Münafık nifak

Münafık kalbinde nifak olan kimse demektir. Nifak ; Olaylar karşısında kişilerin, değerler yerine menfaatlerine göre davranışlarına yön verme eğilimini açıklar.Kuran anlatımıyla Münafıklar; Allah’ın ilkeleri yerine şartlara göre pozisyon alan ancak çıkarları için bunu gizlemeyi maharet edinmiş bencil korkak zayıf kişilik yapılarıdır. Zorluklara karşı mücadele gücünü kendilerinde görmeyen, Allah’a güven duymadıkları için özgüven duyguları da oluşmamış bu korkak zayıf kişilikler bu yüzden toplum içinde çeşitli maskeler ardına gizlenerek ve çeşitli hileler ile yaşamayı bir savunma biçimi olarak benimserler.Kuzu postuna bürünmüş kurt misalidirler. Toplum içinde yer edinmek adına, özellikle dış görüntülerine ve konuşmalarına aşırı itina gösterip beğeni oluşturmaya gayret ederler.Başkalarının kabul ve beğenileri üzerine düşünmeden sorgulamadan yaşam sürdürdükleri için, sığ, şekilci ve yüzeyseldirler. “Mış”  gibi yaşamak yaşam tarzları olmuştur.

Münafıklık veya ikiyüzlülük; Uzak durmamız gereken lanetli insanları aktaran ve bu sebeple Kuran’da yüzlerce ayetle detaylandırılmış çok önemli bir konudur.Zira bu hastalığa yakalanan kişiler çoğunlukla kendileri dahi hasta olduklarının farkında olamazlar.Hastalığın çağımızda bu denli yaygın olmasının sebebi de böylesine sinsi bir, Bknz; KALP HASTALIĞI olmasıdır.

Bizlere bela ve musibetten başka hiç bir şey getirmeyecek bu kişileri tespit edebilmek için öncelikle; Bu amansız kalp hastalığını, bin yıllar öncesinden dikkatimize sunan, Söz kelam ve tüm kavramların yaratıcısı, dertlerin dermanı hastaların şifası ilmi ve bilgisi ile tüm kainatı kuşatmış Âlim ve Şafi Allah’ın ahsen hadislerine ve kavli ayetlerine müracaat edeceğiz.
Çünkü kullarının kalblerinin hangi şartlarda hastalandığını en iyi bilen ve bizlere bildiren bizatihi Yüce Allah’ın kendisidir.

İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le ‘resûlullâhi, vallâhu ya’lemu inneke le resûluhu, vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûne

Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz şahadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.MÜNAFIKUN,1

2: İttehazû eymânehum cunneten fe saddû an sebîlillâhi, innehum sâe mâ kânû ya’melûne

Yeminlerini kendilerine siper ettiler, böylece Allah’ın yolundan saptılar ve insanları da saptırdılar. Muhakkak ki onların yapmış oldukları kötü bir şeydir.MÜNAFIKUN,2

3: Zâlike bi ennehum âmenû summe keferû fe tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûne

Bu, onların önce âmenû olmaları (Allah’a ulaşmayı dileyerek), ruhlarını Allah’a ulaştırdıktan sonra ise küfre düşmeleri sebebiyledir. Bu nedenle onların kalplerinin üzeri mühürlendi. Artık onlar idrak edemezler.MÜNAFIKUN,3

İslamiyet inancında; Yüce Allah ,Kelime-i şaadet getirerek akde giren ve sonrasında ayetlerine uyarak kendisine dayanan kullarını hem dünyada hem ahiret yurdunda hidayete ulaştıracağını vaad eder.Bu akid Müslümanlığın olmazsa olmaz altın kuralıdır.

Bu nedenle ; Allah’ın vaad ettiği yardımından ve dolayısıyla Müslümanlara verilecek dünyevi bir üstünlükten de faydalanmak isteyen bu çıkarcı kişilikler akde girmiş gibi görünerek müslümanları kandırma yoluna girerler.Ancak tabii ki Allah’ı kandıramazlar ve tüm kirli çamaşırlarını ortaya döken ayetler peşi sıra iner. Allah ile akid yapmış ancak bilerek ya da bilmeyerek ayetinin dışında seyreden kişilerin tümü Kuran da Fasık olarak tanımlanırlar. Münafıklar da akde girip fiilerin dışına çıktıkları için fasık sayılırlar ve Allah’ın yardımlarından faydalanamazlar. Bu durum bize Münafıkun suresi 6. ayetinde şöyle açıklanır.

Sevâun aleyhim estagferte le hum em lem testagfir lehum, len yagfirallâhu lehum, innallâhe lâ yehdîl kavmel fâsikîne.

Onlar (münafıklar) için mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onlara asla mağfiret etmez. Muhakkak ki Allah, FASIKLAR kavmini hidayete erdirmez.MÜNAFIKUN,6

İslami yaşantıda sakınılması gereken lanetli ve çok önemli bir kalp hastalığını işaret etmesi sebebiyle münafık kelimesi ; Kuran’da yaklaşık yüz yirmi ayette geçer. O kadar önemlidir ki ; Kıssalar ile birlikte binlere yaklaşan ayetle bu hastalık ve kavram ayrıntılanır. Ayrıca Münafıklar adına inmiş Münafıkun ismiyle bir sure mevcuttur.

