İdfa ve aşağılama

İdfa; Arapça kelime anlamıyla söndürmek demektir. Bu sözcük İslamiyet inancında idfa üslubu olarak anılan derin bir hikmeti anlamlandırır. Kuranda İdfa ; yapılan bir kötülüğü iyilik ve güzellik ile söndürmek manasında kullanılmıştır. İdfa edebi, iman etmemiş veya imanı henüz olgunlaşmamış insanların anlayışına son derece aykırıdır. Çünkü kişiler bu süreçte, akılları ile değil nefsin dürtüleri ile hareket ederek içgüdüsel ve tepkisel davranışlar içinde yaşantılarını sürdürürler.

Müslümanlık barışçıl, huzur dolu insanların yaşadığı topluluğu anlatan bir terimdir. Bu nedenle çok özel ve kıymetlidir.  Müslüman olmak, “olmak” kelimesini anlamlandıran bir sınav süreci yaşantısıdır. Allah’ın bildirdiği ilahi düzenin barış ve huzuru getireceğine samimiyetle inanmış ve bu seçimi yapmış kişilere Müslüman denir ve Kuran’da yazılı olan buyruklarını en güç şartlarda bile sadakatle yerine getiren kişilere ise mümin denir. Müslümanım demek, Mümin olmak demek değildir. Müslümanım diyerek bir aktin içine girmek ayrı , aktin gerekliliklerini yerine getirerek, ayetler çizgisinde bir yaşantı içersinde olmak apayrı bir şeydir. Müslümanım diyerek ayetlerin tersine hareket eden insan toplulukları Kuranda münafık ismiyle anılan Allah tarafından lanetlenmiş bir topluluktur.

Konumuza ışık tutacak bu önemli saptamayı yaptıktan sonra; Aziz Allah’ın ayet-i hükümlerine sadakat demek olan “tevhid yaşantısı” ahlakında, idfa edebi olarak anılan idfa üslubunu ve hikmetini ayetleriyle idrak edelim;
Aziz Allah’a ihlas ile teslim olan müminlerin yaşamları boyunca ayetlerinden rehber edindikleri güzel ahlak özellikleri vardır. Bu hikmetlerden biri de idfa üslubudur.

41/FUSSİLET-34: Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyieh(seyyietu), idfa billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun)

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen, kötülüğü en güzel karşılıkla söndür. Bir de görürsün ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiştir.Fussilet suresi,34

İslam ahlakında barış ve hoşgörü müminlerin yüksek ahlakını gözler önüne sermektedir. Kibirlenen birine tevazu göstermek, haksızca öfkelenen birini sakinleştirmek ,öfke ile tartışmak isteyen birine güzel söz söyleyip gerçekleri göstermek, Kuran ahlakını yaşamayan toplumların kavramakta zorlandığı bir tarzdır. “kötülüğe iyilikle karşılık vermek ” olarak genellenen idfa üslubu Kuran’da bildirilen derin bir hikmeti içermektedir. Bu hikmet, iyilikle karşılık verilen kişinin, düşman dahi olsa yumuşayarak sıcak bir dost haline gelmesidir. Bununla birlikte Kuran ahlakında, daima en güzel söz ve davranış tercih edilir. Örneğin konuşurken, Allah’ın ;

Kullarıma sözün en güzel olanını söylemelerini söyle..İsra Suresi,53

ayeti gereği sözün en güzeli kullanılır. Aziz Allah, kötülüğe iyilikle karşılık vermeyi, güzelliğe ise daha güzeliyle karşılık vermeyi bizlerin ahlak özelliği olarak bildirmiştir. Örneğin Kuran’da bir selama öncelikle daha güzeliyle karşılık verilmesi gerektiği şöyle bildirilmiştir:

Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Nisa Suresi,86

Tüm insanları güzel ahlaka çağırarak, din ahlakını anlatan, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran müminler, çevrelerindeki insanlara karşı kesinlikle dışlayıcı aşağılayıcı, davranışlar sergilemezler. Hiçbir durumda hoşgörü ve tevazularından ödün vermezler. Bu, onların Allah korkuları ve güzel ahlaklarının önemli bir göstergesidir. Allah bu gerçeği müminlere şöyle bildirmektedir:

