Tesbih ile yakin olmak

Tesbih ile yakîn olmak , müminlerin aklına ve kalbine kazıması gereken önemli bir kulluk vazifesidir.Tesbih; En zor anlarımızda ,en sıkıntılı zamanlarımızda sığınmamız gereken en sağlam kaledir! O kadar önemlidir’ki ; Tesbih olmadan yakîn, yakîn olmadan Tesbih olmaz.

Tesbih Arapça “sebh” fiilinden türetilmiş bir kelimedir. Sözlük anlamı; Hızlı aniden hareket etmek kayar gibi hızla geçmek demektir.
Kuran ayetlerine müracaat ettiğimizde ise ; Tesbih kelimesinin: “eşyadan maddeden,dünyevi gafletlerden hızla kayıp kulluk idrakı içinde ve derinlikle Allah’a sığınma”  anlamında kullanılmış olduğunu kavrıyoruz.

Kişiler yaşantıları içerisinde kendilerini tamamen veya bazan kısmen de olsa müstağni görebilirler. Bu durum insana önceden verilmiş kudretin (sınanmak için) zihinsel olarak insan tarafından sahiplenilmesi olarak tanımlanır.

Allah’a en sadık kullar olan Peygamberler dahi bazan gaflete düşerek, ön verilmiş kudret yüzünden kendilerini, müstağni ve bir başına hissedebilmişlerdir. Oysa Sınav sürecinde insanın başına gelecek veya gelebilecek veya verilecek belalar  bakidir. Bu yüzden kul, sınav süresince, Allah’ın vereceği kudret ve daimi yardımlarından soyutlanabilecek bir varlık değildir. Allah ile kulu ayrıştıracak, kişinin kendisini müstağni hissetmesini sağlayacak her tür zihinsel yorum, şeytanın vesvesesidir ve Allah ile kul arasındaki perdeleridir.

Bu perde özellikle insanın kendisini gaflet ile Allah’tan ayrı gayrı hissettiği zamanlarda, görülür. Yalnız olduğu sanısı ile kulun kendisini zayıf hissetmesi durumlarında yaşanılan, başarısızlığa dair inanç geliştirmek ve umutsuzluğa kapılmak, zihinsel perdelerimizi açıklayan güzel bir örnektir. Allah ile  kul asla ayrışık bir kavram değildir. Çünkü belalar karşısında insan hem muhtaç hem de acizdir. Örneğin; Engelli çocuğunun gözü kulağı kolu bacağı olmuş bir anne veya baba, Allah’ın vermiş olduğu kudret doğrultusunda yardımlarını evladına aktarabilir.İnsan sınav yaşantısı sürecinde ister engelli ister engelliye yada bir muhtaca vasi tayin edilmiş olsun kul her daim Rahman’a muhtaçtır. Kudretin yegane kaynağı ve sahibi Yüce Allah tüm belalarda, SADIK KULLARINA  yardımlarını ve mucizelerini çeşitli şekillerde vesile ile veya melek’leri vasıtasıyla gönderir.

Yüce Allah kendisine sadakatları ile dayanan kullarının yegane dostu olacağına ve kudreti ile kullarını en zor durumlardan bile düze çıkaracağına dair kesin söz vermiştir.
Veli Allah; kudretini ve sevgisini kulunun idrak etmesi açısından öncelikle tesbihe davet eder. Süreklilik ve derinlikle yapılan bu anma hali, “Allah’tan ayrışmaz kulluk” bilincinin kulda idrakı içindir. Kuran tanımı ile dosta yakîn olma halidir. Örneğin;

Peygamber efendimize atılan iftiralar üzerine, efendimiz görevini layıkıyla ifa edemeyeceği endişesiyle ve bir başına kaldığı sanısıyla içi çok daralmıştı.Bunun üzerine Hicr suresi ayetleri indi.

Surede ; İbrahim as in Allah’a ve mucizelerine güvenip sığınması örnek olarak gösterilirken, devamında gelen Lût kavmi kıssasında;
Lût Peygambere de melekler vasıtasıyla yardımlar gönderildiğini ve nihayetinde Allah’ın kudreti ile azgın bir kavmin nasıl yok edildiği aktarılır.
Ve sonrasında; Tartıda ölçüde hile yapan insanları kandıran tehdit ederek haraç toplayan ve daima bozgunculuk yapan sapkın eyke halkına gönderilmiş Şu’ayb as a yapılan Allah’ın yardımları hatırlatılır.
Ve tüm bu örnek gösterilen kıssalardan sonra son ayetlerinde, sıkıntıdan daralmış Peygamber efendimize umutsuzluğunu yok etmesini çünkü yalnız olmadığını ve ; “tesbihi ardınca gönderilecek”  Allah yardımı şöyle duyurulur;

95- Şüphesiz o alay edenlere karşı Biz sana yeteriz!

96- Ki onlar, Allah ile beraber başka İlahları ortak kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğrenecekler!

97- Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz.

98- Sen Rabbini hamd ile Tesbih et ve secde edenlerden ol.

