Eş ilmihali

İlim ve adalet birbirlerinden ayrılamaz kavramlardır.  İlimsiz adalet dağıtılmayacağı gibi adaletsiz ilim olmaz. Kendini bilmek denen Seyrü seferde bilmek anlamak ve bilmeden yaşamak arasında şüphesiz çok büyük farklar var. Yüce Allah’ın insanı, eşyayı kavrayan ve isim veren aklı ile yaratması , ” Yaradılana tefekkür ve ilim ile bakın ibret alın. Beni ve yüceliğimi yarattıklarımdan kavrayabilir böylece hem  hayranlık duyar hem de ayetlerimi doğrulayarak dünya sınav yaşantınızı kolaylaştırmış olursunuz”  buyurması ; O’na sevgi ve ilgi duyan bizleri de , O’nu anlamak hikmetini kavramak ve çevremizi anlamlandırmak adına öğrenme arzusuna itiyor.

 Seni mükemmel olmaya zorlayan, senden ala bir sen var içinde

2010 yılında Amerika da yaşayan amerikan futbolu tutkunu bir genç, ağrıları nedeni ile doktora müracaat eder. Yapılan tetkikler sonucu bu gence testis kanseri olduğu bildirilir. Spora ara verip acilen tedavi olması gerektiği aktarılır. Bu durum tabii ki delikanlıyı çok ama çok üzmüştür. Amerikan futbolu sertlikleri ile tanınan genellikle güçlü kuvvetli kaslı erkeklerin yaptığı bir spor dalıdır. Bu sporun fanatikleri ise, kas kuvvetini öven ve yücelten tutumlar içinde maço erkek tabirini karşılayan tiplerden oluşuyor. Kansere yakalanmış bu delikanlı da böyle bir yaşam tarzı içinde, akranlarına güç gösterisi yaparak, ona buna hava atarak, kaslarını kadınlara gösterip övünerek bedensel odaklı bir yaşam sürdürüyor. Ancak kaderinin bir tecellisi olsa gerek, testis kanseri teşhisinin konması ve tedavisi ile eski yaşam tarzına farkında olmadan yavaş yavaş veda etmek zorunda kalıyor.

İnsan ne oldum değil, ne olacağım demeli

Genç adamın doktorları, testis kanseri tedavisinde iki adet ilaç kullanıyorlar.Birisi “estradiol” ismiyle sadece kadın vücudunda bulunan östrojen hormonu ilacı. İkinci ilaç ise tedavide yardımcı olarak kullanılan “Spironolactone” isimli vücudun fazla tuz emmesini önleyen genellikle ödem tedavilerinde kullanılan bir nevi idrar söktürücü. Kadınlık hormonu  estradiol tedavisi, günlük 2mg doz ile ,18 ay boyunca uygulanıyor. İlk haftalarda delikanlıda sadece fiziksel değişimler gözlemleniyor. Hormon tedavisinin henüz ilk haftalarında delikanlının vücudundaki kıllarda büyük miktarda dökülme başlıyor. 4. aydan sonra , gencin ruhsal yapısında da bir takım değişimler gözlemleniyor. Galeri fotoğraflarındaki değişimi gözlemledikten sonra sohbetimize devam edelim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Genç adam, tedavi öncesi kavgacı hırçın , kadınlara maço tavırlar sergileyen bir kişilik iken, östrojen tedavisinin etkisiyle duygusal bir değişime uğramış. Devam eden haftalarda , eski alışkanlıklarını  boşlayarak  şiire edebiyata merak salmış. Olaylardan çabuk etkilenen hassas, sıklıkla ağlayan, çevresine ve çevre sorunlarına karşı duyarlı nazik bir insana dönüştüğünü fark etmiş ve kendisi de bu durumdan mutluluk duymaya başlamış. Öyle ki tedavinin dördüncü ayında değişen fiziki yapısını da göz önünde bulundurarak cinsiyet değiştirmeye karar vermiş.

Kavgacı hırçın delikanlı tedavisi sonunda Östrojen hormonları sayesinde uysal sevecen nazik düşünceli hassas mizaca sahip bir insan olup çıkmış. Östrojen tedavisi öncesi ailesi ile neredeyse tüm bağlarını koparan delikanlı , Östrojen almaya başladıktan sonra ailesini sıklıkla arayıp ziyaretlerine gitmiş. Kardeşlerine olan düşkünlüğü artmış. Tedavi öncesi kardeşleriyle neredeyse hiç görüşmeyen genç adam, tedavisi sürecinde kardeşlerinin sorunları ve yaşamları ile ilgilenip onlara yardımcı olmaya çalışmış.

