Biz kimiz ?

MALİK’El Mülk Allah’ın mülkü olan dünya üzerinde kabaca yedi milyar insan yaşıyor. Üzerindeki yaşanılamayacak alanları çıkarırsak ,kalabalık bir dünyada yaşıyor olmamıza rağmen, kişbaşına ortalama beş dönüm arazi ve on beş dönüm deniz düşmekte. Yani eşit bir paylaşım olsaydı,herkesin  payına ayrı ayrı beş bin metrekare toprak ve on beş bin metrekare deniz düşecekti.

Eğer dört kişilik çekirdek bir aile iseniz yirmi bin metrekare toprak ve altmış bin metrekare deniziniz var demektir. Altı futbol sahası büyüklüğünde bir arazi düşünün ve yirmi futbol sahası büyüklüğünde bir denizin kumuyla kumsalıyla size ait olduğunu hayal edin.

Elinizde ne kadar araziniz, deniziniz kumsalınız var?
Hakkınız olan bu denizlerden ne kadar yararlanabiliyorsunuz ve çocuklarınız ne kadar deniz ürünleri tüketebiliyorlar?

Üzerinde yüzlerce koyun tavuk dana besleyebileceğimiz sebze meyve yetiştirebileceğimiz bir alanın kullanım hakkı bizlere ait iken; Niçin insan sağlığına zararlı hormonlu yiyecekler tüketebilmek adına birbirimizle kıyasıya kavgalar mücadeleler vermek zorunda kalıyoruz ?
Yüz metrekare bir eve sahip olabilmek için, niçin mücadele ve kahır dolu bir ömür tüketiyoruz hiç düşündünüz mü ?

Yeryüzünde her gün, ortalama otuz bin insan açlıktan ölüyor.
Ve bizler maalesef bu duruma seyirci kalıyoruz. Bu ölümlerin çoğunluğu, madenleri, geniş verimli toprakları, uçsuz bucaksız ormanları olmasına rağmen, toprakları talan edilmiş ve hala edilmekte olan Afrika ülkelerinde gerçekleşiyor.
Biçare Afrikalıların, onca geniş arazileri ,ormanları ve denizleri var iken, niçin açlıktan ölüyorlar hiç düşündünüz mü?

Dünyada herkese yetecek su varken niçin bir buçuk milyar insan temiz su kaynaklarına ulaşamıyor ve hala susuzluğa bağlı hastalıklardan ölüyorlar düşündünüz mü?

Günümüz  dünyasında , mevcut sistemi ellerinde tutan güçler, bu topraklar için kime bedel ödediler ve kimden satın aldılar düşündünüz mü?
Yıllar önce yeryüzü henüz kimsenin tapusunda kayıtlı değil iken insanlar bu toprakları nasıl ve ne şekilde sahiplendiler hiç düşündünüz mü?

İnsanları bölerek , kaba kuvvet ve savaşlar ile elde ettikleri topraklardan (atalarımızın canı ve kanı ile) bizlere yüz metrekare yer satmak için, niçin bir ömür boyu çalışmamızı  istiyorlar düşündünüz mü?
İçinde yaşadığımız talan üzerine kurulmuş mevcut dünya düzeni sizlere eşitçe hakça ve  adil geliyor mu ?

Birlerine köle olmak size adil geliyor ise düşünmeyin!

İnsanlığın barış ve refah içinde yaşamasını arzu ediyorsak, ailemizin, çocuklarımızın ömrünü, birilerinin kölesi olarak sürdürmesini istemiyorsak;
Bu düzenin içinde ve bu düzene ait olan ne varsa reddetmeliyiz!

Çünkü bizler bu dünyada birilerine kulluk yapmak için gelmedik.
Size ait olanı size satmalarına izin vermeyin!
Size ait olanı biriktirmelerine kendi çıkarları için kirletmelerine ve kullanmalarına izin vermeyin!
İçinde çilekeş yaşamlar sürdürdüğümüz  kölelik düzeni değişmedikçe dünyada barış refah bolluk ve bereket olmayacaktır.
Ve maalesef bu sistemin sürdürülebilmesi adına düzen sahipleri efendiler(!) ,ayrımcılıklarla savaşlara insanları bölüp sömürülerine devam edecektir.