Müslümanların Müslüman olanlarla evlenmesi buyruğu nedeniyle, konu çok dikkatle incelenmeli ve muhakkak detaylarıyla öğrenilmelidir. İslam’ın temel aile yapısını şekillendiren Kuran öğütlerinin içinde,Nifak ve Münafık konusu; özellikle eş seçiminde ayrı bir dikkat ve itina gerektirir. Çünkü Bir savunma biçimi olarak dışarıdan güçlü ve mükemmel gibi görünen bu zayıf kişiliklerin en önemli özelliği zorluk ve darlık zamanlarında sorumluluklarını terkederek ailelerini yüzüstü bırakmalarıdır.

Yüce Allah Kuran’da; Kullarını zorluklar ile ve çeşitli vesileler ile sınava tabi tutacağını bildirmiştir. Herkesin kendisini iyi insan diye tanıttığı bir dünyada; Bir şeyi dil ile söylemek kafi değildir. Bunu kanıtlamak gerekir ki bu durum kulun samimiyet testidir;

Ve mâ asâbekum yevmel tekal cem’âni fe bi iznillâhi ve li ya’lemel mu’minîn(mu’minîne).

Ve iki topluluğun karşılaştığı o gün, size isabet eden şey (musibet) ancak Allah’ın izni iledir ve mü’minleri belirlenmesi içindir.ÂLİ İMRAN,166

Ve li ya’lemellezîne nâfekû, ve kîle lehum teâlev kâtilû fî sebîlillâhi evidfeû kâlû lev na’lemu kıtâlen letteba’nâkum, hum lil kufri yevmeizin akrabu minhum lil îmân(îmâni), yekûlûne bi efvâhihim mâ leyse fî kulûbihim, vallâhu a’lemu bi mâ yektumûn(yektumûne).

Ve bu durum NİFAK çıkaranların bilinmesi, MÜNAFIK olanların belirlenmesi  içindir. Ve onlara: “Gelin, Allah yolunda mücadele edin denildiği zaman, “Biz mücadele etmeyi bilseydik, elbette size tâbî olurduk dediler. İzin günü onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar. Ve Allah, onların gizledikleri şeyi çok iyi bilir. ÂLİ İMRAN,167

Müminler zorlukların bir sınanma olduğunu bilirler ve sorumluluklarından kaçmadan dağılmadan parçalanmadan birlik ve beraberlik içinde aile olarak yollarına devam ederler.

Kendilerini kendilerinden bile gizlemeyi ustalıkla becerebilen bu maskeli sinsi kişilikler maalesef genellikle; Müminlerin veya kendi ailesinin başına gelen zor günlerinde, eşini çocuklarını yakınlarını, kardeşlerini yüzüstü bırakmalarının ardınca tespit edilirler. Ancak o sıkıntılı günlerde bir kadının bir başına çocuğu ile ortada kalması, veya müminlerin zorluklar içinde kalması, ancak ve ancak büyük pişmanlıklar getirir. Bu sebeple pişmanlığı yaşamadan önce Yüce Allah’ın öğütlerine kulak vererek münafıkları önceden iyice tanımalı ve münafıklarla ne dostluk ne de aile bağları kurmamalıyız.
Bakınız Cebrail as Peygamber efendimize ve nezdinde bizlere neler açıklıyor.

Ve izâ reeytehum tu’cibuke ecsâmuhum, ve in yekûlû tesma’, li kavlihim, ke ennehum huşubun musennedetun, yahsebûne kulle sayhatin aleyhim, humul aduvvu fahzerhum, kâtelehumullâhu ennâ yû’fekûne

Onları gördüğün zaman onların cesameti (görünüşleri) seni hayran bırakır. Ve eğer konuşurlarsa, onların sözlerini dinlersin. Oysa onlar, birbirine dayandırılmış kütükler gibidirler. Her sayhayı (gürültüyü) kendi üzerlerine (aleyhlerine) sanırlar. ONLAR DÜŞMANDIRLAR!
Artık onlardan hazer et (sakın), Allah onları helâk etsin (kahretsin), nasıl da döndürülüyorlar.MÜNAFIKUN,4

Müminler birbirlerine kardeş ilan edilmiştir ve birbirlerini gözetmek ve korumakla mükelleftirler. Kuran’ın yüzlerce ayetiyle detaylandırdığı ve bir kaç satırla geçiştirilemeyecek kadar önemli olan bu kalp hastalığını, gelecek sohbetlerimizde de derinlemesine irdeleyerek, ulvi bir sorumlulukla kardeşlerimize ve kardeşliğimize aktaracağız. İslami aile yaşantısının ve kardeşliğimizin temellerini sarsan ve çığ gibi büyüyen bu önemli sorunsalı, münafıkların davranışlarının altında yatan irade süreçleriyle birlikte, Kuran ışığında ve bilimsel yaklaşımlarla ve güncel yaşantılar eşliğiyle açıklamaya devam edeceğiz.