Amel

Amel arapça sözlükte ; İş davranış faaliyet eylem anlamına gelir. Tüm canlılar fıtratına zerkedilmiş güdüleri ile bir takım eylemler içerisindedirler.Ancak bu eylemlere amel denilemez.
Amel akıl ile güdülenmiş bir amaca yönelik ve bir niyet sonucu girişilen eylemlere denir. Birisine yardım etmek amaca hizmet eden akıl ile güdülenmiş bir eylemdir. Ancak birisini öldürmek duygu ile güdülenmiş akıl dışı bir eylemdir. Kin ve Nefret ile güdülenmiş eylemler akıl dışı eylemlerdir. Tembellik insanda aşağılık duygusunun bir tezahürüdür. Miskinlik atalet ve tembellik hallerinin tezahürü olan eylemler akıl dışı eylemlerdir. Kuran’da eylemlerimiz çok net ve tanımlayıcı bir ifade ile Salih amel (güzel iş, güzel davranışolarak tarif edilir.
Amel kelimesi Kuran’da 114 ayette zikredilir. Ancak amelin Salih olmasının şartı eylemlerin Allah Rıza’sı gözetilerek ,niyet ile akıl ile yapılıyor olmasıdır. Bu yüzden tüm ayetlerin başında “İman edip Salih amel işlemek” vurgusu yapılır.  Ve hidayetin aslında imandan dolayı verileceği belirtilir! Az sayıda da olsa vurgu yapılmamış ayetler bir önceki ayetteki konuyu tamlayan aktarımlardır.

Hiç şüphesiz iman edip Salih ameller işleyenleri. İmanlarından dolayı, Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur YUNUS,9

İman etmek demek ; Kişinin kendisini her tür tehlikeden Yüce Allah’ın koruyabileceğine, en doğru yolu O’nun göstereceğine hem dünya hem de ahiret yaşamında kendisi için en güvenilir mutlu ve huzurlu ortamı O’nun sağlayabileceğine, huzur dolu bir yaşamın ancak O’nun yardımı ve ilkeleri ile tesis edilebileceğine olan itimadı anlatır. Allah’a iman etmiş olmanın yegane şartı ve kanıtı, Allah’ın ayetleri doğrultusunda ve tüm yaşamını Allah’a özgüleyerek, Allah odaklı tevhid üzere bir yaşam sürdürmektir.

O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. MÜLK,2

Çünkü bizlerin yeryüzüne gönderiliş nedenimiz, itaatsizlik yüzünden sürgün yediğimiz gelip geçici bir dünyada iyilik yapmak değil, bilakis Cennetimize dönebilmek uğrunda davranışlarımızdaki itaat ile sınanmaktır. Salih amel ancak Allah emretti diye yapılıyor ise Cennet kabulü olur.Bunun haricinde yapılan tüm ameller fasid amel olur. Fasid; Batıl  demektir. Allah’ın buyrukları dışında kalan her şey batıldır.

İnsanoğlunun ikiyüzlülüğü olmasa idi, belki davranışlarla  sınanma da olmayacak idi. Ancak cennetten kovulup dünya sürgününe gönderilişimizin öyküsünde sözlerimize sadık olmamamızın diyeti var. Fıtratımız böyle şeytana aldanmışız ve yine aldanmak da var.

İslam literatürüne sokuşturulmuş bir diğer kavram ise “mübah amel” kavramıdır. Caiz olarak da anılan bu kavram kişinin yapılıp yapılmaması kendisine bırakılmış olan eylemleri olarak açıklanır. Ne zarar ne de fayda getirmeyen eylemler olarak tanımlanır. Örneğin yemek yemek gibi . Yemek yemek ilk bakışta kişiye zarar vermiyor gibi görünebilir ancak her gün otuz bin insanın açlıktan öldüğü bir dünyada yiyen kişiye büyük zararlar veriyor demektir. Bir yemeği her gün ve çok yemek hem kişiye zarar , hem de Kuran’da bizlere men edilmiş israfın içinde olmak demektir. İlk bakışta zararsız gibi görünen bir çok şey derinlemesine tefekkür edildiğinde büyük zararlar getirir. Bu yüzden her şeyin en iyisini bilen, Hüküm ve hikmet sahibi Hakim Allah, bizlere nasıl davranmamız gerektiğini bildirmiş ve ölçüler vermiştir. Örneğin namaz kılmak Salih bir ameldir, ancak her gün binlerce müslüman kardeşimizin açlıktan öldüğünü bile bile vaktini “sadece namaz’a” ayırmak bizlere faydadan çok zarar getirir. Yüce Rabb’imiz hayırlarda yarışın, infak edin yoksulları gözetin diye hüküm veriyorken vaktimizi onun isteklerinin dışında bir ibadete, O’nun ölçüsü dışında harcamak, söz konusu kutsal vazifemiz namaz dahi olsa Salih amel değildir. Müslümanız diyerek akde girmiş ancak; Dünya malına mülküne tapan münafıkların infak etmemek için böyle yollara tevessül etmeleri, amelde ölçünün hikmeti ve önemini açıklayan güzel bir örnektir. Bu yüzden Yüce Allah her şeyi hükümleri çizgisinde ve onun belirttiği ölçüde yapmamızı emretmiştir. Ölçüyü aşan bir ibadet eğer bizi Allah’ın diğer buyruklarından men ediyorsa, her ne olursa olsun bu ibadet salih amel değildir.