KÖLELİK DÜZENİNDEN KULLUK DÜZENİNE 

Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü Allah’ındır. Taha suresi 6

Tüm mülkün yaratıcısı ve bu nedenle asıl sahibi , Malik-el Mülk Allah bizlere ayetleri ile her şeyi açık ve net bildiriyor.Hem de üzerine yorum yapmaya bile gerek duymayacağımız şekilde;  Mülk Allah’ındır!

Mülkün asıl sahibi Allah, dünya hayatında insanlara sahiplendikleri mal ve mülkleri, onun bildirdiği koşullarda kullanmak üzere “emanet” olarak vermiştir.

Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Ali İmran suresi 18o

Bu emanet, bir ömür vakti kadardır ve günü geldiğinde hesabı mutlaka sorulacaktır.
İnsana sorulacak olan hesap, kendisine “emanet” olarak verilmiş mülkü nasıl ve hangi mantıkla kullanmış olduğudur.
Eğer kişi mülkü kendisinin saymış, sahiplenmiş ve o mülkü nasıl kullanması gerektiğini ayrıntılı anlatan Kuran’a  karşı;

Mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi, senin dinin Kitabın mı emrediyor? Hud suresi 87 

diye Allah’ın emrine karşı tavır almışsa çok büyük bir azaba çarptırılır.
Kuran’da, bu gerçek insanlara şöyle bildirilmektedir:

Allah’ın kendilerine lutfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır!  Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Ali İmran suresi 180 

Ayetinde buyurduğu üzere,İnsanlara emanet olarak verilmiş mülk Allah’ın mirasıdır ve “cimrilik ” yapmadan ve onun bildirdiği ölçüde ve bildirdiği yere harcaması koşulu ile verilmiştir. Kul Allah’ın emanet ettiği mülkü sahiplenip onu çoğaltmak veya muhafaza etmek yerine, malın gerçek sahibinin Allah olduğunu idrak ederek, Rabb’in emrettiği biçimde harcamakla  yükümlüdür. İnsana düşen pay; Kendisine emanet verilmiş mülk ve mallardan, kendi ihtiyaçları için gerekli olan makul bir kısmını ayırıp infak etmek ve kalanı yine belirttiği şekliyle miras bırakmaktır. Günümüz yaşantısında uygulandığı gibi İnfak edilmeden miras bırakılması mal mülk hırsına dayanır yani “infak edilmeden pey edilen  miras  ” haramdır.

Ey Muhammed ! Sana neyi infak edeceğini soruyorlar, De ki ; AFV’ı  yani, İhtiyacınızdan arata kalanı!  Allah size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Bakara suresi 219 

İnfak : Toplumun eşit ve hakça yaşaması için kulun ihtiyacından fazlasını Allah buyuruğu olarak gerekli yerlere harcaması demektir . Fakirlerin yoksulların yolda darda kalmışların kimsesizlerin engellilerin yetimlerin ıslahı için, eğitim sağlık  güvenlik gibi toplumun zaruri ihtiyaçlarında harcanması koşuluyla kulun Allah adına ödediği sadakatini belgeleyen bir diyettir. Yukarıda ayetinde buyurduğu üzere bu diyeti ödemeyen kullar asla AFV edilmezler!   Affın yegane diyeti  İnfaktır!
bkz; Afv ve Afüvv Allah
Yüce Allah’ın kullarına, belirttiği ölçüde ve yerlere harcaması koşulu ile emanet verdiği bir mülkü veya nimeti onun adına yani Mülkün sahibinin adıyla harcama mecburiyeti vardır. Ve İnfak buyruğu, tüm kullar için istisnasız olmaz ise olmaz bir farzdır.

