Afv – El afüvv Allah

Afv  arapçadan sözlüğümüze girmiş affetmek kelimesinin karşılığıdır. Afv ; yok etmek bir şeyi silip süpürmek anlamına gelir. Çirkin bir şeyi bir hatayı görmezden gelme silip süpürme anlamında kullanılır. Türkçemizde ve dinimiz de kullanılan hoşgörü kavramının da karşılığıdır. Ayrıca Allah’ın ilahlık özelliklerinden birisidir.

EL AFÜVV; Esmaül hüsnada Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. Bağışlayarak kusurları silip süpüren demektir. Kuran’da dört ayette Allah’ın Gafur ismiyle birlikte zikredilir. Gafur günahları örterek bağışlayan demektir. Bu iki kavram birbirleri ile karıştırılmamalıdır. Zira örtmek ve silip süpürmek, kavramları  ayrı kullanılmış ayet açıklamalarında farklı manalardadır.

Birde neyi infak edeceğini soruyorlar? De ki AFV’ı yani ihtiyaçtan fazlasını. Allah böylece size ayetlerini açıklar. Umulur ki düşünesiniz.BAKARA,219

Yukarıdaki ayeti kerimesinden kavrayacağımız üzere ihtiyaçtan fazlasını infak etmek Afv olunmanın şartıdır. Afüvv Allah çok affeden demek olmasına rağmen, O’nun da kural ve sınırları vardır. Günümüzde afv  kavramı ‘Sevgi ve hoşgörü” adı altında cıvıklaştırılmış ve insanların zihninde karmakarışık hale getirilmiştir. Bir çok benliğin yanılgısı Allah’ın çok affedici olduğu gerçeğinden yola çıkarak ,sürekli affeden ve adeta kötülükleri bile onaylayan zihinsel Deist bir tanrı yaratmalarıdır.BKNZ;DİN VE İNANIŞ Oysa; afv olunmanın şartları ayetlerinde açıkladığı haller içindedir.
Aşağıda örneklediğimiz ayetlerinde Yüce Allah’ın Gafur ve Afüvv isimleri birlikte zikredilir.Allah’ın çok affedici ve bağışlayıcı olduğu vurgulanır.

Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır. BAKARA,99

Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükafatı Allah’a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.BAKARA,100

Ancak bu bağışlanmanın koşulları öncesinde gelen ayetlerinde belirtilerek ve vurgu yapılarak verilir. Allah yolunda mücadele etmek Müminler’e farz kılınmıştır. Ve bu farzı yerine getiren kişilere ecirleri ( bedelleri; layık-ı hakikat) verilecektir denmektedir.Ancak bu farzı yerine getirmeyip bir bahane ardına sığınarak yan gelip yatanlar bu mükafattan muhaf tutulmaktadır. Anlatılan konunun son iki ayetini alıp veya ayetin bir bölümünü alıp buradan çıkarımlar yapmak doğru değildir. 99. ve 100. ayetten önce şunlar aktarılmaktadır.

95 – Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir.

96 – Kendi katından derece derece rütbeler, bir mağfiret ve rahmet vermiştir. Öyle ya, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

97 – Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, “Ne işte idiniz?” derler. Onlar da: “Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.” derler. Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?” derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.

98 – Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç…

Yine Allah’ın Gafur ve Afüvv olduğu belirtilen Nisa 99 – Hacc,60 – Mücadile,2 – Nisa 43. ayetlerde aynı şekilde birtakım şartlar konulmuştur.

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.NİSA,43

Ayeti kerimesinden açıkta görmekteyiz ki , dinde birtakım yasaklar vardır ve imkansızlıklarda dahi birtakım teklifler ,şartlar vardır.Su bulamazsan toprak bulacaksın! Unutmamalıyız ki ; Önceden düşünmeden gaflet ile giriştiğimiz eylemlerimizde ancak ve ancak O’nun şartlarında afv’a uğrayacağız.

