İblis ve şeytanlar

İblis ve Şeytan kavramları, sınav yaşantılarımızdaki huzurumuzu ve sonsuz saadetimizi birincil derecede ilgilendirmesi hasebiyle itina ile idrak edilmesi gereken önemli bir konudur.
Ateşten yaratılmış İblis şeytanın öznel ismidir. Adem ise insanın öznel isimdir. Kuran’da Adem’in soyundan gelen nesil insanlar olarak anılır.

Adem’in yaradılış özütünün, “hamein mesnûn olan salsalinden” yani (testi yapımında kullanılan toprak gibi cansız inorganik bir maddeden organik canlı bir hale dönüşür nitelikte) ismi salsalin olarak açıklanan bir maddeden yaratıldığı vurgulanıyor,

Kehf Suresi 50. Ayetinde ise İblis’in cinlerden olduğu bildiriliyor ve Hicr suresi 27. Ayetinde cinlerin yaratılış ham maddesinin semûm ateşi olduğu ayrıntılanıyor.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” yarattık.

15/HİCR-27: Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm(semûmi).
Ve cânn; onu, daha önce semûm’un ateşinden yarattık.

Şeytan kelime anlamı olarak; hayırsız olan, zarara uğrayan, kibre kapılarak şaşkınlığa düşüp hak gerçekliğe ve Allah’a sırtını dönen anlamına gelir. İblisin Adem’i aldattığı gibi, insanları kandırmak için hile ve tuzaklara başvuran insanlar da Kuran’da şeytanlardan, şeytanın dostları, kardeşleri, işbirlikçileri olarak anılır. Şeytan bir isim değil sıfattır. Bu nedenle, İblisin soyundan gelmese de, tabiat olarak iblis gibi hareket eden insanlar da şeytanlardan olarak anılır.

İlk yaratılışının aksine Adem; Sınanmak amacıyla gönderildiği yeryüzündeki ikinci yaratılışta; Bir süreliğine yaratıldığı, Sudan yaratıldığı ve merhaleler halinde yaratıldığı, çeşitli ayetlerinde ayrıntılanır.

İnkâr edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişik idi. Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?” (Enbiya/30)

Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Bazısı karnı üzerinde sürünür, bazısı iki ayakla yürür, bazısı da dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kadirdir” (Nur/45).

Ve kad halakakum etvârâ(etvâren).
Ve O, sizi (insanı) halden hale merhalelerle yaratmıştır.,Nuh suresi14

Nasıl ki Adem yeryüzünde çoğaldıysa, İblis’in nesli şeytanlar da yeryüzünde çoğul halde bulunmaktadırlar. Yüce Allah Kuran’da, şeytanların nasıl çoğaldığını bildirmediği için bu konuda her yorum ancak vesvese sayılabilir. Ancak Kuran’ın bir çok ayetinde, şeytan kelimesinin çoğul olarak kullanıldığını görmekteyiz. Şeytan ve İblis hakikatini, Alim Allah’ın ahsen hadislerinden ve kavli ayetlerinden idrak edelim;

Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.ARAF,202

Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: “Biz, sizinle beraberiz, biz sadece onlarla alay ediyoruz.” derler.BAKARA,14

Kuran’ın bir çok ayetinde zikredildiği üzere her kişinin başına musallat olmuş şeytanlar vardır. Şeytanların musallat olması ise henüz yeryüzüne inmeden önce, insanı sınamak adına verilmiş, Allah izni iledir. Hicr Suresi 36. 37. 38. Ayetinde  İblis’in izin istemesi ve izin verilmesi ve süresi açıkça belirtilmiştir.

36 – İblis: “Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne kıyamete kadar bana mühlet ver” dedi.
37 – Allah buyurdu ki: “SEN MÜHLET VERİLENLERDENSİN”

38 – “Allah katında bilinen vaktin gününe kadar…”

Yüce Allah’ın İblis ve Adem’e niçin mühlet verdiği bir kıssa ile Bakara Suresi 30-39. Ayetlerinde ayrıntılanmıştır.

30 – Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Melekler : “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. Rabb’in : “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi.

31 – Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi.

32 – Dediler ki: “Yücesin sen ya Rab!. Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin”.

33 – Allah: “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, Allah: “Ben size, göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi.

34 – Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yenildi ve, inkârcılardan oldu.

