Er Rahman Rahman Allah

Rahman Allah Esmasının anlamı, tahrif edilmiş İslamiyet dininin Allah kavramını ve otoritesini insanlığa, Kuran ile yeniden aktarması sebebiyle çok önemlidir. Allah’ın güzel isimlerinden birisi olan Er-Rahmân: BİR SÜRE İÇİNDE, bütün yaratılmışlara hayır ve rahmet buyuran ve buyurduğu süreç içinde ayırt etmeden bütün varlıklara, ancak bazı nimetlerini bahşeden demektir. Kuran’da aktarılan Aziz Allah’ın Rahman tecellisini Kavli ayeti ile idrak edelim;

Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin, cennette yerleşin. Oradaki yiyeceklerden dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.BAKARA,35
Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh/ fîhi, ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv/aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn/hînin)
Fakat şeytan, ikisinin ayağını oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni’metten) çıkardı.Ve: “Birbirinize düşman olarak dünyaya inin. Sizin için belli bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve geçimi temin için faydalanma vardır.” dedik.BAKARA,36

 

Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh/ aleyhi, innehu huvet tevvâbur rahîm/ rahîmu.
Sonra Âdem, Rabbinden kelimeleri telakki etti (aslını öğrendi) (ve Rabbine tövbe etti.). Bunun üzerine Allah onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, TEVVAB’tır (tövbeleri kabul edendir), RAHÎM’dir. BAKARA,37

Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn/ yahzenûne.
Biz dedik ki: “Hepiniz oradan aşağıya inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”BAKARA,38

Kıssada açıklandığı üzere; Şeytanın kandırmasıyla Adem, Rabb’in  “yaklaşmayın” buyruğuna riayet etmeyerek sadakatını terk ediyor. Sonra pişman olup Tevbe diliyor ve Allah ademin tevbesini kabul ediyor. Böylece Adem ve nesli BİR SÜRE İÇİNDE sınanmak üzere yeryüzüne gönderiliyor.

Yüce Allah’ın Rahman tecellisi bu olay ardınca ve bir sınav süresi müddeti içinde insanoğluna tesir ediyor. 36. Ayetinde buyurduğu üzere inanan inanmayan herkese “sınanmak adına ve bir süreçle” dünya mülkü üzerinde faydalanma ihsan ederek İnsanoğluna rahmetini göstermiş oluyor.

Allah’ın Rahman tecellisi; sadakat üzere sınamak için dünyaya gönderilmiş insana; (Tevbe ettiği için) ön verilmiş bir borçtur. Bu yüzdendir ki DİN; Ödünç alıp vermek ceza ve mükâfatla mukabelede bulunmak şartıyla kişinin zimmetinde sabit olan borcu anlamını taşır.
Mevlamız 36. ayetinde ; Her kim Hidayetçisinin, yani gönderdiği Peygamber’in peşinden giderse itaatsizlik üzere kovulduğu cenneti tekrar hak edeceğini, ve yardımları ve nimetleri ile sadık kullarını ihsan edeceğini müjdeliyor. Ve devam ediyor;

Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr/ nârı, hum fîhâ hâlidûn/ hâlidûne.
Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.BAKARA,39

Dünya sınav yaşantısı İnsanın sadakat yeminine bina edilmiş önceden verilmiş bir avans mahiyetinde olduğu için kul açısından bir borçlanmadır. Bu borçlanma içinde söz verdiği halde sözünden dönenlerin akibeti 39. ayetinde açıkça bildirilir. Diğer deyişle Allah’ın Rahman tecellisi bu kişiler için son bulur.

Önemle belirtmeliyiz ki Yüce Allah sınav yaşantısı üzerinde kendisine sadakat ile bağlanan kullarına RAHİM sıfatı ile de tecelli göstereceğini, böylece Veli’leri olarak onları koruyacağını vaat etmiştir. Kendisine itaat etmeyen sapkınları ise korumayacağını ve saptıracağını açıkça bildirmiştir. Sapkınlar sınav yaşantısı üzerinde ancak yiyecek içecek barınma gibi fiziki temel yaşam ihtiyaçlarından faydalanırlar.Bu durum 36. ayetinde açıkça belirtilir. Ancak kişiyi koruyan ve hidayetine ulaştıran yardımlara asla ulaşamazlar.bknz;RAHİM ALLAH ve BESMELE HAKİKATI

İnandıktan, Peygamber’in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.İşte onların cezaları, Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir. Onlar bu lanetin içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir. Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.AL-İ İMRAN,86-90

Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir insana ya da kavme verdiğini, o kavim veya insan kendisini değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah’dan başka bir veli de bulunmaz. MAİDE,11

Rahmân sıfatı, peygamberler dâhil, hiç bir insan için kullanılamaz. Zira, Allah’tan başka hiç kimse; Allah ile kul arasında önceden ahitlenmiş bir borçta tasarruf edemez. Alacaklı Allah’tır, Önceden söz vermekle borçlanmış olan kuldur. Bu nedenle, Allah’tan başka hiç bir aracı ahitlenmiş bir borca binaen kurulmuş, bir Rahmet yaşantısı üzerinde, yeni yeni koşullar getirip “Allah’a koşulsuz sadakat” hükmünü değiştirip düzenleyemez. Bu durum borçlu için gönderilmiş yazılı vahiy hükümlerini değiştirmek anlamına gelir ki; Şirktir, lanetlidir ve sonu cehennemdir.