Allah

ALLAH; Yarattıklarını bir amaç ve hikmet üzere yaratan ve yarattığı canlılara yaradılışlarının amacına uygun özellikler vererek, birbirlerine bağlı koşulları bir ölçü içinde en yüksek mükemmeliyetle önceden hazırlayan, düzenleyen, sürekliliğini sağlayan ; “Mutlak otorite Rahman ve Rahim olan Allah’a teslimiyet ve sadakat” dairesinde, sınamak amacıyla yeryüzüne gönderdiği insana; Akıl ve serbest irade vererek kendi geleceğinin tayininde adil bir sınanma ortamı yaratan, peygamberler vasıtası ile gönderdiği sınav yükümlülüklerini ve ahiretteki karşılıklarını önceden açık anlaşılır ve yazılı olarak tebliğ etmiş; Tek ve benzersiz, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, doğmamış, doğurulmamış, dengi misli olmadığı gibi zıddı da mevcut olmayan, yegane ve mutlak otoritenin ismidir.

Allah kelimesinin kökeni Arapça’da tanrı anlamına gelen “el İlah”tır. İlah kelimesinin etimolojik kökeni çok eskilere dayanmaktadır. İslamiyet öncesinden gelen çok tanrılı dinlerde de tanrı kavramı “İlah” olarak dillendirilmiştir. Özellikle tek tanrılı dinlerin atası sayılan Hz İbrahim’in Tevhid dininin yaşandığı ve yaşatıldığı coğrafyalarda, çeşitli tanrı ve putların ilah olarak anılıyor olmasıyla; Bu karışıklığı gidermek amacında İlah Kelimesinin önüne getirilen “el-” ön ekiyle isim belirtili isim tamlaması haline getirilmiş, böylelikle tek ve belirli bir tanrıdan bahsedildiği ayrıntılanmıştır.

Tevhid inancının otoritesini ifade eden “el İlah” “Allah” ismi , bu nedenle tek tanrılı tüm dinlerin tanrısının özel adı olarak kabul edilmektedir. Allah ismini, Mizrahi Yahudileri, Bahailer, doğuda yaşayan Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlar da kullanırlar. Arapça ile akraba olan dillerde benzer şekilde; İbranice : “Eloah אלה”, Keldanice “Laha”, Aramice “Elāhā”, Süryanice “Alāhā” olarak zikredilir.

Tarihsel süreçler içinde insanoğlu maalesef nefsine devamlı yenik düşmüş çeşitli menfaatleri için ,Allah’ı ve O’nu açıklayan özelliklerini kafasında yorumlayarak zihinlerde “deist” bir Allah anlayışı yaratmıştır. Orta doğuda kiliselerde hala Kullanılan Allah kelimesinin içerdiği anlam; Teslis üçleme, baba oğul kutsal ruh gibi kavramlarla , Kuran’ın bildirdiği tek ve yegane otorite anlayışından çok uzaklaşmıştır.
imageTürkçe’de “birlemek,şeklinde ifade edilen “tevhid” arapça ‘vahd’ kökünden türemiş masdardır. Tevhid ayrıca Alemlerin Rabbi Allah tarafından insanlara gönderilen ilahi dinin ismidir. Tevhid inanç açısından öncelikli olarak, “Yüce Allah’ı Zat’ı sıfatlarında birlemek ” demektir. Yüce Allah’ı Zat’ı sıfatlarında birlemek, onun nasıl bir otorite olduğunu kuralları ve kanunlarını idrak etmek anlamını taşır. Bu idrak için; Tevhid dininin yegane temsilcisi Müslümanlığın kitabı Kuran’da ; Tevhid dininin İlâhı olan Allah’ı ve özelliklerini detaylı aktaran, Özellikle Allah lâfzının önünde veya arkasında kullanılmış sıfatlar vardır. Alim Allah, Veli Allah, Semi Allah veya Allah Alim’dir gibi sıfat ve mevsuflar hem onu tanıtan, hem de yeryüzünde bizleri nasıl ne şekilde hangi şartlar altında koruma vaat ettiğini ve nelere muktedir olduğunu açıklayan tamlamalardır. Ancak bu sıfatların başka bir varlıkta olmaması sebebi ile tamlama, özellikli isim haline dönüşmüştür ve bu nitelikli tamlamalar, böyle bir ayrıcalıkla Allah’ın isimleri olarak islam kavramları arasında girmiştir.