Tedavisinde kadınlık hormonlarının kendisinde bıraktığı olumlu etki ile kadın olmaya karar veren genç, doktorlarının uyarısı ile bu kararını bir süreliğine ertelemiş. İyileştikten sonra östrojen tedavisi kesildiği için birkaç ay içinde fiziksel görüntüsü de tekrar eski haline dönmüş. Ancak duygusal dünyasında ve olaylara bakış biçiminde hastalığı öncesine nazaran büyük değişimler yaşamış. Kendisiyle yapılan söyleşide genç adam şunları aktarıyor;

Eskiden kız arkadaşımla çok sık kavga ederdik onu anlamakta zorlanırdım. Tedavim sürecinde östrojen etkisi ile ona bakışım da değişti. Onu partner olmaktan ziyade normal bir arkadaş gibi görmeye başlamıştım. Öyle ki televizyon karşısında birlikte film izler, beraber duygulanır hatta birbirimize sarılır dakikalarca ağlardık. Yakın iki kız arkadaş gibiydik. O dönem ortak zevklerimiz nerede ise tamamen aynıydı diyebilirim. Östrojen Tedavim bittikten sonra vücudum tekrar testesteron salgılamaya başlayınca fiziksel olarak farklılaştım. Onu artık tekrar cinsel bir partner olarak görebiliyorum ve bunu kuvvetle hissediyorum. Hastalığım benim için adeta içsel bir yolculuk oldu. Şimdi kız arkadaşımla çok uyumlu ve mutlu bir birlikteliğimiz var. Hastalığım öncesi çok yüzeysel kaba bir mizaca sahipken şimdi çevremi ve yakınlarımı bir kadın hassasiyeti ile algılıyor ve onlara daha çok değer veriyorum. Kız arkadaşım ailem ve çevrem şimdiki mizacımı çok beğeniyorlar. Bunu beni sıklıkla aramalarından ve aramızda yaptığımız derinlikli ve nitelikli mutlu sohbetlerimizden anlıyorum.

Amerika da yaşamını sürdüren bu delikanlının kanser tedavisi ile başlayan değişim  hikayesi , kadınlarımızın vücudunda bulunan östrojen hormonunun ne denli özel olduğunu çok iyi örnekliyor . Östrojen hormonu etkisiyle kadınlarda yüksek dozda açığa çıkan oxitosin hormonu ve bu hormonun getirisi olan sadakat duyguları (Allah, eş, aile ,akrabalık,kardeşlik, arkadaşlık vs ) , şüphesiz ki Kuran’ın bizlere emrettiği yegane insanlık değerlerimizi işaret ediyor .

Kadın ve erkek farkını sadece cinselliğe indirgemiş erkek egemen toplumlarda; Erkekler kadınlarını, cinsel ihtiyaçlarını da karşılayan köleleri olarak görürler. Kadınlar ise efendilerinin isteklerini yerine getirmek karşılığında güvende veya konforda kalabileceğine inanmış mecburi esirlerdir. Ve o esaret altına girebilmek için, rekabet halinde yegane becerileri olan dişiliklerini pervasızca sergilerler. Dünyanın en gelişmiş veya en yoksul ülkesinde de bu durum aynıdır. Sadece bedensel hazza ve güce tapan bu yaşam anlayışı, insanlığın kendisine olan en büyük ihanetidir.
Alfred Adler

Kim ve ne olduğumuzu idrak edemediğimiz durumlarda ,bizleri biz yapan şeyleri ve değerlerimizi de unuturuz. Böyle durumlarda kimliklerimize yapıştırdığımız Kadın Erkek Laz Türk Kürt gibi kendi irademiz ve çabamız dışındaki özelliklerimiz ile övünür böylelikle cehaletimizi boş bir kibir ile kapatmaya çalışırız. Bu genç adamın iki farklı cinsel yaşam tecrübesinde gördüğümüz üzere, Kadınlık ve erkeklik diye tanımladığımız kişilik yapıları aslında Allah tarafından bizlere verilmiş farklı hormonların , davranışlarımıza yansımasıdır. Önemli olan bu hormonların hangi şart ve koşullar için bize verildiğini idrak etmek  ve yaşamımızı bu hakikata göre anlamlandırmaktır.

Ebeveynler, çocuk yetiştirme sürecinde, çocuklarına sorumluluk duygusu kazandırma hedefinde evin bir ihtiyacını sipariş vererek alışverişe gönderirler. Henüz sorumluluğun idrakı içinde olamayan çocuklar ise markette karşılarına çıkan şekerlemeleri görünce alacakları şeyi  unutup ellerindeki parayı abur cubura harcarlar. Çocuğun sorumluk duygusunun bilincinde olması için öncelikle biz denen aile yaşamına karşı bir sorumluluk almış olması gerekir. Bir insanın neyi niçin yaptığını bilmeden sorumluluk alması ve davranışlarına yön vermesi asla mümkün olmaz. Eğer insan dünyaya niçin geldiğini sorgulamamışsa, yaşama gayesinin nedenini bilmiyorsa kendisine verilenin niçin verildiğini idrak edememiş ise, harçlığını abur cubura harcayan çocuk misali heva ve hevesinin peşinde sorumluluktan uzak bir yaşantıda oradan oraya savrulur.