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız zaman gerekli araştırmayı yapın ve dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: Kimseye “Sen mü’min değilsin” demeyin. Unutmayın ki ganimetler Allah katındadır, düşünün ki bundan önce siz de böyle idiniz ; Allah size lütufta bulundu da kurtuldunuz. Öyleyse düşüncelerinize iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan en iyi haberdar olandır. Nisa Suresi, 94

Ayetinde bildirildiği üzere, müminler kendileriyle mücadele etmeyenleri güzel sözle ve bkz: HİKMET ile  doğru yola davet ederler. Çünkü Amaçları bağcı dövmek değil üzüm yemektir. Allah Rıza’sı için bir kişiyi hidayetine, Allah’ın bildirdiği şekli ile çağırıp vesile olmak ve böyle bir sadakatla Allah’ın Rıza dairesine yükselmek tebliğin birincil amacı olmalıdır.

Bu yüzden müminler Allah’ın bildirdiği şekilde hoşgörülü ve toleranslı olup her şartta sert üsluptan kaçınırlar. Çünkü nice insan Allahın yardımı ve barışçıl idfa  üslubu sayesinde, müslüman olmaya karar vermiştir. Sadece Allah rızası için yaşamlarını sürdüren müminler, aşağılayıcı küçümseyici dışlayıcı bir üsluptan, Allah’ın hoşnut olmayacağını bilirler. Yüce Allah Kuran’da mümin ahlakını; yumuşak sözlü, kavga ve çatışmadan kaçınan, en aleyhte görünen insanlara karşı dahi ılımlı ve dostça yaklaşan, tevazulu, sabırlı, merhametli, sevecen bir karakter olarak bildirmektedir. Kuran ayetleri incelendiğinde, ılımlı, yumuşak, hoşgörülü bir üslubun tüm peygamberlerin ortak özelliği olduğu görülmektedir. Yüce Allah, Hz. İbrahim’in üstün ahlakını

Doğrusu İbrahim, çok içli, çok yumuşak huyluydu.Tevbe Suresi,114

ayetiyle bildirmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in güzel ahlakını bildiren ayetlerden biri ise şöyledir:

Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi… Al-i İmran Suresi,159

Unutmamalıyız ki Peygamberler islamı yayarken, sadece ateist ya da çok tanrılı ya da farklı dinlere iman etmiş çoğunlukları davet etmediler. Kuran’da, affedilmeyen yegane günah sayılan, aracılık kurumuna İman etmiş bir çok müşrik dahi böylesine barışçıl bir tavrın güzelliğinden etkilenip Allah’ın yoluna ve ahlakına katılmıştır. Böylece İslamiyet daha geniş kitlelere yayılmıştır.

Yurtlarından sürülerek çıkarılmış her tür haklardan mahrum bırakılmış ve aşağılanmış Hz Muhammed’in Ümmeti, Medine döneminde kah insanlara yardım ederek, kah hastaları ziyaret ederek geniş kitleler oluşturmuş ve karşı koyulmayacak bir kalabalıkla Mekke’ye yani yurtlarına doğru yürüyorlardı’ki Mümtehine (imtihan edilenler) suresi ayetleri indi.

6-Ant olsun bunda sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü arzulayanlara güzel bir örnek vardır. Kim bu ayetlerden yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hem de layık olandır.

7-Olur ki Allah sizinle düşmanlarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

8- Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

9-Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. Mümtehine Suresi,6,7,8,9

İslamiyet barış dinidir. Hak dini yaşamalarını ve tatbik etmelerini engelleyecek bir saldırı olmadıkça savaşmak haram kılınmıştır. Aksine İdfa üslubu ile mukabele edip adaletle davranılması zorunlu kılınmıştır. Bu durumun Hikmeti yukarıda örneklediğimiz Mümtehine 7. ayetinde açıkça belirtilmiştir.

Müslümanlar, sadece din ahlakını yaşamak ve anlatmakla sorumludur. Zorba ve en zalim insanlara bile , güzel ve yumuşak söz söylemekle sorumlu tutulan kimselerdir. Bu üstün ahlaka sahip olan müminlerin uzlaşmacı olmayan, sert ve olayları tırmandıran bir söylem üslup ve politika izlemeleri kesinlikle mümkün değildir.