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adı ile başlayan sûreler, Müşrikler Hıristiyanlar Museviler ve çeşitli deist anlayışların zihinlerde farklılaştırdığı Allah kavramına açıklık getirmek içindir. Örneğin Müşrikler Velileri olarak, Allah’ı değil aracı tuttukları putları görürlerdi. Tek tanrılı İslam dininin yegane temsilcisi Müslümanlığın Allah kavramı; Beş bin ayet üzerinde özellikleri ile önemle vurgulanmış ve bu sayede islam diye tanıtılan ancak, zihinlerde İslami Allah kavrayışı ile ilgisi olmayan deist İlah anlayışını zihninlerden böylelikle temizlenmiştir.BKNZ;HANİF

Bir kelamın bile insanın zihninde nasıl çarpıtıldığını, oraya buraya çekiştirildiğini bilen Alim Allah; Yükümlülüklerimizi açıklayan ayetlerini, Cebrail as vasıtası ile gönderirken aynı hatalara teslim olmamamız adına mükemmel ve eksiksiz bir anlatımla; kendisini tanıtırken ,hangi durumlarda ne vaat ettiğini, bizleri yeryüzü yaşantılarımızda hangi durumda lanetliyeceğini, saptıracağını,hangi koşullar içinde kimlere yardım edeceğini, kurtaracağını, en açık şekliyle Kuran’da bildirmiştir. Bu nedenle Allah’ı Kudretini ve sınav yaşantılarımızdaki yardım koşullarını aktaran en doğru bilgi Kutsal Kitabımız Kur’an’dadır. Örneğin yine çarpıtılmış bir Allah kavrayışında Müşrikler her tür kötülüğü işledikleri halde kendi aracılarına gider yardım diler ve günahlarının böylelikle af olunacağına ve Allah’tan isteklerinin bir şefaatçi vasıtası ile kabul göreceğine inanırlardı. Tabii tahtadan insan eliyle yapılmış putlar varlığı mevcut olmayan melekler ve yetki verilmemiş ruhban sınıfı insan hakkında karar veremeyeceğine göre; Put sahipleri ve ruhbanlar hayal ürünü sahte melekler ardına gizlenip kendi çıkarları doğrultusunda isteklerini  Allahın isteği imiş gibi gösteriyor ve halka telkinlerde bulunuyordu. Zihinlerde farklı bir Allah anlayışı yaratan ,böylelikle, birleyici bütünleyici tevhid dini islamı tahrif eden bu zalim müfteriler tabiidir ki Kuran ayetleri ile yasaklanacak ve lanetleneceklerdi.

Allah’a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler. ENAM,21
Üstelik bir yalanı, Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: “İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir”. İyi bilin ki: ALLAH’IN LANETİ bu zalimlerin üzerinedir.HÛD,18

 

Tarihsel süreçlerle insanları her daim saptıran bu aracılık oyunu Tevhid dininin layıkıyla yaşanmasını perdeleyen ve sınav yaşantısını engelleyen bir durum olduğu için aracıya dayalı Şirk yapısı men edilmiş “Allah tarafından affedilmeyecek yegane günah”olduğu önemle Kuran’da bildirilmiştir. Aracıların yaptığı tahrifatın insanlara ve toplumlara getirdiği sonuçlarını BURADAN okuyabilirsiniz.

Oysa Kuran’da velayeti sadece kendi tekelinde bulunduran islamın Veli Allah’ı bizlere tek şefaatçinin kendisi olduğunu açıklamaktadır. Bu konularda bizlere peygamberlerini örnek göstererek çeşitli ayetlerinde öğütler verir. Örneğin ; Halil’im (dostum) dediği ve çok övdüğü peygamberi olan, Hz İbrahim; Babası Azer için yalvarmış Allah’tan istiğfar dilemiş ancak Halil’im dostum dediği bir peygamberinin şefaati bile hiç bir işe yaramamıştır. Üstüne üstlük Şefaatçı olması istiğfar dilemesi bile yasaklanmıştır.

İbrahim’in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o da yalvarmaktan vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi. TEVBE-114

Yine Hz Nuh ‘un oğlu için Şefaat dilemesi oğlunu cehennem yaranı olmaktan kurtaramamış üstelik bu konuda azar işitmiştir

-Nuh Rabbine niyaz edip demişti ki: “Ey Rabbim! Oğlum benim ailemdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin.

-Allah dedi ki: “Ey Nuh! O kesinlikle senin ailenden değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım.”

