Sadık sıdk sadaka

Sadık kelimesi sıdk fiilinin fail ismidir. Sıdk, Arapça’da yalanın (Kizb’in zıddı olan doğruluktur . Her konuda ve her açıdan  doğru olmayı ifade eder. Burada doğruluktan kasıt, Hakkı’n emir ve yasaklarının içselleşmiş olarak davranışlara rucu etmesidir. Bknz;FISK ve FASIK kavramlarının zıddıdır ve  içsel bir İmanı anlamlandırır. Bir diğer deyimle içi dışı bir olarak kalb ile İman etmek demektir. Kuran’a göre bir şeyi sadece söz ile tasdik etmek veya onaylamış olmak yeterli değildir. İslam’da kişinin sadakati davranışlarında aranır.

Sadaka ; Allah’ın emirlerini söz ve fiillerde birleyerek göstermek demektir. Doğru insan olmanın esasıdır. Aksi ikiyüzlülüktür.

Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah kullarının tevbesini kabul eder ve SADAKALARI DA alır. Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.TEVBE ,104

Kuran’da Yüce Allah’a sadakalarınızı önceden gönderin buyurmaktadır. Günümüz anlam karşılığıyla Allah’a olan sadakatimizi davranışlarınızla kanıtlamamız teklif edilmektedir.

Sıddık kelime anlamı olarak doğru söyleyen ve bunu davranışlarında sadakatle gösteren anlamını gelir. Bu Yüzden İslamiyet’in tüm Peygamberleri sıddık vasfını taşırlar.

Yüce Allah’ın yoksulları koruyun emri üzerine, bir fakire maddi yardımda bulunmak sadakadır. Ancak günümüzde bu kavram dilencinin eline bir kaç kuruş sıkıştırmaya kadar indirgenmiş ve zekat kavramı ile karıştırılmaktadır. Oysa Sadaka Allah’ın yapın dediği her türlü eylemin ismidir. Yani Allah’ın rızası ve hoşnutluğu için sergilenen her tür eylemin adıdır.
Yüce Rabbimiz sadıkları ve tarzlarını aşağıdaki Ayet-i kerimesinde şöyle tarif ediyor

Mü’minler ancak onlardır ki, Allah’a ve O’nun Resûlü’ne îmân eder ve Sonra da şüpheye düşmeden malları ve canları ile Allah yolunda cihad ederler; İşte onlar SADIKLARDIR.-HUCURAT,15

Sıddık yani Sadık olmak sadece dilenciye para vermek değil gerektiğinde Allah için canını vermektir.

Müminler, ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman: “İşte bu, Allah’ın ve Resulü’nün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi.” dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.

Müminler o erler ki Allah’a verdikleri AHDE SADAKAT GÖSTERDİLER. kimi Allah için canını verdi, kimi de vermek için beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.

Çünkü ALLAH SADIKLARA SADAKATLERİ YÜZÜNDEN mükafat verecek, dilerse MÜNAFIKLARA da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir.AHZAP,22,23,24

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen ZEKAT, Allah’ın bildirdiği ölçüde maddi bir gelirin bir kısmının Allâh rızası için ihtiyaç sahiplerine verilmesi anlamına gelir. Zekat kavramı emirlerin sadece maddi bir kısmında anlam bulurken. Sadaka ve sadakat tüm emirleri kapsayan genel bir tanımdır. Zekatı verene sıddık denmez ancak; Allah’ın tüm emirlerini O’nun hoşnutluğu için hayatına geçirenlere ,sadık sıddık ve eylemlerine sadaka adı verilmiştir.

Malî ibadetlerden biri olan zekat, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); sure ve ayetlerinde ayrıca belirtilmiştir.

Allah uğrunda, Hakk’ını vererek mücadele edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde de böyleydi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce gelmiş ve tahrif edilmiş kitaplarda, gerekse Kur’an’da size “müslümanlar” adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır! HACC,78