Berat gecesi kutlaması

Günümüzde çeşitli müşrik hurafeleri maalesef din olarak yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Bunlardan en yaygını; Aziz Allah’ın Berat gecesinde kullarının tüm günahlarını af edeceği, yönündedir. Bu inanış kim tarafından yazıldığı bile belli olmayan bir hadis sözüne dayanır ve Aziz Allah’ın müminlere şirk adıyla yasak ettiği müşrik hurafesidir. Dinde Allah’ın emretmediği bir şeyi yapmak dinden çıkıp fasık olmak demektir. Allah’ın emrinin tersi bir fiili yüceltmek ise Allah’a küfr etmek demektir ki kişiyi kafir konumuna sokar. Ayrıca Allah’ın emretmediği bir şeyi Allah emrediyor veya istiyor gibi göstermek veya uygulamak bizleri, dinden çıkmış Allah’a iftira eden müfteriler konumuna düşürür ki, bu durum Kuran’da en ağır lanetli günahlardan biri olarak açıkça zikredilir.

Berat kelimesinin aslı Berae fiilidir. Berae sözlükte ayıp ve kusur türünden olup kula yakışmayan şeylerden kurtulmak demektir. Aynı fiil “-den ” ekiyle kullanıldığı zaman ilgiyi kesmek uzaklaşmak anlamına dönüşür. “Teberri” uzaklaşmak “berri” aklanmak demektir. Aynı kökten gelen “istibra” temizlenmek bir şeyden uzak olmak anlamına gelir.

Yine aynı kökten gelen ve Allah’ın güzel isimlerinden biri olan el-Berr, bütün iyilik ve güzelliklerin sahibi ,kullarına karşı bağışı ve ihsanı çok olan, iyiliğin, vefanın, güzelliğin ve ihsanın yegane kaynağı demektir.

image

(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]

Her sene, Şaban ayının on beşinci gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, her şey Levh-i mahfuzda yazılıdır Lafzı dillendirilerek ve Duhan 2,3 ayeti kanıt gösterilerek müminlerin dikkati üç yüz altmış beş, günden belli bir geceye indirilir. Şaban ayının ortasına denk gelen Berat gecesi olduğu söylenen bu gecede, her şeyin belirleneceği ve mağfiret edileceği empoze edilir. Oysa bu bilgi Kuran ayetlerini bile yok sayan bir kandırmacadır. Duhan suresi 2,3 ayetinde zikredilen Kuran’ın indirildiği gece Şaban ayında değil Mübarek Ramazan ayındadır. Yüce Rabbimiz bize bu durumun hakikatini ayetlerinde şöyle aktarır.

Ha, mim.
Vel kitâbil mubîn
Kitab-ı Mübîn’e (Apaçık Kitab’a) andolsun.Duhan Suresi,2

İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).
Muhakkak ki Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz, uyaranlarız.Duhan Suresi,3

İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr
Muhakkak ki , O’nu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde biz indirdik. Kadir Suresi,1

Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin).
Hikmetli (Kuran hükümleri) emirlerin hepsi, onda belirlenmiştir. Duhan Suresi,4

Kadir Suresi ve Bakara Suresinde açıklanmamış gibi , duhan suresi 2,3. ayetini alıp ardınca kim tarafından söylendiği bile belli olmayan bir hadisi referans göstererek farklı bir geceyi kutsal yapmak olsa olsa insanı kandırmak isteyen şeytanın ve kardeşlerinin işidir. Berat gecesinde her dua kabul olur tüm günahlar af olur söylemleri, insanları kandırıp şeytanın peşine takmaktan başka bir şey değildir. Kuran Kadir gecesi inmiştir ve Kadir gecesinin Ramazan ayı içinde olduğu ayetiyle sabittir.

Şehru RAMADÂNELLEZÎ unzile fîhil KUR’ÂNU huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel FURKAN fe men şehide minkumuş şehra fel yesumhu ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn
O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. Bakara Suresi,185

Hurafe küfür söylemleri, insanları etrafında toplamaya çalışan din simsarlarının her zaman yaptığı bir kandırmacadır. Tarihsel süreçlerde bu kandırmacaya gönüllü olmuş ve günümüzde de olmak isteyen kalabalık bir şaşkınlar topluluğu mevcuttur. Çünkü nefsine rahatlık ve konfor sağlayan her tür tembelliğe  inanmak insan için kolay ve caziptir. Oysa Yüce Allah İnsana, nefsinin heva ve hevesi yerine, sadece kendisine ve üç yüz altmış beş gün kesintisiz kulluk etmesini buyurmaktadır.

