Zulüm zalim zulmet

Zulüm  söcüğünün mastarı zulmet kelimesidir. Zulmet insanda ,nurun ışığın olmama durumudur. Zulüm ise kavram olarak; karanlıkta kalma, hakk ve adaleti yerine koyamama, baskı şiddet hak yeme eziyet ve işkence manalarına gelir. Kurandaki anlamıyla zulüm bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak demektir. Hakk’ın yerine batılı , doğruluğun yerine yanlışı, gerçek olanın yerine vesvese ve sanıları koymak Kuran’a göre zulümdür ve bunları yapanlar zalimdir.
Yüce Allah müminleri birbirine kardeş ilan ederek, müşfik, yardımsever, bir tavırla birbirlerini korumalarını çeşitli ayetleri ile bildirmiştir.BKNZ;İMAN MÜMİN EMANET Bu yüzden Müslüman olanlar birbirlerine baskı ve zorbalık yapamazlar. Akde girmemiş olanlara karşı yine zorlama ve zorbalık yapılması yasaklanmıştır çünkü İslamiyet dininde tebliğ etmek görevi vardır ancak sınanmanın özgür irade altında gerçekleşmesi adına zorlama kesinlikle yasaklanmıştır.

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın? YUNUS,99

De ki: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden hak geldi. Artık kim hidayeti kabul ederse kendi canı için kabul etmiş olur. Kim sapıklık ederse kendi zararına sapıklık etmiş olur. Ve ben sizin üzerinize vekil değilim.” (YUNUS/108)

Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik Kitapla yazılı bir şekilde birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.BAKARA,256

Yüce Allah Müminler’e baskı ve zorlama yapılmasını yasakladığı için her hangi bir kişiye baskı yapılması zulümdür çünkü; Baskıyı yapan kişi Allah’ın emrini hiçe sayarak bu fiile girdiği için isyankar olarak ahirette misliyle karşılığını alacaktır. Bu yüzden birisine zulüm eden kişiler, aslında kendilerine zulüm etmiş olurlar.

ARAF,175 – Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.

ARAF,176- Ve eğer dileseydik onu  bknz; O ÂYETLERLE YÜCELTİRDİK, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

AYETLERİMİZİ İNKAR EDİP , KENDİLERİNE ZULMEDEN O KİŞİLERİN HALİ NE KÖTÜDÜR! Araf,177

Müminler “Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunurlar.” (Şûra: 26/39).

Zulme uğradıktan sonra, savunup hakkını alan kimseye ceza vermek için bir yol yoktur. (Şura:42/41)

Kendi yarattıklarını en iyi bilen Alim Allah’ın Kuran’da getirdiği tüm ilkeler; Bireysel olarak insanın ve ait oldukları toplumların ortak huzurunu tesis edecek en doğru prensiplerdir ve İnsan fıtratına en uygun olanıdır. Bu prensiplerin dışında seyreden her tür davranış insanın kendisine veya çevresine yaptığı zulüm olarak kabul görür. Zulüm ve zalim kelimesinin karşıt anlamı ise bknz; ADL VE ADALETTİR
Zulüm kelimesi Kuran’da yaklaşık üçyüzelli ayette geçer ve içerdiği gerçek anlam itibarı ile, Aziz Allah’ı otorite olarak kabul etmemenin ve Allah’ın ayetleri dışında seyretmenin ve diğer kişilere yapılacak herhangi bir baskının veya kötülüğe teşvik eden fiillerde bulunmanın bir zulüm olduğu ve bu zulmü ifa edenlerin ise zalim oldukları vurgulanır. Kişiler kendilerine zulmediyorlarsa hikmetiyle öğüt verilir. Ancak diğer insanlara zarar verecek veya teşvik edecek fiillerde bulunanlar yukarıda ayetinde buyurulduğu üzere ceza alırlar. Kuran’da zalim zulüm ve zulmet kavramları hem kişinin kendisine, hem de çevresine ve toplumuna zarar getiren  halleriyle ayetleriyle detaylı örnekler verilerek ayrıntılanmıştır. Aşağıdaki zulüm ayetleri örneklerden sadece bir kısmıdır.

51 – Hani bir zamanlar Musa’ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle ZALİMLER idiniz.

52 – Sonra yine de sizi affettik, artık Allah’a şükretmeniz gerekiyordu.

53 – Ve hani bir zamanlar Musa’ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
54 – Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle ASLINDA KENDİ KENDİNİZE ZULMETTİNİZ  , bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm’dir.

55 – Hani bir zamanlar “Ey Musa biz Allah’ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız.” demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.

56 – Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik.

57 – Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, aslında bize ZULMETMEDİLER lakin kendi benliklerine ZULMEDİYORLARDI.

58 – Hani bir zamanlar “Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve bizi bağışla! deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız” dedik.

59 – Bunun üzerine o ZULME devam edenler sözü değiştirdiler de, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o ZALİMLERE murdar bir azap indirdik. BAKARA,51-59