-Nuh: “Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum.- HUD,45,46,47

Esma-ül Hüsna ,Türkçesiyle; Allah’ın Güzel İsimleri olarak anılan Allah’ın zatını açıklayan sıfat veya mevsuf haller belirttiğimiz üzere aslen isim ve sıfat tamlamalarıdır. Sadece ve sadece Allah’ın özelinde isim olmuştur. Kuran’da yazılı Allah’ın Zat’ı Sıfatları  99 değil “Allah” ismi hariç tam 132 adettir. Kurandan incelediğimizde görüyoruz ki , Allah tanımının bu denli teferruatlı açıklanmasının gayesi insanların zihninde tek bir Tanrı anlayışının oluşmasıdır. Aynı Tanrı’yı otorite görüp, aynı kurallar doğrultusunda hareket eden insanlar tabii ki Tevhid birliğini ve getireceği huzurlu yaşantının sonuçlarını da alacaktır. Günümüzde yaygın olarak bilinen Esmaül Hüsna yanlışı Peygamber efendimizin vefatından 200 yıl sonra yazılmıştır ve hadis’lere dayanarak ortaya çıkmıştır.

Allah’ın Zat’ı sıfatlarını birleyerek tevhid üzere yaşam sürdürmek isteyen kardeşlerimiz bilmelidir’ki Kuran Allah’ın özelliklerini bildiren sıfat veya mevsuflarda, veya isimlerde daima bir olayı aktarırken ; ilgili ayetlerin ya ilkinde ya da sonunda bir tamlamayla mutlaka zikredilir. Konu örnekle aktarıldığı için bu yüzden her okuyan tarafından çok net anlaşılır. Önemle belirtmeliyiz ki bu sıfatlar Müminler için, Allah’ı bilmek,tanımak ve fiillerinde birlemek için yazılmıştır!

99 esma’yı okuyan cennete gider kağıda yazıp suyunu içenin çocuğu olur vs.. gibi ve buna benzer hurafeler insanları ; Kendi vahyinin tersine emirler veren tutarsız  kafası karışmış Deist bir Tanrı’nın inananları konumuna sokacak böylelikle Yüce Allah’a küfür  ve iftira içinde ve men olundukları şirk batağında ve cehennemin en derininde kendilerini bulacaklardır.imageSıfat bir ismin önüne gelen ve onun özelliğini belirten açıklamadır. Sıfat tamlaması ise ; En az bir isim ve bir sıfattan meydana gelir! Arapçada sıfat tamlaması yapılırken önce isim sonra onu niteleyen sıfat gelir. Özelliği belirtilen isme mevsuf, diğer ifadeyle men’ut; özelliğe de sıfat, diğer ifadeyle na’t denir.

Şüphesiz insanı sınav yaşantısında karanlıklara sürükleyen tavrı , kendini müstağni görerek Allah’ı kitabını ve onun bildirilerini önemsemez bir tavırla, vesvese ile kendi kısıtlı aklının ve nefsinin peşinden gitmesi olmuştur. Bu durum tarihte de böyle olmuş günümüzde de böyle olmaktadır.

BİLMEDEN DEİST OLMAK

Deizm, dini bilgiye aracısız biçimde sadece akıl yoluyla düşünsel ve kitapsız ulaşılabileceği ilkesini esas alan bu nedenle müslümanlık gibi yazılı kurallara dayalı tek tanrılı vahiy dinlerini ve emirlerini reddeden insanların zihninde oluşturduğu, kuralı ve kaidesi olmayan, keyfince ,sence ve bencelerin inanca hakim olduğu vesveselere dayalı bir dünya yaşantısının ismidir.

Deistler de Allah’a inanırlar ama onların zihininde ki Allah kavramı ve Allah’ın kullarından istekleri farklıdır. (Günümüzde yaygın olan mezhep cemaat tarikatlardaki  gibi) Mealen Tevhidin zıddı olan tüm şirk yapılarda Allah ve otoritesi kavramı, kaynağını vahyin eseri olan kitap yerine insanın düşüncelerinden alır. Bu nedenle deizm; birlik sağlayan tevhid’in aksine bir çok alt gurup ve tarikatlara bölünmüştür.

Vesvese; Arapça’da şüphe ve kuruntuya dayalı ortaya atılmış aslı olmayan ihtimaller demektir.

Bu anlamıyla Kuran dışında, aklımızdan veya insan aklından veya duyumlardan oluşan veya kulaktan dolma bilgiler ile yaratacağımız vesveselere dayalı bir Allah olgusu, bizlere ancak ve ancak Deizm ve Deizm tanrısına yönelmiş bir imanı açıklamış olacaktır.