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.Furkan suresi,43,44

Dini geçim kapısı yapmış bu simsarlar, nefsiyle yaşayan insanın zaafını bildiği için, heva ve hevesini ilah edinmiş çoğunluklara, vicdan rahatlatmak adına, böylesi kolay yöntemler önerirler ki kalabalık kitleleri istekleri doğrultusunda kullanabilsinler.

HER GÜN ,FAKİRİ FUKARAYI DÜŞKÜNÜ GÖRMEZDEN GELEREK, ZULMÜ YÜCELTİP ADALETİ AYAKLAR ALTINA ALARAK, BİR GECEDE AF DİLEMEK, İNSANA TÜM ŞEREFSİZLİKLERİNİ UNUTTURUR MU? 

Allah’a itaat ve takvayı belirli gün ve gecelere indirgeyen bu simsar kişilikler, nefsani yaşantıya sapmış kişilerin vicdanlarını rahatlatıp insanları adeta gaflet ve dalalet çukuruna mahkum etmektedir. Maalesef ki nefsani konfora dayalı bu aracılık oyunu, tarihsel süreçlerde aracı şirk kurumunu yaşatmış ve günümüzde de hala yaşatmaktadır.

Nefsin heva ve hevesinin peşinde koşanlar için Yüce Rabb’in belirlediği kader, bu olsa gerektir ki, bakınız kanunların koyucusu ne buyuruyor;

Ey Muhammed! Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm’dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)

Allah, şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler şüphesiz haktan uzak derin bir ayrılık içindedirler.
Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur’ân’ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, ancak kendisine iman edenleri doğru yola eriştirir.Hacc suresi,52,53,54

Yine Berat kelimesinin fiili olan berae ile aynı Kökten gelen Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “El Bari” anlamı ; Benzemekten uzak olan, kendisi her tür kirden uzak olduğu gibi yarattıklarını her tür kirden uzak yaratan ve kendisine dayanan itaatkar, sadık kullarını da noksanlardan uzak tutarak koruyan demektir.

Esmasında ve çeşitli kıssa ve ayetlerinde açıkladığı üzere el Bari Allah, kendisine dayanan kendi ayeti emirlerine itaat eden sadık kullarını her tür kirden uzak tutup koruyacağını vaad ediyor. Ayetlerinin aksine hareket edenleri ise fasık olarak niteliyor ve lanetliyor. Bu durum bir çok ayetinde vurguladığı gibi hacc 52 ve 54. ayetiyle de müjdeleniyor.

Fasık kelimesi Arapça “fısk” masdarının fail ismidir. Fısk, sözlükte, ayrılmak, bir şeyden ayrılmak anlamını taşır. Dini kavram olarak Fasık ; Kuran hükümlerinden ayrılan manasına gelir. Bilerek ya da bilmeyerek Tevhid dini İslamın Allah’ının Kitabı Kuran ile bildirdiği, hükümlerinin dışına çıkan kimselere Kuran’da fasık denir. Bakınız Yüce Allah fasıklar hakkında ne buyuruyor;

İnandıktan, Peygamber’in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.İşte onların cezaları, Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir. Onlar bu lanetin içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir. Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.Ali İmran Suresi,86-90

Tevbe, sözlükte “asla ile geri dönmek” demektir. Tevbe yapılan işin çirkinliğini kalbinde hissederek kirli hallerden bir asla ile vazgeçmek anlamına gelir. Tevbe; Rabb’in yasaklarını çiğneyip itaat dairesinden çıkmış olmanın idraki ile utanç ve sıkıntı duyarak, sürekli dualar ile istiğfar bekleme ve af dileme halidir. Samimi ve Kalbi bir pişmanlıktır. Tevbe : Yüce Allah’ın Kitabında buyurduğu üzere bir geceye özgü bir durum değildir. Tevbe Kuran’da belirtildiği gibi yapılmadıkça kabul görmez.Bu nedenle bknz; AF KOŞULLARININ bilinmesi çok önemlidir. İslam dinini tahrif eden ve olmayan şeyleri varmış gibi gösteren kilise papazlarının uyguladığı gibi, belli bir gecede veya günde af dileme Tevbe değil bilakis “günah çıkarmak” anlamını taşır’ ki bu inanış İslamiyet dinine taban tabana zıt ve Yüce Allah’ın müminlere şirk adıyla yasak ettiği durumdur.

Kurtuluş beratımızı yalnızca kendi makamında aracısız bulunduran Bari Allah, çelişmez ayetleriyle buyuruyor;

Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da  Tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.NİSA,60

Her insan için önünden ve arkasından sürekli takip eden melekler vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir insana ya da kavme verdiğini, o kavim veya insan kendisini değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah’dan başka bir veli de bulunmaz. Maide Suresi,11