakat” hükmündeki tevhid halidir ve İslamiyet Din’inin direğidir.

İlk yazılı Vahyin indiği günden , Kuran indirilene değin, vahiyler daima dünya çıkarı peşinde koşan aracılar ve ruhbanlar tarafından değiştirilmiş ve ayetlere farklı manalar yüklenmiştir. Nihayetinde , Kuran bu fitne için inmiş ve verilen savaş halkı din ile kandırarak çıkar sağlayan aracı sınıfını ve biat ettikleri çıkar güçlerini ortadan kaldırmak amaçlı yapılmıştır.

Kuranın indiği fitne devrinde Müşrikler, Velileri olarak, Allah’ı değil aracı tuttukları putları veya melekleri ya da Ruhbanları görürlerdi. Yani Allah’ın Rahim sıfatını başka bir varlığa vererek af mağfiret korunma rızık ve hidayetlerini Meleklerden veya ruhbanlardan beklerlerdi. Çünkü onlara göre Allah deist inanışın tanrısı gibi hiç bir şeye karışmazdı ve şefaatçi olarak aracı melekleri veya Aziz olarak anılan kişileri görevlendirmişti.
Mealiyle; sömürü düzeni, aracının aracısı konumundaki çıkar sahipleri tarafından yürütülüyordu.
Müşrikler her tür kötülüğü işledikleri halde aracılara gider, yardım diler ve günahlarının böylelikle af olunacağına ve isteklerinin bir şefaatçi vasıtası ile kabul göreceğine inanırlardı. Tabii tahtadan insan eliyle yapılmış putlar varlığı mevcut olmayan melekler ve yetki verilmemiş ruhban sınıfı insan hakkında karar veremeyeceğine göre; Put sahipleri ve ruhbanlar hayal ürünü sahte melekler ardına gizlenerek ve kendilerine uluhiyet yükleyerek kendi menfaatlerini Allahın isteğiymiş gibi gösteriyor ve halka telkinlerde bulunuyordu. Zihinlerde farklı bir Allah anlayışı yaratan ,böylelikle, aracısız, birleyici bütünleyici tevhid dini islamı, tahrif edip fitne çıkaran bu müfteriler tabiidir ki Kuran ayetleri ile yasaklanacak ve lanetlenetleneceklerdi.

Hepinizin dönüşü ancak ahiret yurduna, Allah’ın yargı makamınadır. Allah bunu sizlere bir hakikat olarak vadetmiştir. Şüphesiz o başlangıçta ahirette yaratmayı yapıp, sonra iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için o yaratmayı yeryüzünde de tekrar eder. Ahireti ve ahirette Allah’ın huzurunda sorgulanmayı inkar eden kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan içkiler ve elem dolu bir azap vardır. Yunus suresi 4
Kullarından, tövbeleri yalnızca Allah’ın kabul ettiğini ve Allah’ı razı etmek için amelleriyle gösterdikleri sadakatı ancak Allah’ın kabul ettiğini bilmiyorlar mı? Ve muhakkak ki Allah, tövbeleri kabul eden Tevvab ve Rahîm’dir.Tevbe Suresi 104

Rahim sıfatını kendisinden başka kimseye teslim etmeyen Rahman Allah; Yükümlülüklerimizi açıklayan ayetlerini, Cebrail as vasıtası ile gönderirken; Hangi ,durumlarda ne vaat ettiğini, bizleri yeryüzü yaşantılarımızda hangi durumda lanetliyeceğini, saptıracağını veya kurtaracağını, en açık şekliyle Kuran’da bildirmiştir.

Bu yüzden ve özellikle , Allah’ın Rahim esması, bir çok ayetinde mutlaka Tevvab Allah ve Aziz Allah esması ile Tevvabur Rahim ve Azizur Rahim olarak birlikte zikredilir.

