Kadir gecesi – Kadir bilmek ve İlahlaştırılan deizm

Kadir kelimesi Arapça’dan dilimize geçmiş, Kıymet vermek, değer vermek anlamına gelen bir sözcüktür. Kuranda geçen Kadir suresi ; Allah’ın Kıymet vererek melekleri vasıtası ile kullarını korumasına alması ve öğütlerini bildirmesi ile bizlere verdiği kıymeti ön plana çıkarır. Kadir gecesi Allah’ın insanlara verdiği kıymetin ve Rahmetin derin bir ifadesidir.

1 – Biz o Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik.

2 – Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

3 – Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4 – Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle, her iş için inerler.

5 – O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir

Birinci ayette okuduğumuz üzere Kuran Kadir gecesinde inmeye Başlamış ALAK SURESİ ayetleridir.

Alak, Suresi 19 âyettir. İlk 5 âyeti, Kur’an’ın ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanın, öğrenmenin faziletini ve, insanın yaratılışının hakikatini, kalem ile yazmanın diğer insanların da bilgiye vakıf olması açısından önemini, bunların insana Allah’ın ihsanı ve yardımı olduğu, insanın bunların kadrini bilmesini, daima öğreten ve yardım eden Rabbine itaat etmesi gerekliliğini, aksi halde azaba dûçar olacağı anlatılır.

ALAK SURESİ ( ilk beş ayet Kadir gecesi yaşanmıştır)

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!

2. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.

3. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

4. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.

5. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.

İlk yazılı Vahiy’in geldiği günden  Kuran indirilene dek vahiyler daima aracılar ve ruhbanlar tarafından çıkarlara göre değiştirilmiş ve farklı manalar verilmiştir. Nihayetinde , Kuran bu nedenle inmiş ve verilen savaş halkı din ile kandırarak çıkar sağlayan aracı sınıfını ve biat ettikleri çıkar güçlerini ortadan kaldırmak amaçlıdır.

TEVHİD demek olan İslam’ın tam zıddı şirktir. Allah’ın koyduğu kuralları değiştirmek maksadı ile araya melekler, aracı putlar, ruhban Sınıfı , şeyhler alimler sokarak aracılar üzerinden çıkarlar daima sürdürülmek istenmiş ve sürdürülmüştür. Bu anlamı ile Kuran’ın böyle bir düzen içine indirildiğini bilmek çok önemlidir.

Tarih boyunca İnsanın insanı sömürmesi üzerine sürdürülen düzen, büyük bir coğrafyada bir süreliğine Kuran ile ortadan kalkmış olsa da, insanoğlu yine , eliyle dokunduğu gözüyle gördüğü aracıları ve fikirlerini tanrı yapmaktan veya ortak etmekten asla vaz geçmemiştir. Allah’ın Kadir Kıymet göstererek yol gösterdiği insan maalesef kendisinden hiç bir çıkarı olmayan Allah’ın kadrini bilmemiştir.

  • Günümüzde değişen birşey var mı?

İLAHLAŞTIRILAN BİLİM VE DEİZM

Orta Çağ Avrupa’sında ruhbanlarca tahrif edilmiş incilin zalim satırları karşısında halk İslamiyetten uzaklaşmıştır.Bkz: POLİTİK VAHİY KARŞITLIĞI,DEİZM TARİHİ VE KİTLESEL YAYILIŞI
O dönemler Bilimin Kuran’da teşvik edilmediğini veya yasaklandığını düşünen halk tahrif edilmiş bir dinden çektikleri yüzünden korkuyla Kuran’ı okuma ve inceleme gereği bile duymamışlardı. Günümüz Deizm inanışının Hakk din İslamiyete, uzak durmasının temelinde yeniden aldatılma korkusu yatar.
Korku; yeni kararlar almamıza veya kararlarımızı değiştirmemize sebep olan en önemli duygumuzdur.O kadar önemlidir ki insan benliğinin tehlikeye girdiğini hissettiği veya sandığı anlarda; farkında olmadan bilinç altında şuur dışı tepkisel içgüdüsel kararlar alabilir. Tarihte tüm büyük olaylar bir korku sonucu değişime uğramıştır. Korku duygusunun toplum üzerindeki etkisini bilen toplum mühendisleri, korku üzerine bir algı yaratarak, halkı dilediği yöne sevk etmekte daima başarılı olmaktadır. O kadar etkili bir yöntemdir ki halk üzerinde bir algı yaratmak adına televizyon şirketleri kurulur. Gazeteler satın alınır ve basın aracılığı ile insanların zihinlerine korkular doldurulur ve tabii ki kendi menfaatlerine giden yön, allanıp pullanarak, insanlara tek çıkar yol olarak sunulur.

