Güzellik ve öğretilmiş güzellik

Güzellik ve öğretilmiş güzellik kavramları ile kuşatıldığımız bir dünyada çaresizlikler içinde bocalıyoruz. Davranış bilimcilerin öğretilmiş güzellik olarak tanımladıkları, kadınlarımızı çocuklarımızı ve islami aile yaşantısını önemle ilgilendiren bu kavramı ve beraberinde getirdiği sorunları , “Mühim olan insanlık” gibi ikiyüzlü söylemlerden uzak tutarak, ve özelikle altını çizerek, derinlikle bir açıklama getirmek istedik.

İnsanoğlunun güzel olana yakınlaşması kendi iradesinde mi gerçekleşmektedir?
Güzellik gerçekten her insan için farklı ve göreceli bir kavram mıdır?

İnsanoğlunu peşinde sürükleyen güzellik kavramının, Aşk ve İlahi Aşk üzerindeki derin etkisi şüphesiz, güzel olan her şeye meyilli yaratılmış bizleri çok büyük bir önemle ilgilendirmektedir.

Leylası için çöllere düşer mecnun. Hasretiyle her geçen gün daha da erimektedir. Onun bu durumuna üzülen arkadaşları toplanıp mecnuna giderler:

Mecnun görüyorsun Sana Leyla’dan artık umut yok. Sağlığın her geçen gün daha da kötüye gidiyor,senin için endişeliyiz! Lütfen etrafına bak! Sana meftun olmuş onca güzel kız varken; Sen bu çirkin kuru kız için çırpınıyor ve yaşamını sağlığını heba ediyorsun ., Leyla güzel bir kız da değil üstelik! Bırak artık Sen bu kızda ne buluyorsun?

derler.

Mecnun birden ayağa kalkar ve arkadaşlarına ;

Siz hiç Leyla yı benim gözlerimle gördünüz mü ?

diye cevap verir.

Arkadaşları tarafından çirkin olarak nitelenmiş  bir kız, Aşk içindeki Mecnunun bakışında birdenbire dünya güzeline dönüşmüştür.

Aşıklar için sevgilileri dünyanın en güzel varlığıdır. Gelin görün ki aşk bir ayrılıkla sonuçlandığında ve aradan bir kaç yıl geçtiğinde ve hemen ilk karşılaşmada her aşık kendisine şu soruyu mutlaka sormuştur ; Aslında o kadar da güzel değilmiş ben bu insanın nesini bu kadar çok beğenmişim!

16. yy da yaşamış ve dillere destan güzelliğiyle tablolara konu olmuş Francesco del Giocondo’nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenen gülüşü ve güzelliği şiirlere dahi konu olmuş o meşhur Mona Lisa tablosunu hepimiz biliriz.
image
Şimdilerde, günümüz güzellik anlayışıyla, erkeklerinin evlenmemek için fersah fersah kaçacağı tipte bir kadın olan Mona Lisa, nasıl olmuş da o dönemler, erkeklerin güzelliği uğrunda ölümü göze aldığı bir kadın haline dönüşebilmiş.

Günümüzde obez şişman çirkin diye tanımlanan etine dolgun kadınlar ; eski Yunan ve Roma uygarlıklarında çok beğenilmişler ve hatta herbiri için ayrı ayrı güzellik methiyeleri ve destanları yazılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Günümüze kadar gelmiş tarihi resim ve heykellere baktığımızda görüyoruz ki, tarihsel süreçlerle insanoğlunun beğenileri ve güzellik tanımı çok değişmiş.

image

Çok eskilere gitmeyelim yetmişli  yıllarda dünyayı kasıp kavuran, nerede ise her kadının idol olarak gördüğü ve yana yakıla benzemeye çalıştığı; Charlie nin meleği Farrah Fawcett, günümüz güzellik tanımında çoktan arka sıralara itilmiş durumda. Altmışlı  ve seksenli yılların  ince kaşlı, ince dudaklı kadınları, günümüzde rağbet görmeyen eski bir güzellik anlayışına teslim olmuş. İkibinli yıllarda beğenilen güzel kadınlar geçmiş yıllara göre artık çok farklı.