Günümüzde hangi guruba veya inanca ait olursa olsun radikal eğilimler, dünya barışını ve güvenliğini tehdit eden unsurların başında gelmektedir. Radikaller sert, sivri, saldırgan bir üslup kullanan kimseler olarak bilinmektedir. Radikalizmin en belirgin özelliği “öfkeli ve saldırgan üslup”tur. Kuran’da Müslümanlar;

Öfkelendikleri zaman bunu yenen, akılcı, itidalli ve ılımlı insanlar olarak bildirilmektedir. Her zaman uzlaşmayı, çatışmaları karşılıklı hoşgörü çerçevesinde çözüme kavuşturmayı barıştırmayı ve olayların olumlu yönlerini göstermeyi tercih ederler. Karşılaştıkları her olayda, barışçıl ve sakinleştirici bir tavır gösterirler. Bir ayette Müslümanların bu özellikleri şöyle bildirilir:

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardan bağışlama ile geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. Al-i İmran Suresi, 134

Müslümanlar kendileriyle aynı düşünce ve inanca sahip olmayan kişilerle konuşurken ve onlara İslam ahlakını anlatırken son derece nezaketli ve saygılı bir üslup kullanmalıdırlar. Amaçları hiçbir zaman karşılarındaki insanı zorlamak değildir.
Kuran ayetlerinde bildirildiği gibi;

Dinde zorlama yoktur !  Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim batılı inkar edip, Allah’a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir. Bakara Suresi,256

ayetinde idrak edildiği üzere Yüce Allah;

Size doğru olan yolu Kuran ayetlerinde yazılı olarak açıkça bildirdim. Bu aklını kullananlar için kâfidir zorlamayın. Kimi akıl yerine nefsinin peşinden sürüklendiği için inkarı seçmiş ve inkarından ötürü kalbi mühürlenmiştir. Aklını kullanamayan kişiye ne kadar mantıklı konuşsanız da zaten anlamaz.  Anlamıyor ise kalbinde mühür var demektir. O kişi ,akıl yerine içgüdüleri ile hareket eden sapkın bir kişilik olmuştur. buyuruyor. (Casiye 23,/Araf,101/Yunus,74/Rum,56/ Tevbe,87,93)

Müslümanların sorumluluğu, Allah’ın Kuran’da bildirdiği ahlakı en güzel şekliyle insanlara anlatmak ve seçimi karşılarındaki insanın vicdanına bırakmaktır. Çünkü sınanmak üzere yeryüzüne gelmiş bir insanın serbest irade ile seçimini yapması ve sonucuna katlanması gerekmektedir. Serbest iradenin olmadığı bir yerde sınav ortamı da ortadan kalkar. Baskı yapan ve zorla müslüman olmaya yönlendiren kişilerin, bu dünyanın sınav dünyası olduğu gerçeğini ve Allah tarafından insan iradesinin bu uğurda serbest bırakıldığını göz ardı etmiş olmasından kaynaklanır.

Yüce Allah, bir Müslümanın diğer insanlara karşı kullanacağı üslubun nasıl olması gerektiğini başka bir ayette de şöyle bildirmektedir:

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle  çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. Nahl Suresi, 125

Bu konuda müminlere yol gösteren örneklerden bir diğeri de, hüküm ve hikmet sahibi Allah’ın Hz. Musa’ya ve Hz. Harun’a Firavun’a gitmelerini ve ona “yumuşak söz” söylemelerini bildirmesidir: Aziz Allah zaten Firavun’un yola gelip gelmeyeceğini biliyor olduğuna göre ; Aslında bizlere tebliğde yol ve yöntemin ne olduğunu örneklemektedir.

İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer korkar. Taha Suresi, 43-44

Firavun Allah’ın varlığını kabul etmeme konusunda direnen o dönemin en zalim kişisidir ve halka uyguladığı zulmü ile adeta zalim terimi ile özdeşleşmiştir. Kendisini putlaştırıp ,iman edenlere korkunç katliamlar uygulamış zorba bir kişidir. Buna rağmen, Aziz Allah Firavun gibi zalimler olsa da tebliğ edin ve Firavun gibi en zalim kişilere giderken dahi  “yumuşak söz söyleyin” buyurmakta ve tebliğde idfa edebi örneklemektedir.