Dünya üzerinde öyle bir topluluk vardır ki onların korkuları çok derin ve farklıdır. Onlar Nemrutun İbrahim’den Firavun’un Musa’dan ,Mekkeli Müşriklerin Muhammed’den korkutuğu kadar Islamiyetten korkarlar. Eğer eşitlik ve kardeşlik ilkesi getiren,israfı yasaklayan Kuran; tüm insanlığı şekillendirecek ortak akıl ve Ortak anayasa olursa, böylelikle İslamiyet barış ve huzuru getirerek tüm dünyaya hakim olacak ve tabiidir ki dünyada hakimiyetlerini sürdüren bu güçlü topluluk böylelikle dünya üzerindeki erkini kaybedecektir. Bu topluluk güçlü batılı devletleri bile kuklaları gibi yöneten güç odaklarıdır. Orta çağ Avrupasında Fransa ve Almanya gibi ülkeleri savaştırıp ve bu savaşları faizle finanse ederek gelir elde etmiş, savaşlar ile varlıklarını büyütmüş tüm kıtaların doğal kaynaklarını savaşlar ile mülküne geçirmiş ve hala elinde tutan ve insanlar üzerinde Firavun gibi Nemrut gibi tanrıcılık oynayan kişilerdir. Bu topluluk, dünya üzerinde barışı ve huzuru tehdit eden yegane baş belasıdır. Bu güçlerin kim olduğunu merak edenler en büyük petrol şirketlerinin en büyük finans kuruluşlarının, altın pırlanta demir bakır gibi dünya üzerindeki değerli maden rezervlerinin ve uluslararası büyük medya kuruluşlarının sahiplerinin kim olduğuna bakarak mutlaka bir kaç şirket ve vakfa ait olduğunu görecek ve bu sayede günümüz deizm inanışının hangi tanrıya kulluk etmek manasına geldiğini layıkıyla idrak edeceklerdir. Açıklandığında bir varsayım ve komplo teorisi gibi göründüğü için ve okurlarımız üzerinde korkuyla algı yaratmak niyetimizin olmadığını belli etmek için, bu küçük araştırmayı herkesin bizzat kendisinin yapmasını ve bu sayede bilimi ilahlaştıran deizm kıblesinin hangi aracılara hizmet ettiğini görmelerini umuyoruz.

Son yıllarda ateizme karşı gelişen olumsuz tepkiler sonucu, bu güçler, tüm dünyada mantar gibi çoğalan deizm dernekleri ve federasyonları kurarak milyarlık bütçeler ile finanse ediyorlar. Bunun sebebi tanrıya inanma ihtiyacı hisseden kahir çoğunluğun Süper egosu olmak ve böylece tüm dünyayı yönetme arzularıdır.

Orta çağda Ruhban sınıfının halkta yarattığı korkuyu ve nefreti kasıtlı sürdüren ve hala sürdürmek isteyen bu topluluk, bir sığınışla deizme yönelen insanları bilim her şeydir! aydınlanmadır! gibi propagandalar ile kandırıyorlar. Bilimin insana ve insanlığa fayda getirdiği muhakkaktır ancak bilim kitaplarının cezai bir yaptırımı olmadığı da muhakkaktır. İnsan atomu parçalayarak insanlığa fayda sağlayabilir ancak Atomun bomba haline getirilmesi de bilimsel bir çalışmadır. Helikopteri icad ederek hayat kurtarmak bilimsel bir olgudur. Ancak aynı helikopter ile binlerce can alındığı da bir gerçektir. Kuran ile deizmi bilim konusunda ayrıştıran nokta Kuran’ın bilimi mutlaka barış ve insanlığın faydası için kullanma iradesidir. Bilimi kurtuluş gören deistlerin saplanıp kaldıkları nokta ise dinlerin tahrif edilebilir ancak bilimin değiştirilmeyeceği sanısıdır.