Hucurat Suresi, Medine´den nazil olmuştur. Hucurat odalar demektir. Hucurat suresinde, İnançta, ferdi ve içtimai hayatta, İslamin eseslarının neler olduğu beyan edilmekte ve İslam cemiyetinin çatısı ve hayat biçimi ve tevhidi birliği ortaya konmaktadır. Bu sure günümüz islam anlayışı ile mukayese edilerek tefekkürle ve ibretle mutlaka okunmalıdır.Zira bu surede ne kadar yapılmaması istenen şey varsa günümüzde  (islam adı altında) yapılıyor.

“Ey iman edenler, Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin. Allahtan korkun. Şüphesiz Allah herşeyi hakkıyla işiten ve bilendir.HUCURAT,1

Allah ve Resulünün hükmü ortadayken, onların önüne geçip onları yok sayarak başka hükümler, başka çözüm şekilleri başka biçimler,başka ölçüler, tarzlar aranmaz aranamaz ve önerilemez. Müminler Hayatlarını, sadece, Allah’ın rızasını kazanmak gayesinde sürdürdükleri için bu yüzden yaşamlarını Allah ve Resulünün hükümlerine göre şekillendirmek zorundadırlar.

Gerçek müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.HUCURAT,15

De ki: Siz dini Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.HUCURAT,16

Yüce Allah Kuran’da amel kavramını ikiye ayırmıştır. Faydalı ve zararlı diye tabir edeceğimiz amel kavramının, faydalı olanı Allah’ın buyrukları doğrultusunda ve ölçüsünde itaatimizi belgeleyen amellerdir.

Caiz (mübah) amel, “cevaz veren ruhban” olmak isteyen, yani bir topluluk üzerinde hakimiyet oluşturmak isteyen ruhbanlar (dinciler,şeyhler hocalar) tarafından uydurulmuştur. Amelde esas kulluktur ve kullukta esas ölçüsüyle itaattir. Nasıl ki Tevhid yaşantısında bazı ayetini beğenip işimize gelmeyeni terk etme yasaklanmışsa ibadetin ölçüsü de, toplumun ortak refahını huzurunu birliğini ve adaleti korumak içindir.

Ben iyi bir insanım diyerek kişinin kendisini yargılaması ilahlık taslamaktır. “önemli olan iyi insan olmak, kalp temizliği ” gibi kişiye hiç bir sorumluluk yüklemeyen ,cezası ölçüsü ve yaptırımı olmayan söylemler, Allah’a kulluktan çekinip büyüklük taşlamak” ve kendi kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.BKNZ;HASENE VE SEYYİE

İman edip Salih amel yapanlara gelince; Allah mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah’a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah’dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır. NİSA,173

Yüce Rabbimiz Allah rızası dışında yapılan iyilik ve hayırların kabul olmayacağını buyurur.

Tevbe-53. Fasık ve münafıklara De ki: İster gönüllü verin ister gönülsüz, sizin iyilikleriniz ve sadakalarınız asla kabul olunmayacaktır.Çünkü siz yoldan çıkan itaatsiz bir topluluk oldunuz.

Tevbe-54. Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, salata üşenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarından başka bir şey değildir.

Çünkü zaten her şeyin mülkü Allah’ındır . Onun bahşettiği bir nimeti bir yoksula vermek kişinin yaptığı bir iyilik değildir. Çünkü o nimet kendisinin yarattığı birşey değildir. Kişi Rabbinin nimetini O’nun emri gereği yoksula vermekle yükümlüdür. Bunu yaparak ancak Allahın malını kenz etmeden (depolamadan), ihtiyacı olan bir kişiye infak etmiş olur’ki bu durum ancak kişiyi, MALİK’EL MÜLK ALLAH’IN mülkünü çalmaktan ve Hırsız damgası yemekten kurtarır. İnfak etmede ve salih amel işlemede asıl amaç kişinin sadakatini gösterip kendisini Allah’a kanıtlamasıdır .
AMELLERİN EN SALİHİ ALLAH’A ABD OLMAKTIR