Aziz Allah’ın bildirdiği yöntem, ılımlı bir üslupla diyalog kurmaktır. İğneleyici sözler, öfkeli sloganlar, heyecanlı protesto gösterileri veya çatışmalar, Allah’ın bildirdiği ahlaka ve tebliğ üslubuna uygun değildir. Dolayısıyla tüm Müslümanların, Kuran ahlakının ruhuna ve özüne aykırı olan her türlü sert, öfkeli, çatışmacı ayrıştırıcı dışlayıcı üsluptan tamamen uzak durması, bunun yerine sonsuz rahmet sahibi Allah’ın Kuran’da bildirdiği ılımlı, hoşgörülü, sakin ve akılcı idfa üslubunu benimsemesi gerekir. Müslümanlar; olgunlukları, hoşgörüleri, insancıllıkları, itidal, tevazu ve sükunetleri ile tüm dünyaya örnek olmalı ve böylece, Kuran ahlakının yayılmasına vesile olmalıdırlar. Yüce Allah bu güzel ahlakı gösteren kullarına şöyle müjdelemektedir:

İşte onlar ki; sabretmeleri dolayisiyla ecirleri iki defa verilir ve onlar daima kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler! Kasas suresi,54 

image
AŞAĞILAMA/CHARLİE HEBDO REZALETİNİN PERDE ARKASI

Nefret nefret ile sonlandırılamaz olsa olsa yeryüzünde çatışmaları ve kutuplaşmaları çoğaltır. Peygamberliği boyunca (23 yılda) yukarıdaki örneklediğimiz merhamet ve sevgi dolu ayetleri, Cebrail as dan vahiy ile almış ezberlemiş ve, yaşamında uygulamış , barışçıl  idfa üslubunu tüm insanlara telkin ve öğüt etmiş, engin merhamet sahibi efendimiz Hz Muhammed sav hakkında, ve onun nezdinde İslamiyeti aşağılayan bir dizi karikatür yayınlanmıştı Fransız Charlie Hebdo dergisinde.

Karikatüre değinmeden önce, dergi hakkında kısa bir bilgilendirme yapmamız doğru olur.Derginin haftalık tirajı otuz bin civarı ve en çok satıldığı haftalarda bile altmış bin rakamını geçmemişler. Oranlayacak olursak küçük bir kasaba nüfusu kadar okuru var. Cürmü ancak bu kadar.

Dergi sadece Müslümanlar’a değil Hıristiyan ve Musevi cemaatine de nerede ise her hafta sürekli saldırıyor. Üstelik porno sayılabilecek kabalıkta ve sokaklarda bile kullanılmayacak üslup içinde cinsel göndermeli saldırılar içinde şekillendiriyorlar karikatürlerini. (onların iğrençliklerini sayfamızı kirletmemek adına buraya taşımayacağız ancak merak edenler google arama motoruna “charlie hebdo cartoon” yazıp görseller bölümünden segiledikleri iğrençlikleri görebilirler)
Her hafta, cinsellik üzerinden, beş milyar tek tanrılı dine inanmış insanı karikatürlerinde aşağılayarak hakaretler ve küfürler ediyorlar. Bu bayağı iğrenç saldırganlıkları sebebiyle de dünyanın hiçbir ülkesinde sevilmiyor ve rağbet görmüyorlar.

Sadece sevgi ve merhamet dağıtmış ve yaşamını  sevgi ve hoşgörüye vakfetmiş Peygamber efendimizi bir filme Atıf yaparak karikatürleri ile aşağılamaya çalışmışlardı geçtiğimiz yıllarda.

Filmin adı: Le mepris Türkçe meali küçümseme,aşağılama. Hz Muhammed karikatürü için bu filmden bir sahne özellikle seçilmiş. Karikatürü edebimiz gereği yayınlamıyoruz, ancak gören insanların kanını beynine sıçratacak cinsten porno içerikli bir hakaret.