Yüce Allah Afv koşullarını Kuran’da ilgili ayetlerinde açıkça ve detaylı olarak bildirmiştir. İlke olarak Afv ; Adaletin yok edildiği durumlarda hükmünü yitirir. Yüce Allah müminler’e Affedici olmalarını öğütler ancak adaletin yok edildiği durumlar Afv ‘dan muhaf tutulmuştur. İslamiyette ferdi münasebetlerde kısas vardır ancak nefsani bir durumda kişilere Afv tavsiye edilmiştir. Örneğin;

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.
-179 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki bu hükme uyarak korunursunuz. BAKARA,178, 179

Tevrat’ta üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar,SADAKASINA SAYARSA o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.MAİDE,45

Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır. NİSA,93

179. Ayetinden anlıyoruz’ki Caydırıcı bir unsur olarak konulmuş KISAS yine Tevrat ayetinin aslı olan 45. Maide Suresi ayeti ve Bakara suresi 179 da yaralanmalar dahil her şeyin bir diyeti olacağını bu konuda Afv’ın kişilerin merhametine bırakılmasının vurgulanması çok çok önemlidir.

Müminler için öldürmek veya yaralamak yasaklanmış ve ebedi cehennem vaad edilmiştir. Bu nedenle Öldüren veya yaralayanlar Allah ve ahiret korkusu taşımayan sapkın bozguncu kişilerden oluşacağı için, bu kişilikte insanların dünyadaki yaşam hakkı ve hürriyetleri mağdur yakınlarının vicdanına bırakılmıştır! Ancak, Tabii ki bu dünya yaşantısını ilgilendiren kısmıdır.  93. ayetinde belirtildiği üzere, cinayetlerde Allah’ın afv’ı söz konusu değildir ve canilerin Ebedi mekanları cehennem olacaktır.

Bunun içindir ki, İsrâiloğulları’na: “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur” hükmünü farz kıldık. Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler. MAİDE,32

Yukarıda tahrif edilmiş Tevrat ayetinin aslı olan Maide,32. Ayetinden anlayacağımız üzere İsrail’deki canilerin de afv’ı mümkün olmayacaktır. Yüce Allah’ın Görevli ölüm meleği Azrail’den başka bu göreve soyunan herkese, istisnasız ebedi bir cehennem yaşantısı vaad etmektedir.

Müminler nefslerine yönelmiş bir saldırıyı Afv edebilirler ancak Allah’a ve dinlerine yapılan saldırıyı asla Afv edemezler.Müminler Allah’ın afv etmediği bir kişiyi asla Afv edemezler. Ancak Allah’ın tevbeden sonra afv ettiği durumlarda Müminlerin de afv göstermeleri emredilir. Allah’ın ayetleri ile belirlediği düzenin aksine, kendi iradesi ile eylemler içinde olanlara ise Kuran’da bozguncu tabiri kullanılır. Bozgunculardan olmamak adına afv konusunu bilmek; nerede ne şekilde afv ve buğz edileceğini bilmek ve ona göre davranmak gerekir.

Yukarıda sadece bir kaç örneğini verdiğimiz Afv kavramı çok geniş ve her açıdan incelenmesi gerekli bir konudur. Çok çok önemlidir ; Çünkü Kuran iradesini, kendi iradesi yapma (TEVHİD) amacındaki mümin kardeşlerimiz böylelikle, eylemlerinin önemli bir bölümünü Allah’ın iradesi haline dönüştürmüş olacaktır.

Farzımız olan , Allah için sevmek ve Buğz etmek durumunu da içinde barındıran AFV konusu Tevhid’in mihenk taşıdır. Mümin kardeşlerimiz ilişkilerinde mutlaka Kuran’ın ayetlerine danışarak kararlar almalı veya kararlarını gözden geçirmeli ve en yakınlarından başlayarak(aile,kardeş,eş,akraba,arkadaş vs) Allah’ın hükümleriyle hükümler vermelidirler. Zira Müminler, (bakışlarıyla bile olsa) bir kişiyi ödüllendiremez veya cezalandırmazlar; Daha halisane bir deyişle kimseyi yargılayamazlar! Afv edecek de Mahf edecek de Allahtır.
Bu vasıf sadece Azze ve Celle Allah’ın görevidir !
Aksi durum ; Nefsini ilah edinmek ve Allah’a eş koşmak anlamına gelir ki ; Affedilmeyecek en büyük günahtır!