De ki : Eğer Babalarınız oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sevdikleriniz, biriktirdiğiniz mallar, kasada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, veya beğendiğiniz meskenler,size Allah’tan ve Peygamberinden ve Onun emirleri doğrultusunda  mücadele etmekten daha sevgili ise, artık Allah’ın sizin için Azraile vereceği O son emrin vakti gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle Fasıklar Topluluğunu asla hidayete  erdirmez! Tevbe suresi 24 

Ayetinde belirtildiği üzere, eğer Allah yolunda harcamak yerine, kul malı, herhangi bir bahane ile “biriktirmeye” kalkarsa, sahiplenmeye çalışmış olur. Bunun ahiretteki cezası ise çok ağırdır. Bu kimseler hakkında Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar, Onlara acı bir azabı müjdele! Cehennem Ateşinin onlar için kızıgınlaştırıldığı gün, alınları böğürleri ve sırtları dünyada biriktirdikleri ile dağlanacak. İşte bu kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; Yığıp sakladıklarınızı şimdi tadın! denilecek! Tevbe suresi 34,35 

GÖKLERİN VE YERİN MÜLK SAHİBİ ALLAHTIR. Nur Suresi,42

İnsanların çektiği acıların ya da birbirlerine yaptıkları eziyetlerin başlıca nedeni mal mülk kavgasıdır. Kuran bilgisinden ve yaşantısından uzak kalan insanların yaşamları “mülk sahibi olma” hırsına dayanır. Ve bu kişiler sürekli daha fazla mala mülke ve güce sahip olabilmek için uğraşır, bu tutkuyu adeta yaşamlarının en büyük amacı haline getirirler.
Oysa insanların çoğalma ve çoğaltma tutkusu Hadid suresi 20. ayetinde , belirtildiği üzere tam manasıyla büyük bir aldanıştır.

Dünya hayatı mal ve evlat çokluğu ile övünme , oyun eğlence ile süslenmiş süreli bir yaşantıdır. Dünya hayatı yağmurun yeşerttiği ve ekincinin hoşuna giden ekin gibidir. Ancak; Bir süre sonra ekin kurur, böylece onu sararmış görürsün. Sonra o yemyeşil ekin çer çöp olur. Dünya hayatı şeytanın süslü püslü gösterdiği aldatıcı ve geçici bir metadan başka bir şey değildir.Hadid suresi 20

Yeryüzü olarak anılan mülkün asıl sahibi Allah’tır. İnsanlar, mal sahibi olduklarını sanmakla sadece kendilerini aldatırlar. Çünkü, sahip olduklarını sandıkları şeyleri ne kendileri ne de satın aldıkları kimseler yaratmamıştır, ve bu yüzden mülkü sürekli ellerinde tutmaya güçleri yetmez. Hiç bir insanın bir mülke sürekli “sahip” olacak durumu yoktur; çünkü insanların ömürleri sürelidir; Bu yüzden insan ancak, ömrü süresince kullanabileceği bir “devre mülke” sahip olabilir. Bu süreçte insan , ya infak edip başkalarının hakkını gasp etmeden itaatle bir ömür sürdürecek, ya da isyan ile Allah’ın mülkünü “ben ve benden olan”  mantığı ile benlikle sahiplenip miras bırakacak böylelikle  cehennem halkına katılacaktır.

Göklerde , yerde , bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların (petrolün!) tümü O’nundur. Taha suresi 6

Yüce Rabb’in kuranda bize gösterdiği yolu uygulamıyor oluşumuz; yeryüzündeki varlık içinde yokluk çekmemizin ve insanların acılar içinde bir ömür sürdürmesinin yegane sebebidir!
Unutmayalım
Şu anki kölelik düzeni yerine; Kulluk düzeni olsaydı;
Hepimizin beş dönüm arazisi ve onbeş dönüm denizi olacaktı!

Sizce insan niçin büyük bir arazisi var iken, onu elde etmek için kılını kıpırdatmaz da ,yüz metre kare bir ev için tüm ömrünü diğer insanlarla kavga ve mücadele ederek geçirir, düşündünüz mü?

Bizler aslında, kendi denizleri ve arazileri olan rahat ve mutlu yaşaması gereken varlıklarız.

Mevcut kölelik düzenin düzenbaz çıkarcılarına karşı , ormanlarımızı ve denizlerimizi ve soluduğumuz havayı kirletip yok etmememeleri konusunda gerekli karşı duruşu gösterelim.
Malları madenleri denizleri gasp edilmiş insanlar olarak birbirimizi kırmadan dayanışma içinde  Mülkün sahibi Yüce Allah’ın bir emri olarak kulluğumuza dönüp mutlaka gereken karşı duruşu gösterelim.
Böylelikle; Yüce Rabb’in bizler için sunduğu barış ve refah düzenine hiç olmazsa çocuklarımızın kavuşmasını sağlayalım!