İblis; Bir aşağılanma ardınca Allah’a karşı gelerek, kibiriyle kendi yaratıcısına neyin doğru olduğunu öğretmeye ve dikta etmeye kalkışarak Allah’ın bilgisini sorgulayan ve Allah’ın hükmünde adaletin bulunmadığını iddia ederek Allah’ın hükmünün dışına çıkmış, isyankar bir varlıktır. Ancak isyan ardınca hemen 35. Ayetinde Adem ve eşinin cennete gönderildiği vurgulanmıştır.

35 – Dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

Kibre kapılan İblis Adem ve eşinin peşinden cennete girerek onları kandırmak suretiyle haklılığını Allah’a kanıtlama derdine düşer. Öncesinde İblis olarak anılırken ilk kez 36. ayetinde,  şeytan olarak anılır. Çünkü;

İblis düşünce ve sözleri ile Allah’a isyan halinde olmasına rağmen düşüncesini eyleme dökmediği için cennete girmesine izin verilmiştir ve hala iblis ismiyle anılmaktadır. Burada verilen örnekde görüldüğü gibi, yaratılmışlar kibirleri ve cehaletleri yüzünden doğruları göremeyebilirler. Nitekim 30.ayetinde sadece İblis değil, tüm Meleklerin Allah’ın Adem hakkındaki irade ve hükmünü sorgulayarak karşı çıktıkları Allah tarafından ayetiyle hadis edilir ve ardınca ayetlerinde, İnsanın üstünlüğü meleklere gösterilince, onlar da insanın meziyetlerini kavrar ve hemen Allah’ı yücelterek Allahın en iyi bilen Âlim olduğunu vurgulayarak Allah’ı doğrularlar. Melekler de ilk önce İblis gibi Allah’ın hükmünü sorgulamalarına rağmen ceza almamış ve inkarcı sayılmamışlardır.

Kuran’da bildirildiği üzere insan cahilliği ile yanlış düşünüp hatalar yapabilir. Bu nedenle insana okuması tefekkür etmesi ve bilmediği hiçbir şeyin peşine düşmemesi farz kılınmıştır.BURADAN BAKINIZ

Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak göz ve kalp, bunların hepsi sorumlu olur. İsra 17/36

Bilmemek günah değildir. Ancak öğrenmek için dikkat ve gayret göstermemek günahtır. Bu yüzden müminler takva ile  doruk bir dikkat ve itina içinde Allah’ın bilgilerine müracaat etmek ve yaşantılarını hükümlerine göre düzenlemek zorundadır.

34. ayetinde, Ademin üstünlüğünü gördükten sonra bile, İblisin kibre kapılarak meleklerin aksine bir tutumda, dayattığı  vurgulanır. İblis, Allah’ın hükmündeki yanlışı Allah’a ispat etmek için Adem’in peşinden cennete giderek Ademi kandırır. Adem’in hatası Allah’ın buyruğunu gözardı ederek İblise inanmasıdır. Böylece insanoğlunun ilk itaatsızlığı  İblisin şeytanlığı ile başlamış olur. Şeytanlık yapmak deyimi de bu kıssadan gelir. Her şeyi en iyi bilen Âlim Allah’ın gönderdiği hak bilgilerin aksine seyreden tüm tutum ve davranışlar şeytani kabul edilir. Yalan söyleyerek Ademin kandırılışı gibi birilerini kandırmak , yalan ile aldatmak Allah’ın hükümlerine kibirle sırtını dönmek, Kuranda şeytani vasıflar olarak açıklanır ve ayrıntılanır.

Burada dikkatimize sunulan önemli durum; İblis ismiyle anılan bir varlığın eylemini gerçekleştirdikten sonra 36. ayetinde ilk kez ,sıfatı ile şeytan olarak anılmasıdır. Bu durum bizlere “Amellerin esas sayıldığını” açıklayan bir başka örnektir.

İblis ateşten yaratılmış bir varlığın öznelliği iken, Allah’ın hükmü dışında davranışa geçmesiyle  sıfatı olarak şeytan ismiyle anılmıştır. Kulların sınav yaşantısında da durum böyle kabul görür. Dinde esas amellerdir. Kul Rabb’in hükümleri dışındaki hallerde fasık sayılır ve şeytanın dostları olarak anılır. Kuran’da Müslümanım diyerek söz ile akde girmiş ancak amelleri ile tersine hareket eden kişiler de münafık ismiyle tanımlanmış ve şeytan dostları olarak lanetlenmişlerdir. İmanın amelde tezahürü esastır ve ameller kulların itaatını belgeleyebileceği yegane zemindir.

36 – Bunun üzerine şeytan onların aklını çelerek ayaklarını kaydırdı, içinde bulundukları cennet yurdundan çıkardı. Biz de: “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır.” dedik.