Bu filmin bir sahnesinin karikatüre konu edilmesinin nedeni ise kendi ideolojileri üzere taptıkları yönetmen Jean-Luc Godard.Godard ateşli bir kominist ve ateist bir kişilik. Aynen Charlie hebdo dergisi ve çalışanları gibi. Ve tüm dünyada ateist ve kominist camianın öve öve bitiremediği , deyim yerindeyse, adeta tapındıkları bir yönetmen.

Filmin çekildiği 1960 lı yıllar Rusya ile Amerika arasındaki soğuk Savaşların en çoşkulu en ateşli şekilde sürdürüldüğü, bilimde, şiirde resimde sinemada  heykelde velhasılı her alanda propaganda savaşlarının yapıldığı yıllar. Amerikan sineması ise o yıllarda dünyada hatırı sayılır bir üne kavuşmuş. Kovboy ve macera filmleri kadar, aşk filmleriyle de tüm dünyada merakla izleniyor. Ve propagandaları gereği Fransız sinemasını da haliyle küçümsüyorlar. Bu duruma katlanamayan Godard; kominist ideolojisi ve ateist görüşleri doğrultusunda ,Amerikayı ve filmlerini bir film çevirerek küçük düşürmek istiyor. Bu yüzden filmin ismini  Le Mepris (küçümseme- Aşağılama ) koyuyor. Ve Godard, Filmin ilk sahnesinden başlayarak alışılmış kalıpların dışına çıkarak, amerikalı sinemacılarla aklı sıra alay ediyor.

Bildiğimiz üzere filmler, her zaman oyuncuların ve yapımda emeği geçen kişilerin isimlerinin yazılı sunumu ile başlar. Godard henüz ilk  sahnede, kameramanı çekerek filme giriyor ve alışılmışın dışında oyuncu ve çekim ekibini sesli tanıtıyor. Ve ardınca hemen o ünlü göndermesini yaptığı sahnesi başlıyor.

Filmin başroldeki kadın oyuncusu Brigitte bardot . Yatakta çırılçıplak uzanmış vücudunun belli başlı erotik yerlerini sırasıyla  eşine gösterip, beğenip beğenmediğini soruyor. Ve nihayetinde poposunu beğenip beğenmediğini vurgulayarak soruyor. Evet yanıtını alınca;  Brigitte bardot Godard’ın amerikan sinemacılarına gönderme yaptığı o ünlü cümleyi söylüyor.

Dizlerimin üzerine çökeceğim beni becer ama çok sert olmasın”

İşte bu cümlesi ile Godard Amerikan sinemacılarına iğneleli kinayeli bir gönderme yapıyor. Aklı sıra alay ediyor ! O kadar eleştiriyorsunuz ki oldu olacak bunuda yapalım demeye getiriyor.

Filmin tamamına ateist söylemler ve göndermeler yerleştirilmiş. Lang isimli üvertür ateist bir yazarın kitaplarının reklamından tutun, Hz isa’ya edilen hakaretlerin bini bir para.

Filmi izlediğinizde Godardın aslında nasıl öfkeli ve çıldırmış bir ruh hali ile tepkisel bir film çektiğini hemen anlıyorsunuz. Filme sanat katmak adına, konusunu, Homeros’un ünlü “İlyada ve Odysseus” hikayesine atıf yaparak çekmiş. Demek istiyor ki; bakın ben ne kadar aydınım, sizler gibi “Yoz sinema” yapmıyorum. Hem sanat yapıyor hem ideolojimin mesajlarını veriyor, hem size küfrediyor, hem de dalga geçebiliyorum.

Amerikan sinemacıların aşağılaması ardınca; Bir tepkiyle çekilmiş ve aşağılayarak üstün olmaya çalışanlara aşağılayarak meydan okuyan bir yönetmenin filmi anlayacağımız üzere.

O yıllar Brigitte Bardot’un çıkış yaptığı yıllar. Piyasaya “Bir yıldız Doğuyor” Sloganı ile lanse ediliyor. İşte Charli Hebdo dergisi, O Bayağı karikatüründe ; Peygamber efendimizi Brigitte Bardot’un ağzından çıkan cümlesinde tarif edildiği gibi diz çökmüş halde çırılçıplak çiziyor ve bir yıldız doğuyor yazarak, yukarıda yazdığımız “arkamdan becer çok sert olmasın” gönderme cümlesini peygamber efendimizin ağzından efendimiz söylüyormuşçasına yazıyorlar.

