Zikir ve zikrin hakikatı

Zikir kelimesi dilimize Arapçadan girmiş önemli bir kavramdır. Sözlükte bir şeyi anma hatırlama zihninde hazır tutma anlamına gelir. Kuran’da Allah’ı ve buyruklarını hatırlayarak, uyanık kalma manasında kullanılmıştır. Karşıt anlamı ise gaflet ve dalalettir. İnsanın Gaflet ve dalalete düşmemesi için sürekli Allah’ı anarak nerede ve niçin yaşadığını öncelikle, kendisine hatırlatması gerekmektedir. Bu nedenle zikir kelimesinin zihinlere yüklediği anlam içsel ve kalpten yapılan hatırlamalar olmalıdır. Müminler için büyük önem teşkil eden Zikir kavramı, tarihsel süreçlerden günümüze kadar anlam kayması geçirdiği için, Kavramın hakikatini Kuran’ın kavli ayetlerine müracaat ederek açıklamaya gayret edeceğiz.

Kuran müminlerin tüm yaşamları boyunca süreklilikle danıştıkları yegane kılavuz olduğu için “öğüdü hatırlatan ” anlamıyla Zikir olarak da adlandırılmıştır.

1- Ta, Ha.

2- Biz sana bu Kur’an’ı güçlük çekmen için indirmedik,

3- ‘İçi titreyerek korku duyanlara’ ancak öğütle hatırlatma olsun diye indirdik. TA HA,1-3

99- Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana Katımız’dan bir zikir verdik.

100- Kim bundan yüz çevirirse, şüphesiz kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir. TAHA SURESİ

1. Andolsun saf saf dizilenlere!

2. Önlerindekini sürdükçe sürenlere!

3. Zikir okuyanlara!

4. Şüphe yok ki sizin ilâhınız bir tektir. SAFFAT SURESİ,1-4

Yukarıdaki örnek ayetlerinde gördüğümüz üzere; Zikir ismiyle de anılan Kuran’ın ağır ağır tefekkür içinde okunması ve okunan öğütlerin hayata geçirilmesi şart koşulmuştur. Bu yüzden Kuran’ı idrak ederek tefekkür içinde okumak zikir’dir.

Akıl sahipleri o kimselerdir ki, ayakta iken ,çalışır iken otururken ve yatarken daima Allah’ı zikrederler
göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve şöyle derler:”Ey Rabbimiz sen bunları boşuna yaratmadın. Sen batıl şey yaratmadan münezzehsin. Artık bizi cehennem ateşinden koru. Al-i İmran, l9l

Ayetinde örneklediği üzere Tefekkür içinde yaradılışa bakarak Allah’ı hamd ve şükür ile anmak samimi bir zikirdir. Aynı şekilde çevremizdeki kişilere yaratılmışlıktaki güzellikleri işaret ederken Hamd ile yaratıcıyı yüceltmek ve hatırlatmak da zikirdir.Bir arkadaşımıza ne güzel Çiçek demek zikir değildir. Ancak Yüce Rabbim ne güzel yaratmış diyerek samimiyetle hamd içinde Allah’ı hatırlamak ve hatırlatmak zikrin hakikatidir.

Kuran’da Zikir Allah’ın öğütlerinin hatırlanması ve tebliğ ederek hatırlatılması manalarında kullanılmıştır. Bu nedenle bir başka kişiye Allah’ı ve Zikr olarak da anılan Kuran hükümlerini hikmeti ile hatırlatmak zikirdir. Tarihsel süreçle çeşitli tasavvuf ve tarikat çatıları altında “ruhban sınıfı” tarafından anlam değişimine uğratılmış zikir kavramı, günümüzde asıl amacından ve manasından kopartılmıştır.

Zikir bir köşeye çekilip Allah’ı anmak veya tesbih çekerek Allah’ın ismini sıkça tekrarlamak veya manasızca tekrar eden hareketlerle dans etmek demek değildir. Bilakis sınav yaşantısında ameller içinde, dil ve kalp ile anmak demektir. Örneğin;

Sadakalar yardımlar kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir! Her şeyi Allah’tan bekledikleri için ve İffetlerinden dolayı dilenmedikleri için bilmeyen onları varlıklı sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca bir şeyler istemezler. Sizler Allah adına hayır olarak onlara ne verirseniz, şüphesiz Allah onu görür.BAKARA,273

Aziz Allah Müminler’e fakirleri yoksulları koruma ve kollama görevi vermiştir. Müminler infak görevlerinde bireysel ya da toplu halde; ayetinde işaret ettiği, “yardımı Allah’tan bekledikleri için kendilerini göstermeyen”, muhtaçları araştırır bulur ve ayetinde bildirildiği gibi yardımı Allah’tan bekleyen bu kişilere kendi benliklerini öne çıkarmadan isim vermeden “Bu nimeti size Allah gönderdi diyerek” görevlerini ifa ederler. İşte böylesi ulvi bir görevde anılacak Allah lafzı çok değerlidir ve zikrin halisanesidir.