Dünyanın topraklarını denizlerini ve yeraltı kaynaklarını  gasp edip zorbalıkla ellerinde tutan büyük çıkar gurupları, İslamiyeti niçin hiç sevmedi ve hiçbir zaman sevmeyecek anlıyor musunuz?
Çünkü Kuran’da Allah’ın mülkünü yığmak depolamak veya sahip olmak yoktur, eşitçe  adaletle pay edip yardımlaşma içinde dayanışma vardır.Allah’ın bizler için hak gördüğü ,mal mülk paylaşımı, dayanışma ,yardımlaşma ve miras konusundaki ayetlerine insanlık olarak riayet ettiğimizi düşünelim ; Dünya ne güzel bir yer olurdu.
Aziz Allah’ın öğütlediği ilkelerle yaşamamız halinde aramızdaki ilişkilerin nasıl değişebileceğini lütfen hayal edin. Ve aramızda oluşacak ,sevgiyi ,huzuru ,hoşgörüyü ve dayanışmayı düşünün. Hepimiz farklı yaşantılara kavuşur, barış huzur ve esenlik içinde mutlu bir dünya yaşantısı sürdürebilirdik. Yüce Rabb’imiz bizlere adaleti emretmiş ve şunu öğütlemiştir;

Ey iman edenler, adaletin ve dürüstlüğün tanıkları;Allah için kollayıp gözetenler olun! Bir topluluğun  veya toplumun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin! Adaletli olun! Bu korunmaya ve sakınmaya en uygun durumdur.Allah’tan korkun. Allah tüm yapmakta olduklarınızdan haberdardır.Maide suresi 8

İnsanı aldatmaya, kandırmaya ,sömürmeye yönelik oyun plan veya sistem kuran, kurgulayan ve o sistemde rol alan ve sistemi savunan kişilere düzenbaz denir.Bizler maalesef düzen sahibi düzenbazlara ayak uydurmuş halde yaşantılar sürdürüyoruz.

İslam hayatı bir ütopya değildir;Bilakis eylenmiş bir dünya yaşantısıdır. Peygamber efendimizin yaşadığı dönemde, “mülk ve infak” kuralları, sevgi eşitlik kardeşlik ve barış içinde, 47 maddelik Medine anayasası ile yazılı hale getirilerek yürürlüğe konmuş ve uygulanmıştır.

O halde, vicdanlarımıza şu soruyu sormamız gerekir;

Peygamberimiz ve onun dönemini idrak edenler Müslüman ise;

Biz kimiz ?
Eğer bizlerin yaşadığı İslam ise;

Peygamber efendimizin dini ne idi ?

Konuyu ne güzel özetlemiş Yunus Emre ;

Mal sahibi Mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi ?
Mal da yalan Mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan!

O gökleri ve yeri, hak ve hikmetle yaratandır. Allah’ın OL deyip de her şeyin oluvereceği o günü Hatırlayın! O’nun sözü gerçektir. Süra üflendiği günde, Mülk ve Hükümranlık yine O’nundur! Gaybıda görülen alemi de bilendir. O hüküm ve Hikmet sahibidir, her şeyden Hakkı’yla haberdardır. Enam suresi 73

O MÜLKÜN GERÇEK SAHİBİ, kutsal barış ve esenliğin kaynağı olan, kitabı insanlara göndererek zihinleri açan, ıslah eden, güvenlik veren, gözetip koruyan, dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan mutlak güç sahibi Allah’tır! Haşr suresi 23

6 Comments

  1. münafıklık diz boyu. belirttiğiniz gibi herkes ayetine uysa huzuru bulacak ama nerdeeee. Rabbim sizden razı olsun.

    Liked by 2 people

  2. Bir insanı aldatmaya, kandırmaya ,sömürmeye yönelik oyun plan veya sistem kuran ve o sistemde rol alan ve sistemi savunan kişilere DÜZENBAZ denir.
    Bu cümleniz her şeyi özetlemiş zaten. Allah razı olsun sizlerden. hurafenin din olduğu diyarda cesurca yazıyorsunuz.

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.