Kıssada vurgulandığı üzere İblis İnsanı Allah’ın gözünden düşürmek için kandırmaya çalışan yegane düşmanıdır. Ancak Adem Kulluğa ve inanmaya meyilli olduğundan ve yalanı bilmediğinden şeytanın sözüne kanar ve böylece ilk kez başka bir varlık tarafından kandırılmış olur.

36. Ayetinde; şeytani sıfatla anılan İblis ve Adem’in neslinin sadece birbirlerine hasım ilan edilip yeryüzüne gönderiliyormuş gibi algılanması doğru değildir zira ; şeytan zaten yaptığı aldatmacanın ve insana husumetinin bilincindedir. Allah da bunun farkındadır. Bu yüzden tebliğ ; Şeytanın husumetinden ve şerrinden korunması adına merhameten İnsana yapılmaktadır. Çok önemlidir Zira;

İnsanın ikinci kez aynı hataya düşmeden, Şeytan denen iblisin yegane düşmanı olduğunun idrakı içinde, MÜMİN ALLAH’a ve hükümlerine İMAN edip SIDK VE SADAKATİNİ kanıtlaması gerekmektedir.

37 – Derken Âdem Rabb’ından birtakım kelimeler aldı, onlarla tevbe etti. O da tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.

38 – Onlara dedik ki: “Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

Ayetinde yeryüzüne Tevbe ardınca  sürgün edilişimiz aktarılmakta ve Peygamber geldiğinde kim takip eder de gönderdiği Kuran’da yazılı bildirdiği hükümlerine itaat ederse, korunup hidayete kavuşturulacağı müjdelenir.

39 – İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır.

Sadakatimizi kanıtlamak üzere gönderildiğimiz yeryüzünde ; Allah’ın hükümlerinin dışına çıkıp, her hangi bir kişi lider veya toplum kuralları veya nefsin istekleri veya iradesi ile hareket etmek , kıssada anlatılan aldanma üzerine İnsan denen Adem’in nesline şirk ilan edilmiştir. Davranışlardaki kontrolü Allah’tan başkasına vermek veya iradesini Allah’tan başka bir varlığa teslim etmek olarak da tabir edilen şirk affedilmeyen en büyük günahtır. Tabii ki bu büyük yasak yeryüzünde kullarını , gerek insandan olsun gerek cinlerden, şeytanların tüm kötülüklerinden ve şerrinden korumak için koyulmuş en önemli yasaktır.

Kendisini aldatmak için hiç bir sebebi ve çıkarı olmayan VELİ ALLAH’A ve bilgilerine ve buyruklarına iman edip teslim olmak anlamını karşılayan tevhid hali şüphesiz ; Ademoğlunun sınav yaşantısındaki yegane kurtuluşu ve en sağlam duruşu olacaktır.

Şeytanlar insanların her an başında olan, günümüz tabiri ile, kafasını insanoğluna takmış onları saptırmak için uğraşan , meali ile ; Allah’ın İnsanı koruyan hükümlerinin aksine zararımıza olan her şeyi bizlere süslü püslü gösteren ve bu konuda çok yetenekli olan bir varlıktır.

Kıssadan da anlayacağımız üzere İnsan yaradılışı itibarı ile naif bir varlıktır. Allah’a Kulluk üzere yaratıldığı için inanmaya meyillidir. Ancak doğru yönü bulamaz ise aynı özelliği ile Şeytanlara aldanmaya da müsaittir. Bu yüzden insan kendisini daima Allah’a muhtaç hissetmeli ve onu koruyacak yegane menzili olan “Allah’a sadakat” dairesini asla terk etmemelidir.

Kuran’ın son suresi olan, NÂS suresi, Aziz Mevla’nın  bizlere son öğüdü olduğu için, Mümin Allah’ın son nâs-ihatı ile zikr-i kelâmı sonlandıralım.

Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul e’ûzü birabbinnâs
 2- Melikinnâs
3- İlâhinnâs 
4- Min şerrilvesvâsilhannâs
 5- Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi 
6- Minelcinneti vennâs
Anlamı :
İNSANLARA;
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA DE Kİ: GEREK CİNDEN VE GEREK İNSANLARDAN OLSUN, İNSANLARIN KALPLERİNE VESVESE VEREN O SİNSİ VESVESECİLERİN ŞERRİNDEN, İNSANLARIN RABBİ, YEGÂNE HALİKI, MÂLİKİ VE MÂ’BUDU OLAN ALLAH’A SIĞINIRIM.