Fasık tevbe beraat

Fasık Tevbe Beraet kavramları islamiyetin birbirinden ayrılmaz ve birbirini tamamlayan önemli kavramlarıdır. Fasık kelimesi Arapça “fısk” masdarının fail ismidir! Fısk, sözlükte, ayrılmak, bir şeyden ayrılmak anlamını taşır. Dini kavram olarak Fasık ; Allah’ın hükümlerinden ayrılmak manasına gelir. Bilerek ya da bilmeyerek Tevhid dini İslamın Allah’ının, getirdiği kural ve hükümlerinin dışına çıkan kimselere Kuran’da fasık denmiştir. Fasık kavramı iki ayette tekil otuzbeş ayette ise çoğul haliyle fesekâ ve füssâk olarak geçer. Özellikle belirtmeliyiz’ki, Allah kavramı her kişinin zihninde farklıdır. Hıristiyanların müşriklerin, münafıkların, veya farklı dine mensup insanların, ya da nefsini ilah edinmiş olanların zihinlerinde yarattıkları Allah kavramı ve otoritesi farklıdır.

Akde girmiş ancak nefsinin heva ve hevesi uğruna akdi terk eden bazı kişiler, kendisini zora sokmayan deistik bir Allah inancı taşırlar. “Bence böyle ”  söylemleri ile keyfiyetleri doğrultusunda, Allah kurallarını fiillerde tahrif ederler. Nefsin heva ve hevesinin öncelendiği inanç yaklaşımları ile istediklerinde sorumluluk kabul eden bir inanışları vardır. Oysa Kelime-i Şahadet getirip Allah ile akit yapmış ancak, Allah’ın men ettiği davranışlarda bulunan, fiillerinde onu birlemeyen kişilere Kuran’da Fasık denmektedir.

Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. Allah’ın birleştirmesini emrettiği şeyi keserek yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.BAKARA,27

KAFİR KAVRAMI ; Müslümanlığın Kutsal Kitab’ında emirleri ve Sıfatları yazılı olan Allah ile akit yapmamış ve dolayısıyla müslümanlığı kabul etmemiş kişiler için kullanıldığı gibi: Tevhid söyleyerek akde girip fiillerde akdin dışına çıkmış kişiler için de kullanılmaktadır.

Akdin dışında kalan inkarcılar Allah’ı ve dinini toptan reddettikleri için itaatin dışına çıkmış sayılır ve Kuran’da fasık olarak adlandırılırlar. Örneğin Firavun Allah’a İman etmemiş bir kafirdi.

Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O’na itaat ettiler. Çünkü onlar FASIK bir kavimdi. ZUHRUF,54

Müşrikler nefslerinin heva ve heveslerini veya bir takım aracıları otorite kabul ederek Allah’a ortak koştukları için,dinden çıkmış  olur ve fasık sayılırlar.

Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik. Öyle ki, “iman sahasından çıkmışFASIKLARDAN başkası onları inkâr etmez.BAKARA,99

O FASIKLAR hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır.BAKARA,100

Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah’ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılar. BAKARA,101

Münafıklar Müslümanlık akdine girmelerine rağmen,  fiillerde sadakat dairesini terkettikleri için fasık  olarak anılır ve kafir sayılırlar.

münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.TEVBE/53

Örnekler ile görüldüğü üzere; Kişi ister akdin içinde ister dışında kalmış olsun, ister bilerek ya da bilmeyerek;

SADAKAT ve İTAAT dairesini terk eden Allah’ın her kulu Fasık bir kafirdir. Fısk ve Fasık kavramlarının zıddı, bknz; SIDK VE SADAKATTİR Sadık olmanın yegane koşulu TEVHİD YAŞANTISIDIR

Kuran’da fasıklar ağır eleştirilmiş ve tevbe etmedikleri sürece asla affedilmeyecekleri bir çok ayeti ile bildirilmiştir.

 İnandıktan, Peygamber’in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.İşte onların cezaları, Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir. Onlar bu lanetin içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir. Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.AL-İ İMRAN,86-90

Bilerek ya da bilmeyerek ya da sürçmeler ile dinin sınırlarından çıkan fasıkların af olunması, Kuran’a göre ancak ve ancak büyük bir pişmanlığın ardından gelen tevbe ile mümkündür.