Godard’ın Amerikan sinemacılarını küçümsediği gibi onlar da akıllarınca, bir filme atıf yaparak, aydın kisvesi altında Hz Muhammed’i küçümseyip alay etmiş oluyorlar. Bir kitabı okumuş ve bir film izlemiş olmak böylece bu kişiliklere başkalarına küfretme hakkını doğuruyor. Oysa kitap okuyan insanların gerçekten aydın gibi davranması gerekmez mi?

Önceki makalelerimizde, Ateislerin nasıl bir ruh halinde ve hastalıklı kişilikler olduğuna değinmiştik. Bu saptama bir öfkeye binaen yapılmış değildi. Bilakis psikanalitik yaklaşımla açıklanmış bilimsel bir saptamaydı ! Zira hiç bir insan, olmadığını düşündüğü bir şeyi tehdit olarak görmez ve dolayısı ile o şeye bu denli duygu düşünce ve vaktini ayırmaz. Ateizm bir inanç değil, bilakis, ağır güvensizlik duygularının insan tabiatında oluşturduğu kompleks bir ruh hastalığıdır. En belirgin özellikleri ; Yetişme çağında ebeveynleri tarafından aşağılanmış kandırılmış aldatılmış kişiler olduğu için bu kişiler tekrar aldatılıp aşağılanacakları korkusuyla Allah dahi olsa üzerlerinde başka bir otorite kabul etmezler. Bu kişiliklerin en büyük açmazı insanlara olan ağır güvensizlik duygularıdır. Bu nedenle kendilerini sorumlu tutan her sistemi red ederler. Bu yüzden sisteme değil kaosa inanırlar. Belirsizlik onlara istedikleri gibi davranma özgürlüğünü verir. Bu kişiliklerin en belirgin özellikleri; Dıştan gelen bir fikri okumadan anlamadan reddetmeleri ve büyük bir kibirle gerçekleri, kendi düşünce ve arzularına göre çarpıtma eğilimleridir. Onlara göre tek gerçek kendilerini sorumlu tutmayan ve başkalarına karşı da sorumluluk almayan, kendi zihinsel farazalarıdır.  BKNZ:İBLİSE’e MEKTUP

Charlie Hebdo, bir avuç ruh hastası ateistin okuduğu bir dergi . Bir avuç demek doğru olur çünkü, altmışbeş milyon nüfuslu koskoca bir ülkede haftalık otuz bin tirajları var. Musevi ve Hıristiyan cemaata ağır hakaretler ederek saldırdıkları ve bu yüzden cemaatten tepki aldıkları yoğun haftalarda bile (halkın merakından) biraz tirajları artmış ancak altmış bin rakamını asla geçememişler. Ticari amaçları da bu zaten ortalığı karıştırıp daha fazla satış yapıp daha çok kazanmak. Geçtiğimiz aylarda uğradıkları saldırıdan dolayı tepki üzere beş milyonun üzerinde dergi sattılar. (Eğer bu saldırı olmasaydı bu satışı ancak yirmi yılda gerçekleştireceklerdi.) İki terörist batmakta olan bir dergiyi zengin etti , kan ve can verdi anlayacağımız üzere.

Tepki vermek gerekir ancak hiç bir müslüman kendisi dahil hiç bir şartta kimseyi öldüremez. Ancak meşru müdafaa hariç. Zira “Öldürme görevi” dinimizde sadece “Azrail” isimli meleğe verilmiştir. Zira o ölüm meleği kendi işine karışanları hiç ama hiç sevmez. Canını alırken de ona göre alır;

 

Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak! Bunun sebebi, Allah’ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve Allah’ı razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır. Kalplerinde hastalık olanlar  yoksa Allah’ın içlerindeki nefreti ve kinlerini ortaya çıkaramayacağını mı sandılar ?  Muhammed Suresi 27,28,29

İnsan yeryüzünde barışı inşaa etmekle görevli melektir. Ve İnsanın barış inşaa etmek üzere gönderilmiş bir melek olduğu bir çok ayeti ile sabittir.

Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. Melekler de; Orada fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın ? Biz Seni, hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz.” dediler. Rabb’in de; Hayır ! Muhakkak ki Ben, sizin bilmediklerinizi biliyorum ! demişti. Bakara suresi,30

Düşünün ki ; Peygamber efendimize yaşarken bile ne hakaretler edilmiş. Hırsız katil akıl hastası denmiş; Ailesine eşine iffetsizlik iftiraları atılmıştır. Yine de onun en büyük kalkanı yüce yaratıcısı olmuş, en aşağılandığı koşullarda bile ellerini Rabbine kaldırıp şu duayı etmiştir.

Yüce Mevlam; Bu sapkın şaşırmış kullarını sana havale ediyorum! 

Bizlerin her şart ve konuda her tür mücadelede birlik olmamız şart. Ancak meşru müdafaa dışında bir kişiyi öldürmek asla çözüm değildir. Olsaydı, Aziz Allah Kuran’da  bunu her koşulda emrederdi. Oysa meşru müdafaa haricinde bir kişiyi öldürmek yasaktır.

Ancak bu kişiliklerin, birer ruh hastası olduklarını her yerde delilleri ile uygun bir üslupla anlatmalıyız.

Peygamber efendimize yapılan bu hakaretin, bırakın bir peygambere yapılıyor olmasını, vefat etmiş dedenizin pono içerikle karikatürize edilmiş afişlerini mahallenizin duvarlarına asıp dedenizi sürekli aşağılayan bir kişi görseydiniz, ne teşhis koyardınız ?

Günümüzde Avrupa televizyon programlarında yayında olmayan kişi veya kişiler hakkında tek bir ithamda bulunamazsınız çünkü; O kişi hakkını savunamayacağı için suçtur ve yasaktır. Bu durum tüm Avrupa ülkelerinde böyledir ve ağır cezaları vardır. Hele ki ölmüş birisini asla aşağılayamazsınız çünkü kendisini savunma imkanı yoktur. Söz konusu bir fikir adamı ise fikirlerini eleştirebilirsiniz ancak hakaret edip aşağılayamazsınız. Bu durum herkes için geçerlidir ancak söz konusu Hz Peygamber olduğunda nedense, Avrupada bu kanunlar işlemez. Bunun nedeni İslamofobi’dir. Mealen, Müslümanlar’a olan kin ve düşmanlıktır. Savunmaları ise fikir özgürlüğüdür. Fikir eleştirilse zaten sorunlar olmaz. Ancak porno içerikle küfürler edip bir kişiyi aşağılamak küçümsemek fikir özgürlüğü değil bilakis; En masum haliyle kendi yasalarıyla sabit insanlık suçudur.

Batılı devletlerin bu kayırmacı iki yüzlü tavrı geçtiğimiz aylarda, Paris ölümlerin yaşanmasına neden olmuştu. Öyle ya plan belli. Aşağılayan Hebdo dergisine bir saldırı olursa hükümet kendisini haklı çıkaracak ve tüm müslümanlar terörist ilan edilecekti. Böylece din düşmanlığı yapıp ırkçılığı tırmandıran hükümet kazanan taraf olacaktı.

Ancak tabii ki Aziz Allah olmasaydı;

Hatırlayın ki, bu küfredenler bir zamanlar Peygamberi tutup bağlamaları öldürmeleri ya da onu Mekke’den çıkarmaları için pusu ve tuzak kurmuşlardı. Onlar, pusu ve tuzak kurarlarken Allah da o tuzağın karşılığını kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.Enfal suresi,30

Saldırıda televizyonlara yansıyan polisin katledilişi herkesin tepkisini çekti. O kadar insan öldü ancak halk; Ekranlara yansıyan bir polisin ölümünü canlı izleyebildi! Sonradan anlaşıldı ki o polis bir Müslümandı.