Sohbetimizin başlangıcında aktardığımız üzere müslümanlar için; ALLAH; Mutlak otoriteye teslimiyet ve sadakat” dairesinde sınamak amacıyla yeryüzüne gönderdiği kullarına, geleceğini tayin etme hususunda serbest irade vererek adil bir sınanma ortamı yaratmış ; Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) vasıtası ile gönderdiği yükümlülüklerimizi ve Kendi zatı’nı bizlere önceden Vahy-i Kuran ile açık net anlaşılır ve yazılı olarak tebliğ etmiş; Tek ve benzersiz, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, doğmamış, doğurulmamış, dengi misli olmadığı gibi zıddı da mevcut olmayan, yegane ve mutlak, otoritenin ismidir.

Kuran size bir öğüttür; Sizler bu kitaptan hesaba çekileceksiniz! Zuhruf,44

Günümüze kadar gelmiş ve türkçe sözlüğümüze girmiş bazı kelimeler, (Hakikat Cemiyet, Nâshiat  gibi ) aslında bizlere İslami yaşantının kavramlarını tanıtır. Hakk Allah’ın bir sıfatıdır. Hakk, ;varlığı hiç değişmeyen, hiç yok olmayan ve gerçek olan anlamındadır. Bu mutlak gerçeği açıklamak için, atalarımız  ; “Gerçek Tanrı El HÂKK katından gelen mutlak gerçek” anlamıyla HAKK-İ KAT kavramını dillendirmişlerdir.

Yaşantıları için sorumluluk hissettiğimiz, sevdiğimiz kişilere veda ederken son söyleyeceğimiz sözler, kurduğumuz cümleler kısadır ama sevdiklerimiz adına önemlidir. Nasihat olarak kavramlaştırdığımız ve sevdiklerimiz hayrına kurduğumuz son cümleler aslında islamiyetten dilimize geçmiş bir diğer önemli kavramı da açıklamaktadır.

Kuran’ın bize kurduğu her cümle birer öğüttür ancak; Yüce Rabbimiz’in son cümleleri, son sure olan NÂS Suresi’nde yazılıdır. Nâs, arapça da “hareket” anlamına gelen “nevs” kökünden gelmiş olup “insân” ve “insâne” kelimelerinin çoğuludur.

NÂS suresi, Yüce Allahın “İnsanlara” diye başlayan Kuran’daki son öğüdü olduğu için , son uyarı anlamı karşılayan “nâs-ihat”  kavramı böylelikle dilimize geçmiştir. Günümüz yaşantısında bir çok kavram da olduğu gibi, bu kavram da çarpıtılmış, “bir benliğin diğer benliğe tavsiyesi” şekline dönüşmüştür. Nasihat kavramını layıkıyla idrak eden Müminler, bu yüzden birbirleriyle her vedalaşmalarında ,Allah’a emanet ol, diyerek Yüce Allah’ın son surede ilettiği “Allah’a sığınma” anlamını dillendirerek, birbirlerine ; Allah’a teslim olmayı hatırlatırlar! Allah’a emanet olmak deyimi, akıllarda ve zihinlerde oluşturulmuş deist bir Allah’a değil; Nâs Suresi’nin içeriğinde zikredilen açık ve yazılı bir şekilde Kuran’da açıklanmış, İslamiyet’in Allah’ı na teslim olma manasında bir hakikattir. Ve hakikati açıklayan önemli bir nasihattır.

Nas suresi
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul e’ûzü birabbinnâs
2- Melikinnâs
3- İlâhinnâs
4- Min şerrilvesvâsilhannâs
5- Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi
6- Minelcinneti vennâs

Anlamı :

İNSANLARA;
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla De ki: Gerek cinden ve gerek insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese veren o sinsi vesvesecilerin şerrinden, insanların Rabbi, yegâne halikı, mâliki ve mâ’budu olan Allah’a sığınırım.

Allah ve Ahiretin varlığından şüphe duyup kendini müstağni görerek aklına nefsine yaslanmış, böylelikle sadece kendi aklının yettiği ihtimaller üzerinde yaşam sürdüren ve Hakk’ı bilmediği için etrafına kısık sesle vesveseler fısıldayabilen aciz mahlukatlardan uzak; Her şeyi en iyi bilen Alim, her tür tehlikeden koruyup iyiliğe sevkedecek Veli, en emniyetli şekilde koruyacak MÜMİN Allah’a emanet olun.

7 Comments

  1. Geri bildirim: TEVHİD | AŞKA ÇAĞRI
  2. az biliyormuşum meğer.. sınıfta kaldım. iyiki burada sınıfta kaldım hemen okuyacağım teşekkürler

    Liked by 1 kişi

  3. bazen dinimiz hakkında hiç bilmediğimizi düşünüyorum. kendim dahil tabii. teşekkürler kardeşim. ALLAH razı olsun.

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.