Tevbe, sözlükte “asla ile geri dönmek” demektir. Tevbe yapılan işin çirkinliğini kalbinde hissederek kirli hallerden bir asla ile vazgeçmek demektir. Yapılmış hatalar mala cana zarar veriyor insanlara ayıp oluyor diye fiiller terk ediliyorsa bu tevbe değildir. Tevbe; Rabb’in yasaklarını çiğneyip itaat dairesinden çıkmış olmanın idraki ile utanç ve sıkıntı duyarak, sürekli dualar ile istiğfar bekleme ve af dileme halidir.

Allah kullarına tevbe etmelerini hatalarından vazgeçmelerini emreder. Ancak tevbe etmek bile Allah’ın izni iledir. Nice insanlar vardır ki buna mazhar olamazlar.

.. Sonra Allah tevbe etsinler diye onları tevbe etmeye muvaffak kıldı! TEVBE,118

Günümüzde çeşitli hurafeler maalesef din olarak yaşanmaktadır. Bunlardan en yaygını; Yüce Allah’ın Berat gecesinde kullarının tüm günahlarını affedeceği yönündedir. Dinde Allah’ın emretmediği bir şeyi yapmak dinden çıkmak demektir ki kişiyi Fasık konumuna sokar.Allah’ın emretmediği bir şeyi Allah emrediyor veya istiyor gibi göstermek veya uygulamak bizleri Allah’a iftira eden müfteriler konumuna getirir ki bu da Kuran’da en ağır lanetli günahlardan biri olarak açıkça zikredilmiştir!

Onlar her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar. Aleyhlerinde bir sûre indirilince, “Sizi birisi görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini imandan çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler.TEVBE,126,127

Tevbe Yüce Allah’ın belirttiği üzere bir geceye özgü bir durum değildir. Tevbe Kuran’da belirtildiği gibi yapılmadıkça kabul görmez.Bu nedenle AF KOŞULLARININ bilinmesi çok önemlidir. İslam dinini tahrif eden ve olmayan şeyleri varmış gibi gösteren kilise papazları gibi, bir gecede bir kez af dilemek Tevbe etmek değil “günah çıkarmak” anlamını taşır’ ki bu İslamiyet dinine aykırı ve Yüce Allah’ın müminlere yasak ettiği bir durumdur.

Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir insana ya da kavme verdiğini, o kavim veya insan kendisini değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah’dan başka bir veli de bulunmaz. MAİDE,11

Ayetinden idrak edeceğimiz  üzere bizi sürekli “gözetleyen ve gözeten” melekleri vasıtası ile durumumuz her an belirlenir ve kaderimiz buna göre şekillenir. Bizler davranışlarımızı değiştirmedikçe bizim durumumuz da değişmez. Bir geceye indirgenmiş tevbe anlayışı, İslamiyet dinine ait değildir. Bir geceye indirgenmiş af ve istiğfar dileme anlayışı cahiliye müşrik inanışıdır. Özellikle altını çizmek gerekir ki, yazılı vahyin dışında bir şey ummak dilemek  veya düşünmek din değil bilakis; vesveselere  dayalı bir “inanıştır ! 

Beraet kelimesinin aslı Berae fiilidir. Berae sözlükte ayıp ve kusur türünden olup hoş gelmeyen şeylerden kurtulmak demektir. Aynı fiil “-den ” ekiyle kullanıldığı zaman ilgiyi kesmek uzaklaşmak anlamına dönüşür. “Teberri” uzaklaşmak “berri” aklanmak demektir. Aynı kökten gelen “istibra” temizlenmek bir şeyden uzak olmak anlamdadır.
Dernek ve şirketlerin yılda bir hesaplarının incelenmesi ve bu sayede faaliyet raporlarının aklanması olayına arapça bu kök kavram üzere dilimizde “İbra”  denilmektedir.
Kuranda tevbe etmek ve kabulü ve beratimiz süreklilik ile yürüyen farklı bir kavramdır. Tevbe etmek bir İbra değildir. İbra sadece ruhban sınıfının yöntemi ve müşriklerin inanışlarıdır.

Her mümin için Yüce Allah’ı layıkıyla tanımak ve O’nu Zat’ı Sıfatlarında birlemek zaruriyeti vardır. Öyle ya Benim Rabbim nasıl bir kudret? Hangi durumlar ve koşullarda beni affedecek? Diye merak etmek her samimi mümin’in kendisine mutlaka sorması gereken bir sorudur!