99- Ve YAKÎN sana gelinceye kadar Rabbine dua et.HİCR,95-99

İnsanoğlu ; Allah’a itaatkar bir kul olmak üzere yaratıldığı için; Tesbih ; Allah ile kul arasındaki dünyevi perdeleri ve yalnızlığını ve ıssızlığını ve çaresizliğini ve umutsuzluğunu, ortadan kaldıran mucizevi bir kapıdır. Tesbih anında yaşanan Yâkin hali; Kuran’da bahsedilen, Görmediği halde Allah’ı ürperti ile hissetme halidir. Tesbih halinde yaşanan yükselme ve iç motivasyon, kulun kendisine telkini değil bilakis; Allah’ın tesbih içindeki her kuluna yaşattığı mucizevi ve ruhani bir Tanrı dokunuşudur.

Görmeden Rablerine içi ürpererek saygı duyanlara gelince; Onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük ödül vardır.MÜLK,12

Öyle ki tüm mucizeler kullara tesbihler ardınca verilmiştir. Allah’ı tesbih etmek, vesileleri ortadan kaldırarak asıl dostu yani; yakîn-i idrak etme halidir.

Zekeriyya: Ey Rabbim! oğlum olacağına dair bana bir alâmet ver” dedi. Allah da buyurdu ki: “Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam Tesbih et! ALİ İMRAN,41

Kuran’da aktarılan kıssalarda tüm Peygamber’ler yaşadıkları dönem ve coğrafyalarda Allah’ın dinini tebliğ ederken ağır mukavemetlerle karşılaştılar ve iftiralara uğradılar. Böyle durumlarda Yüce Allah Onlara, hemen halvete çekilmelerini ve halkla irtibatı keserek susma orucuna girmelerini ve sabah akşam Allah’ı tesbih etmelerini buyurmuştur. Ali imran suresi içinde; Hz Meryem ve Zekeriyya kıssalarında örneklenen “halvette Tesbih dua ve secde içinde yakîn olmak” tüm müminlere öğüt olarak vahy-i tebliğ edilmiştir.
Ancak tesbih Allah’ın bildirdiği kararda olmalı, Allah’ın diğer emirlerini ihlal etmeyecek ölçüde yapılmalıdır.Bu ölçüyü “susma orucu sohbetimizde detaylandıracağız inşaAllah.

Belirtmeliyiz’ki ; Allah ile kul arasındaki ilişki önemli bir prensibi de beraberinde getirmektedir. Kul alacağı yardımlar öncesinde kulluk bilincine dönmek zorundadır. Her ne kadar Yüce Allah kulunun en yakın dostu olsa da bu dostluk; İnsanlar arasındaki gibi ahbap çavuş ilişkisi değildir. En zor en sıkıntılı zamanlarda kudreti ile kulunu her tür sıkıntıdan mucizeleri ile kurtaracağını tebliğ eden Yüce Allah, karşılığında kulundan tesbih secde ve dua ile önünde eğilmesini bekler. Hiçbir şey yapmadan Allah’a, beni bu durumdan kurtar demek, Aladdin’in lambasındaki cine emir vermek gibidir. Allah’ı hizmetçi konumuna sokmaktır. Şirktir. Küfr’dür.

Allah yardımlarıyla kulunun dostudur. Kul ise itaat ve sadakati ile Allah’ın dostudur. Allah ile Kul arasındaki dostluk bu hassas bağlar ile tanımlanır ve kulların sadakati nispetinde güçlenir.Ve sadakat O’na YAKÎN olmanın yegane şartıdır ve kulluk kavramının özüdür.

İnsan hariç tüm canlılık ,sınanma alanında(yeryüzünde) Allah’ın kendisine biçtiği görev ve bu görev üzerine yarattığı fıtrata göre yaşam sürdürür. Tüm canlılar ekolojik bir denge ile insanın sınanması sürecinde sınav meydanının sürekliliğini sağlarlar.

Muhakkak ki Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.KAMER,4

Muhakkak Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.Biz; bunları, (sınanma düzenini sağlamak üzere) hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bunu düşünmezler.DUHAN,38,39
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, hep Allah’ı Tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavramazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.İSRA,44

Sınanmak üzere gönderilmiş ve bu yüzden serbest irade verilmiş insan hariç; istisnasız her canlı, insanlar gibi başka başka yollara sapmadan içlerine önceden vahiy edilmiş kulluklarının gereğini istisnasız sadakatla yerine getirirler. Arı bal yapar inek süt yapar vs. Her canlı itaatkar halde kendi kulluk vazifesini ifa eder. Kuran tabiri ile Allah’ı tesbih eder.

İnsan ise serbest irade ve akıl denen kılavuzu ile gönderildiği için ,Allah’ın vahy-ini sonradan Peygamberler vasıtası ile alır ve böylelikle sadakat dairesinde adil bir sınanma ortamı gerçekleşmiş olur.

Sen ancak, Kur’ân’a uyan ve görmeden Rahmân’ı görüyormuşçasına içi saygıyla ürperen kimseleri uyarabilirsin. İŞTE BÖYLESİNİ BİR AF VE GÜZEL BİR ÖDÜLLE MÜJDELE! YASİN,11