Yine başka bir örnekle; Afrika’da her gün açlıktan çoğunluğu kadın ve çocuk otuz bin kişi yaşamını yitiriyor. Meşakkatli olsa da Allah’ın bir yardım eli olarak orada bulunmak ve elinde Allah’ın nimetiyle muhtaçlara yardım ederken Allah’ı  Hamd ve şükür dairesinde zikretmek ve böylece zikredilmesine vesile olmak, hem bir çok insanı Allah’a kalb-i yakınlaştırır hem de zikrin en samimi en halisane olanıdır.

Allah’ın ayetlerinden kopuk yaşayarak bir köşeye çekilip Allah lafzını zikretmek mi önemlidir yoksa ayeti emir telakki edip fiil üzerinde zikretmek mi?

Fiilsiz zikir samimi değildir çünkü Aziz Allah ; âyetlerine riayet etmeyen kişileri fasık olarak adlandırır ve fasıklara asla hidayet etmeyeceğini buyurur. BKNZ; FASIK

Zikrin asıl amacı Sadece Allah’ı hatırda tutmak değil, Allah’ın yegane otorite olduğunu hatırlayarak emirlerini yerine getirmektir. Böylece kişinin hem kendisini hem de çevresini gafletten uzak tutmasıdır. Bu amaçla tebliğ hükümlerine uyarak yapılan tüm fiiller Zikri Hakikat dairesinde değerlendirilir. Zikir Aziz Allah’ın öğütlerini hatırlama ve hatırlatma iken öğüdün Allah’ın zikri Kuran  ile ve Allah rızası için yerine getirilmesi ZİKRİN HAKİKATI’dır.

Kuran’a göre; Davranışlara dökülmeyen hiç bir söylem samimi değildir. Bu yüzden Tevhidin esası; Zikrin amellerde görünmesidir. Düşünelim ki bir evlat sabah akşam babasının öğüdünü dinliyor ve unutmamak için tekrar ediyor ancak iş uygulamaya geldiğinde bildiğini okuyor her tür fesadın içinde bulunuyor! Bu durumda evladın öğüt dinlemiş veya verilen öğüdü dili ile tekrar etmiş olmasının ya da sıkça babasının ismini zikrediyor olmasının ya da kafasını sağa sola sallamasının bir ehemmiyeti var mıdır?

Çünkü insanın bu dünyada bulunmasının yegane sebebi Rahman ve Rahim Allah’a sadakatını ilahi Rıza dairesinde kanıtlamaktır.

29 – Onlar ki, ZİKİR ile İman etmişler ve Salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir! RAD SURESİ

Zikir dil ile tekrar edilen boş sözler değil bilakis; kalp ile gönülden Allah’ı anmak ve onu yeryüzünde yüceltmektir. Bu fiillere İslami literatürde, İ’lâ-yı Kelimetullah adı verilmiştir. İlayı Kelimetullah ; her tür küfür ve şirk düzenine karşı Allah’ın varlığını, barış düzenini , adaletini, birlik şuurunu, islâmın yüceliğini ve zikrin (Kuranın) önemini HİKMETİ İLE ANLATARAK savunmak demektir. Zikrin davranışlara rucu etmiş şekli olan İ’lâ-yı Kelimetullah zikirlerin halisanesidir.Aziz Allah hayırlarda yarışın yoksulları koruyun gözetin Hakkı adaleti toplumda ayakta tutun! buyurmaktadır. Allah rızası için yapılması gerekli tüm bu ameller insanın yaşamında süreç ve çaba gerektirir. Zikir mana olarak fasık ve BKNZ; MÜŞRİK BİR ANLAYIŞLA bencilce bir köşede oturup Allah kelimesini kendi kendine dil ile tekrar etmek değil bilakis ; Hüküm ve hikmet sahibi Hakim Allah’ı ve öğütlerini insanların akıllarına,kulaklarına ve gönüllerine seslenerek hatırlatmak ve böylece tevhid dini islamın huzur düzeninin tüm yeryüzüne yayılmasına vesile olmaktır.

27 – De ki: “Hakikaten Allah, dilediğini şaşırtır ve kendisine gönül vereni de hidayete erdirir.

28 – Müminler , iman etmiş ve kalbleri Allah’ın zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler ancak, Allah’ın zikri ile yatışır

29 – Çünkü Onlar : Zİkir ile İman etmişler ve Salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir! RAD SURESİ

1 Comment

Yorumlar kapatıldı.