Yine aynı Kökten gelen Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “El Bari” anlamı ; benzemekten uzak olan, yarattıklarını her tür kirden uzak yaratan, kendisi her tür kirden uzak olduğu gibi, yarattıklarını da noksanlardan uzak tutan anlamını taşır. Bu yüzden yarattıklarına da aynı kökten gelen “berriye” denilir.

Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm’dir. BAKARA,54

Hiç süphesiz kitap ehlinden küfre sapanlardan ve müşriklerden içinde devamlı kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar “berriyenin” en kötüleridir. İman edip Salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar berriyenin en hayırlılarıdır.Beyyine-6,7

Berriyenin en hayırlısı olarak yaratılmış olan bizlerin her tür kirden haberdar Bari Allah’ın Ayeleri ile Yusuf as belirttiği gibi nefsimizi temize çıkarmadan; Bir gün değil her an ve her gün doruk bir itina içinde kendimizi her tür kirden beri tutmaya gayret ederek ,yaşamamız gerekiyor. Kirlendiğimiz her hatanın hemen ardınca ve “özünde asla olan bir samimiyetle” tevbe edip böylelikle ahiret yurdumuza tertemiz yol almamız gerekiyor. BKNZ:BURADAN

Unutmamalıyız’ki  tevbe İBRA değil, beraattir! 
İslamiyet sürekli yaşayan, yaşanan ve sınavları olan bir dindir. Bizler başımıza gelen her tür bela ve musibette sınandığınızı biliriz. Sınav anında hatasını görüp farkeden bir kul hemen af dileyip davranışlarını değiştirmedikçe Allah o kulun ne hatasını af eder ne de ona doğru yolu nasip eder! Bunun, haricinde bir beklenti veya yaklaşım, kendisine ihlas ve tevbe ile yönelen samimi kullarının günahlarını, her an bağışlayabilecek Afüv Allah’a bir küfr’dür.

Allah size bilmediklerinizi açıklamak ve sizi, sizden önceki berriyelerin yollarına iletmek ve sizin günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah hakkıyle bilicidir, yegâne hikmet sahibidir. Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar kötü arzuların esiri olanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.Allah sizden yükünüzü hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.NİSA,26,27,28

Berat kandili ve gecesi Osmanlı döneminde ortaya çıkmıştır! Yüce Allah’ın bir gecede her şeyi affedeceğine olan inanış unutmamalıyız’ki Kendisini ve koşullarını Kuran’da yazılı tarif eden Yüce Allah’a bir iftiradır ve küfr’dür.

Gerçek dindarların ve din bilginlerinin onları; Günah olan bir söz söylemekten ve harama yönelmekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür. MAİDE,63 

Tebliğ hükümlerini kardeşlerine bildirmeye ve sakındırmaya farz kılınmış müminler olarak ; Bu önemli konuyu dikkatlerinize sunmak istedik.

Bizleri her tür kirden berri tutacak O’nu ve hükümlerini aracısız eksiksiz şüphesiz açıklayan ve bizleri hidayete ulaştıracak, tevbelerinizi her gün her an kabul eden Tevvab Allah’ın ayetlerine dikkatinizi çekmek istedik. İster  berae ister beraet ister berat şeklinde söyleyelim bunun bizlere, bir uzaklaşma, bir bildiri ve  ““bir ültimatom” olduğu açıktır. Bu nedenle Tevbe süresine, beraet kelimesi ile başladığı ve müşriklere bir bildiri olduğu için BERAE suresi denilmiştir.

Allah’ın emir ve yasaklarına karşın, kişilerin kendi isteklerini ya da menfaat umduğu kişilerin ya da ait oldukları toplumlardan dışlanma korkusu ile, toplum kurallarının öncelenmesi eylemine ŞİRK denir. Şirk içindeki bu kişilere Kuran’da Müşrik denir. Ve şirk “Affedilmeyecek yegane günahtır”! 

Sen Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah’ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır.

Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Kuran’daki Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir? MAİDE-49,50

Derken Âdem Rabb’ından birtakım kelimeler aldı, onlarla tevbe etti. O da tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir. BAKARA,37

İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka Allah onlara  lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler. Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte Allah onları bağışlar. Allah çok merhamet edici, tevbeleri çokça kabul edendir.BAKARA159,160

O halde sakın onların ibadet edişlerinden şüpheye düşme. Daha önce ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Andolsun ki, Musa’ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler.

İşte bundan dolayı Kuran’da emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe eden müminler de doğru olsunlar. Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.HUD,109-112

7 comments

Yorumlar kapatıldı.