Bunun hikmeti tevbeleri kabul edip kulları afv etme yetkisinin; bu ulûhiyeti sahiplenen müşriklerin meleklerinde veya ruhbanların elinde olmadığını, bilakis esirgeyen koruyan yardım ve himaye eden af ve mağfiret eden ve sınav yaşantısında kulları müşahade yetkisini kendisinde barındıran, yegane kudret olduğunu vurgulamak içindir.Bu yüzden Şehid esması da Rahim esması ile birlikte vurgulanır. Onca esma içinden Rahim esmasının sadece Tevvab, Aziz ve Şehid esmaları  ile birlikte zikredilmesi, müşriklerin bu üç uluhiyeti sahiplenmiş olmasından kaynaklanır. Müşriklerin inanışında Rahim Allah, dünyada yetkisi olmayan sinemada yer gösteren biletçiler gibi , sadece cennet kapısında bekleyip yer gösteren bir hizmetli  konumundadır.

Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdeh (şehâdeti), huver rahmânur rahîm.
O Allah ki, O’ndan başka İlâh yoktur. Gaybı (görünmeyeni) ve müşahade edilenleri mutlak O bilir. O; Rahmân’dır, Rahîm’dir. Haşr suresi,22

Eş Şehid; Kendisinden hiç bir şey gizli olmadığı gibi, yarattığı her şeyin davranışlarını, her zaman ve teferruatıyla en ince ayrıntısına kadar gören, müşahade eden Allah demektir. Şehadeh, yani müşahade kavramı ise ; Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınarak sonuca varılan değer demektir. Ayetinde açıklandığı üzere; Kulun sadakat sınavını layıkıyla değerlendirecek yegane otoritenin Hz Muhammed’in, Allah’ı olduğu açıkça belirtilmiştir.

Geçmişte tevhid üzere yaşayan Atalarımız aracı ilahlara yönelmediklerini vurgulamak için aralarında “Allah şahidim olsun ki” söylemleriyle inanç durumlarına açıklık getirmişlerdir. Geçmişten gelen bu deyim Müşriklerin Aracı Melek’leri olan Uzza Lat ve Menat’ın şahitliğinin dillendirilişine karşın , aracılık kabul etmeyen Rahman ve Rahim olan Allah’ın kula şahadetini açıklar ve tevhid deyimidir.

Rahman Allah, nasıl ki Rahim esma’sıyla birlikte zikrediliyorsa, Kuran’ın bir çok kıssasında, Tevvab vurgusuyla Allah  Tevvabur Rahim olarak birlikte zikredilir. O dönem halk Tevvab olarak aracılarını, kabul ettikleri için Tevvab Allah vurgusu aşağıdaki ayetleriyle zihinlere aktarılmıştır.

-Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.2:37
-Hani Musa, kavmine: ‘Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan gerçek ilahınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır’ demişti. Bunun üzerine Allah tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.2:54
-Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş müslümanlar kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet yöntemlerini göster ve tevbemizi kabul et. -Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin. 2:128
-Ancak tevbe edenler, kendilerini ve başkalarını düzeltenler ve indirileni açıklayanlara gelince ; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim. 2:160
-Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O’dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O’dur. 9:104
-Savaştan Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı) . Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O’nun dışında (yine) Allah’tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, yalnızca O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. 9:118
-Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O’ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O’nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir.10:107
-İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir’ dedi. 12:98

Fitne döneminde ruhbanlar özellikle kendilerine Allah’ın Aziz  uluhiyet vasfını yükleyerek kendilerini Aziz ilan etmişlerdi. Örneğin; Kilise inancına göre bir insanın aziz olması için en az iki mucize göstermesi gerekiyordu. Günümüzde de devam edegelen ritüel hala bu şekildedir. Hastaları iyileştirip şifa vermek ölüleri diriltmek veya savaşta bir orduya ya da işlerinde bir kişiye mistik güçleri ile yardım etmek insanların rızkını açmak vs gibi.