Adalet sözlük anlamı ile; Bir şeyi olması gereken yere layıkıyla koymak demektir. Adalet kavramın karşıt anlamı ise zulümdür. Hak vermek veya dağıtmak olarak da tabir ettiğimiz adaleti sağlamak için öncelikle kişinin ,o hakkı kimin ve niçin hak ettiğini bilmesi gerekir. Bilmek ve öğrenmek sürecinde kişinin öncelikle kendiliğini oluşturan insan tabiatını bilmesi  ,kendisi için en doğru ve adil olanın ne olduğunu tespit etmesi ve sonrasında kendi haklarını öncelikle kendisine ve sonrasında çevresine teslim etmesi gerekir. Kendisi veya eşi veya çocuğu veya çevresindeki kişilerin yaradılış gayesini  ve yaradılışa göre tabiatını idrak edememiş kişiler, ne kendilerine ne de başkalarına hak ve adaleti asla dağıtamazlar.

Yüce Yaratıcının kadınlarımıza belirli nedenler üzerine bahşettiği bkz: ,hormon özelliklerini insanlığın barışı ve huzuru adına kullabilmeleri için onlara fırsatlar yaratmalıyız. Bizlere bakarak kişiliklerini oluşturan çocuklarımızın önünde kadınlarımızı yüceltmeli ve onlara, yalnızca kendi nefsimize hizmet eden köleler gibi hoyratça davranmamalıyız. Çocuklarımızın kişilik oluşumunda ( 0-6 yaş arası ) en büyük pay sahibi olan kadınlarımızın barışçıl insanlar yetiştirebilmeleri görevlerinde , onları “mış” gibi değil gerçekten, dünya barışının kurtarıcıları olarak görmeliyiz.

Değerlerimize sahip çıkmak çok önemli ancak; İnsanın kudret , para, güzellik , gibi kavramlara da  bağlılıklar geliştirmesi (günümüz insanında yaygın ) mümkün olabiliyor . Günümüz toplumuna bakarak, kadınlarımızın da kendilerini gözden geçirip onlara bu olumlu gücü ve değeri lütfeden  Allah’ı ve kendilerine lütfedilmiş kıymetin hangi görevi ifa etmek için bahşedildiğini bilmesi gerekiyor. Aziz Allah’ın kıymetli öğütlerini idrak ederek itibar ve itaat etmesi gerekiyor.

Sevgi, merhamet, sadakat, vefa ve bağlılık gibi o-6 kişilik gelişimi evresinde görerek öğrenilen insanlık hasletlerimizin inşasında, kolaylık olsun diye sadece ve sadece kadınlara lütfedilmiş bir hormonun avantajını, kadınlarımızın başka amaçlarda tüketmesi, şüphesiz ki, barışçıl sevgi dolu merhametli müminler yetiştirme görevlerinde kendilerini Allah’a karşı hesap vermede sorumlu hale getirecektir.

…اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّس
Erkekler kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar” Nisa suresi 34

Her yaradılanın bir görevi ve o görevleri ifa edebilmesi için Yüce Allah’ın o canlıya koyduğu birtakım özellikler vardır. Erkeğin görevi de ayetiyle bildirilmiştir. Kadın anılan varlığa sadece cinsel anlam yükleyen, Allah’ın testesteron hormonu vererek güçlendirdiği kaslarını ve avantajını , kadını korumak yerine baskı ve zulüm unsuru olarak kullanan ve böylece kadını  kendi kölesi haline dönüştüren erkekler, olsa olsa Allah’tan gafil zalimlerdir. Kadın olsun erkek olsun , insan öncelikle kendisini bilmeli ve kendisine bahşedilmiş özelliklerin, Allah tarafından niçin verildiğini idrak etmeli ve kendisine verilmiş kıymetin hakkını vermelidir.

Kutsal kitabımız Kuran, kişiler ve toplumlardaki zaafları erdemlere çeviren, kişiliklerimizi geliştiren, bizleri ilime bilime ve adalete yönlendiren, düşündüren sorgulayan ve sorgulatan içsel  bir yolculuk gemisidir. Ve o geminin içinde yolculuk yapanlara ayrılmış nice ihsanlar vardır.

Kaynaşmanız için size eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi ,O’nun kalplerinizdeki varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünenler için ibretler vardır. Rum Suresi,21


Kadınlar nesil yetiştiren tarlalar gibidir. (Nasıl ki hasat öncesi toprağı havalandırmak zararlı otlardan arındırmak ve hasat zamanına kadar türlü türlü emek vermek gerekiyor ise); Sizler de kadınlarınıza sevgi saygı ve şefkatle muamele edin. İtina gösterin ki : Onlar da sevgi dolu hayırsever evlatlar yetiştirsinler! Bakara Suresi,223

 

9 Comments

Yorumlar kapatıldı.