Bir sonraki gün bir markette rehine krizi yaşandı ve markette bulunan bir müslüman marketin anahtarlarını arka kapıdan polise ulaştırarak rehinelerin kurtulmasını sağladı. Bütün Fransa bu olayları televizyonlardan canlı izledi . Eğer bu iki müslüman Allah tarafından orada olmasaydı, Fransa ve Avrupa televizyonlarında, İslamiyet yargılanacak ve terörist ilan edilecekti. Ve tabbi ki önce Fransa ve Avrupa’da yaşayan tüm müslümanlar bu durumdan hem maddi hem manevi zarar görecekti. Enfal ,30. ayetinde yüz yıllar önce müminlere yardım ettiği gibi, Aziz Allah yine yardım etti de İslamın adı lekelenemedi.

  • Ancak bizler İslamın doğru anlaşılması için yeterli gayreti gösteriyor muyuz ?

İslam dünya hayatını düzene koyan ilahi kuralların yeryüzünde yaşatılmasıdır.Mutluluğun izzetin,huzurun tesis edildiği İlahi yaşantı biçimidir. İslam ,Allah’ın insanları haysiyet ve onur’a yükseltmek için gönderdiği ilahi kanunlar ilkeler ve kurallar bütünüdür. İslam kelimesinin kökü selime- slm fiilidir. Selime, sulh barış anlamını taşır. Aynı Kökten türeyen selm,silm,selam, gibi kelimeler de barış anlamını taşır. Ruhunu ayetler ile yüceltmiş barış içinde yaşayan, barışı yaşatan kimselerin ise Kuran’da selamete ,nihai kurtuluşa, yani cennete ulaştırılacağı müjdelenir. Kelime anlamı bile barış olan bir dinin mensubuyuz ve o kelimenin hakkını layıkı ile vermekle yükümlüyüz.

Günümüzde nefret söylemleri ve eylemleri içindeki insanların, barışı savunur ve inşa ediyormuşçasına islamiyeti bir kalkan olarak kullanıyor olmaları, mücadele edilmesi gereken en önemli konularımızdan birisidir. Bakınız Aziz Mevlâ  ne güzel buyurmuş;

Kendilerine kitap verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer. Tersine davranarak Allah’ın âyetlerini yalanlayan toplulukların hali ne kötüdür! Allah o zalimlere asla yol göstermez. Cuma suresi-5

Nefsini ilah edinmiş ve kendilerini diğerlerinden üstün ve ayrıcalıklı gören ruh hastası kişilikler vardır. İnsan haklarından dem vururlar başkalarını küçümsemenin ayıp ve suç olduğunu bilirler söylerler ancak ;

Söz konusu kendileri olduğunda bir diğerini aşağılama ve küçümseme hakkını kendilerinde bulurlar. En sert eylem ve söylemlerle mühürlü kalplerinden, gelen kibirli davranış bozukluğunu, düşünce özgürlüğü adı altında pervasızca sergilerler. Godart ve Charli Hebdo  gibi.

Sohbetimizi; Godart’ın, Amerikalılara karşı sinemasını savunduğu bir gönderme sahnesinden, şuursuzluklarını idrak etmeleri ümidiyle kendi kurdukları cümleleri ile sonlandıralım.

Akıllı kişi sahip olduğu üstünlüğü diğerlerini ezmek için kullanmayandır. Onları yetersizlikleri yüzünden AŞAĞILAMAYACAĞI GİBİ!

image

7 Comments

  1. dediğiniz gibi. insan okumaya ihtiyaç duysaydı sorunlar böyle derin olmazdı. münafıklar yüzünden çocuklar da islamiyetten soğudu. ALLAH ISLAH ETSİN ! Allah razı olsun kardeşim ! değerli bir paylaşım !

    Liked by 1 kişi

  2. Ne mutlu hakiki Müslüman olmuşlara ! çağımız yalan dolan Olmuş..gerçeklik hakk getire.. her şey kirletildi maalesef ! Allah razı olsun kardeşim! GÖNLÜNÜZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK

    Liked by 1 kişi

    1. Yüce Allah , Hakkı bilen ve uyan herkesten Razı olsun ! Ne mutlu gerçeklikle yaşama cesareti ve erdemini gösterebilene! Değerli yorumunuz için teşekkür ederiz kardeşim! Allah sizden de razı olsun !

      Beğen

  3. Geri bildirim: SELAM | Aşka Çağrı

Yorumlar kapatıldı.