Oysa bu bir yanılgıdır; bilim dine göre çok daha kolay tahrif edilebilir çünkü Bilim fayda veya zararların tespitini ancak laboratuvar ortamında uzun ve tekrar eden deney ve gözlemler ile kanıtlayabilir. Nihai onay makamı olarak tescil veren büyük bilim laboratuarlarının tamamen özelleştirildiği günümüz dünyasında, yaşadığımız örneklerle de görüyoruz ki yumurtanın kalp sağlığına olumsuz etkileri olduğunu söyleyerek halkı inandırmış ‘bilim kurulları” şimdi tam tersini söyleyerek yumurtayı hararetle tüketim listesine dahil ediyorlar.Dün çıkardıkları bir ilacı, farklı firmalar da imal etmeye başlayıp kar marjları düşünce kanser yaptığını ancak o zaman ilan ediyor ve farklı bir ambalajda farklı bir kanserojen satıyorlar. Gerek sağlık gerek gıda sektöründe halkın asla tespit edemeyeceği zararlı tüketim ürünlerini yine bilimsellik maskesi altında kanser etme pahasına “kendi kurdukları ve finanse ettikleri bilim kurulları onayı ile” insanlara pazarlıyorlar. Ortaçağ avrupasında bir çıkar uğrunda kıralın lehine vahy-i değiştiren ruhbanların yerini şimdi bahsi geçen güçlerin oluşturduğu “bilim kurulları” aldı. Bu bilim kurulları gerçekler yerine satılmak istenen ürüne sağlıklıdır onayı veren ve çıkar uğruna gerçeğin üzerini örten sahtekarlar! Aynen Kuran’ın indiği o günlerde aracıların yaptıkları gibi! Ve deizm dernekleri vasıtası ile tüm dünyaya “bilim kardeşliği” gibi kulağa hoş gelen sloganları ile bilimin ardına gizlenerek insanları kendi iradeleri altında yönetmeye çalışıyorlar aynen Kuran’ın indiği o günlerde çıkar güçlerinin yaptığı gibi ve maalesef mutlak irade “Süper Ego” olma yolunda başarı sağlıyorlar. Sevgisiz ve ilgisiz büyüyen sadece nefsin hazları ile yaşam sürdürmeyi öğrenebilmiş hedonist tüketim kitleleri de böylelikle tüketimi körükleyen bu nefsani haz yalanlarına Allah kelamı gibi sarılıyorlar.

Hepimiz idrak etmeliyiz ki Bilim kendi kendine anayasa oluşturabilen kanun düzenlemeye yetkisi olan bir şey değildir. Bilim sadece bir yöntemdir. Bilimi bilim adamları yapar ve sonuç açıklarlar. Günümüzde bu açıklamaları yapan bilim adamları ve onaylayan bilim kurulları, ve bilim laboratuarları dünya üzerinde üretimin büyük bir bölümünü elinde tutan bir kaç şirket tarafından oluşturulmuş, satın alınmış yapılardır. Kurdukları Deizm derneklerinin hararetle bu propagandayı yapmalarının ve finanse edilmelerinin nedeni de budur.

İNSANLARDAN HİÇ BİR MENFAAT BEKLEMEYEN ve bu dünyaya dair hiç bir menfaati olmayan Aziz Allah’ın korunmuş kitabı Kuran; Sevgi ve barış emirleri ile ve hayırlarda kullanılması gerekli bir yöntem olarak bkz; İlim ve hikmet mecburiyetiyle yazılı bir halde önümüzde duruyor iken;

İnsan niçin, dünyadan menfaat içindeki bir ölümlüyü ve fikirlerini idealleştirir?
Hangi amaçla hacı hoca şeyh alim, veya bilim adamlarını ŞİRK OLDUĞU HALDE kurtuluşu olarak görmek ister ?

İnsanlardan hiç bir menfaat beklemeden, sıkıntılarımızın çözümünü anlatan ve Bir Rahmet olarak gönderilmiş Kuran’ın ilk ayetlerinin indirilmeye başlandığı mübarek geceyi ve ardınca gelecek Rahmet günlerini kadirşinaslık içinde idrak edeceğiz inşaAllah!

Aziz Mevla cümlemizi halimiz üzere ayetlerinde karar bulan merhametinden ayırmasın. Kadir gecemiz mübarek olsun. Ayetlerini ,Kadir kıymet bilerek Şükür’le yaşamamıza vesile olacak,

O KADİR GECESİ OLSUN!

3 Comments

Yorumlar kapatıldı.