“Saint” Aziz demektir. Kısaltılmış haliyle “St”  olarak yazılır.  “St Joseph” gibi önünde “St” kısaltma eki bulunan ve mantar gibi dünyanın her yerinde açılmış bu kiliseler, okullar manastırlar vs tüm bu yapılar, fitne sahtekarlarının isimlerini taşır. Ve tabii ki; Allah’ın Aziz ulûhiyet vasfı üzerinden insanların ne denli sömürüldüğünün kanıtıdır.

Kuran ayetlerinin indiği fitne döneminde bir çok ruhban, papaz, kabalistik şekil ve sayılarla sihir büyü yapan hahamlar, sanki hastaları iyileştiriyor gibi görünerek, veya insanların sözde kısmetlerini açmak vaadi, ve buna benzer sahtekarlıklar ile, halkı gerek kilise gerek sinagog veya mabedlerinde , rekabetle kendi çevrelerinde adeta pervane ediyorlardı. ülkemizdeki uçuşan şeyhler evreni yöneten hocalar, okuyup üfleyerek iş bulanlar, rızık açanlar, gaybı bilenler , kehanetlerde bulunanlar , hamile bırakarak mucizeler yaratan hacı hoca tarikat şeyhleri gibi. Üstelik günümüzde bu kandırmacaların din adı altında ve besmele söylenerek yapılıyor olması, Allah’a ve Kuran’a nasıl bir mesafede olduğumuzu ve nasıl bir fitnenin içinde yaşıyor olduğumuzu çok güzel örnekliyor.

Bir çok meal veya tefsirde Allah’ın Aziz esması: “büyük, üstün veya güçlü olan Allah” olarak açıklanır. Önemle belirtmeliyiz ki Aziz esmasındaki büyüklük ve üstünlük, fiziki bir büyüklük değildir. Bilakis ruhbanların kendi yetkilerinde gördükleri ve aşağıdaki ayetlerinde açıklanan güçleri barındıran bir üstünlük ve büyüklüktür.

Şuara Suresi İbrahim kıssasında, bu hakikat İbrahim Peygamber üzerinden örneklenerek şöyle aktarılır.

26/ŞUARÂ-78: Ellezî halakanî fe huve yehdîn(yehdîni).
Beni yaratan da hidayete erdiren de O’dur.

26/ŞUARÂ-79: Vellezî huve yut’ımunî ve yeskîn(yeskîni).
Ve beni yediren ve içiren, O’dur.
26/ŞUARÂ-80: Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).
Ve hastalandığım zaman bana şifa veren, O’dur.
26/ŞUARÂ-81: Vellezî yumîtunî summe yuhyîn(yuhyîni).
Ve beni öldürecek, sonra (da) beni diriltecek olan, O’dur.
26/ŞUARÂ-82: Vellezî atmeu en yagfira lî hatîetî yevmed dîn(dîni).
Ve dîn günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O’dur.

Bu sahte aracı kandırmacası karşısında Aziz Allah , yukarıda zikredilen vasfın kimsede olmadığını ve Aziz tecellisinin ancak kendisinde bulunduğunu bildiriyor.

Ve inne rabbeke le huvel AZÎZUR RAHÎM.
Ve şüphesiz senin Rabbin, elbette AZÎZDİR. yüce Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden). ŞUARA, 26:9
Ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, aziz olan, esirgeyendir. 26:68
Ve şüphesiz senin Rabbin, aziz olan , esirgeyendir. 26:104
Ve şüphesiz senin Rabbin, aziz olandır, esirgeyendir.26:122
Ve şüphesiz, senin Rabbin, aziz olandır, esirgeyendir.26:140
Ve şüphesiz, senin Rabbin, aziz olandır, esirgeyendir. 26:159
Ve şüphesiz, senin Rabbin, aziz olandır esirgeyendir. 26:175
Ve şüphesiz, senin Rabbin, aziz olandır, esirgeyendir.26:191
Sen, O Aziz ve esirgeyici olan (Allah’) a tevekkül et. 26:217
O, dilediğine yardım eder. O Aziz olandır, esirgeyendir. 30:5

Tüm sureler besmele ile başlamasına rağmen ; Tevbe Suresi, fitne çıkaran , Müşriklere Allah’ın bir ültimatomu olduğu için besmele zikredilmez. Her zaman af edici olan Allah’ın Rahim tecellisi böylece “Allah’ın Rahim yetkisini elinden alarak Allah’ı alçaltan” müşriklere karşı bir savaş bildirisi ile sonlanır. Zira Kendisine itaat etmeyen ve aşağılayan bir topluluğu hem esirgemek hem tevbe süresinin başlangıcında zikredilen ölümü ve cehennemi vaad etmek tutarsızlıktır.

9/TEVBE-2: Fesîhû fil ardı erbeate eşhurin va’lemû ennekum gayru mu’cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirîn.
Artık yeryüzünde dört ay dolaşın. Ve muhakkak ki siz, ALLAH’ı ACİZ BIRAKAMAYACAĞINIZI ve Allah’ın kâfirleri ALÇALTICI olduğunu biliniz.

Zira Yüce Allah; bu ültimatomla zaten, müşriklere sesleniyor ve verdiği dört ay süre içinde ; Ulûhiyetini gasp edip insanların zihninde Allah’ı adeta sinemada yer gösteren hizmetliler gibi cennet kapısında bekleyen ve aciz  bir varlığa dönüştüren,  adeta Allah’ı ahirete hapsederek , yeryüzünde ACİZ GÖSTERMEYE çalışan bu kafirlere  ; tutumlarını değiştirmezlerse artık onları esirgemeyeceğini ve üstüne Üstelik ALÇALTACAĞINI bildiriyor.bkz: Tevbe Suresi

Ancak 5. Ayetinden sonra TEVBE ederler ise Gafur ve Rahim esması ile  tecelli göstereceğini buyuruyor.

Ve Rahmanirrahim ve TevvabürRahim ve AzizurRahim ve her şeyi müşahade eden Şehid Allah; RAHİM esmasının kulda tecelli bulmasının yegane koşulunun, ancak ve ancak kendisine aracısız yönelmekle mümkün olabileceğini kullarına müjdeliyor.

Ol! emriyle milyarlarca meleği anında yaratabilen ve bu kudreti yüzünden; Her tür işini, emrindeki kudretli sadık melekleri vasıtasıyla yürüten , sadık kullarına bu bu melekler vasıtasıyla yardım eden ve bu yüzden sınadığı bir ölümlüye hiç bir zaman muhtaç olmayan,  VAHİD ve Rahman ve Rahim Allah’ın HAŞR suresi ayetleri ile ve inşaallah tekrar buluşmak ümidiyle yazımızı sonlandıralım.

Selam Allah’ın selâmeti RAHİM Allah’ı yegane dost bilen kardeşlerimizin ve dostlarımızın üzerine olsun.

59/HAŞR-21: Lev enzelnâ hâzel kur’âne alâ cebelin le reeytehu hâşian mutesaddian min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn.
Eğer Biz, bu Kur’ân’ı, dağa indirseydik, O’nu mutlaka, Allah’ın korkusundan huşû ile boynunu bükmüş ve, parça parça olmuş görürdün. Ve insanlar için bu misalleri veriyoruz. Umulur ki, böylece onlar tefekkür ederler.

Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, elmelikul kuddûsus selâmul mû’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir(mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir), Müheymin’dir (koruyup gözetendir), Azîz’dir , Cabbar’dır (cebredendir), Mütekebbir’dir (pek büyük olandır). Allah, şirk koşulan şeylerden, münezzehtir.(hidayet için vesile edilen zihinsel aracı ilahlara uzaktır). HAŞR,23
Huvallâhul hâlikul bâriûl musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı) ve huvel azîzul hakîm
O Allah ki; Yaratan’dır, Bâri’dir (yoktan var eden), Musavvir’dir (şekil verendir), güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tespih eder. Ve O; Azîz’dir , Hakîm’dir . HAŞR,24