İnsanoğlu her dönem güzellik tanımını zihninde bir şeylere göre değiştirmiştir. örneğin Roma ve Yunan kültürlerinde asil ve soylu ailelerin kadınları iyi beslendikleri için haliyle kiloluymuş. Halkın bir lokma ekmeğe muhtaç yaşadığı o dönemlerde, sıska halk kadınları tabii ki kimsenin gözünde cezbeli olmamış. Çirkini güzel yapan aşk duygusu gibi böylece “zaafları ve acziyeti” de insanoğlunun güzellik kavramını şekillendirmiş ve değiştirebilmiş.

Ninelerimizin anlattığı masallar güzel prensesler ve yakışıklı prensler ile doludur. Günümüze kadar 110 milyar insanın yaşamış olduğu bir dünyada sadece zengin soylu prens ve prenseslerin güzel insan olarak dünyaya gelmiş olma ihtimali nedir?

Tarihsel süreçleri gözlemlediğimizde insanoğlunun zihnindeki güzellik kavramını şekillendiren en önemli ögelerden birisi şüphesiz güç ve ihtişam olmuştur. O zamanın prensleri şimdilerde, İstanbul boğazında, yalılarda, konaklarda oturan zenginler. İzlenme rekoru kıran hangi diziye baksanız hikayesi , bir saray konak ya da yalıda geçiyor. Tabii ki orada yaşam sürdüren kişiler zamanımızın yakışıklı prens ve prensesleri oluyor. Bu ihtişamın dışında kalan dizler ise izlenmeye değer bulunmadığı için bir müddet sonra yayından kaldırılıyor. Bir işçi tulumu ya da şalvarı ile tarlada sokakta görülse yüzüne bakılmayacak insanlar, konak ve yalıda yaşayınca zihinlerde dünyanın en güzel erkek ve kadınına dönüşebiliyor. Paranın insanı güzele dönüştürdüğü riyakar anlayış, Amerika’da da Afrika da da ülkemizde de maalesef böyle.

Güzel ve güzellik tanımını insan zihninde sadece acziyeti ve hırsları belirlemiyor. Günümüz insanın aşağılık duygusundan kaynak bulan kendisini beğendirme ve onaylatma zaafı, kozmetik sektörünü gıda sektöründen sonra ikinci sıraya yerleştirmiş durumda. Neredeyse gıda sektörüyle başa baş yarışıyor. İnsanların bu zaafı tabii ki sektörün liderlerini iştahla hemen devreye sokuyor. Dünyada en çok harcama yapan tüketici kitlesi büyük şehirlerde yaşıyor. Gerek günlük yaşamda sokakta çarşıda mağazalarda alelacele tıkıştırılan sağlıksız yiyecekler olsun gerek janjanlı ambalajlarla market raflarına doldurdukları, insan sağlığına zararlı kansorejen günlük gıdalar olsun, neredeyse herkesi aşırı kilolu ve obezite sorunlarıyla boğuşur hale getiriyor. Tabii ki bu durumda, tanımlanması gereken güzellik ölçütleri, belirli kriterlere göre seçilmiş modeller örnekliğiyle topluma empoze ediliyor.

Şimdilerde çok zayıf , kadınlar güzel ve ideal kadın olarak lanse ediliyor. Tabii hal böyle olunca ,insanlar büyük bir maharetle çeşitli merkezlere yönlendiriliyor. Diyetler, vitamin takviyeleri estetikler liposactionlar  kozmetikler ve tabbi ki gelsin paralar.  Fotoğrafçılığa meraklı olanlar bilirler ki, artık günümüzde, modellerin çoğu photoshopla değişime uğruyor. Bilinçaltında “ürünümüzü alırsanız genç ve güzel olacaksınız” demeye getiriyorlar ve bir kadının hangi şekilde güzel görüneceğini bir fotoğraf hilesi ile zihinlere kodlamış oluyorlar.

Anne evde televizyon karşısında komşusu ile çekirdek çitliyor. Arkasında henüz beş yaşındaki küçük kızı bebeği ile oynuyor. O an televizyonda araya bir bebek şampuan reklamı giriyor ve ekrandaki sarışın mavi gözlü şirin bebek etrafına gülücükler atarken, anne sevecen bir ses tonuyla; “Ayy ne tatlııı yerim onu beeen şuna bak maviş maviş gözleri sapsarı saçları vaar” diyor ve, kendi çocuğuna hiç göstermediği bir sevecenlikle televizyondaki  çocuğu seviyor.  Tabii hemen  arkasında oynayan kara saçlı koyu kahve gözlü çocuğuna böylelikle aşağılık duygusunu ve güzellik tanımını da kodlamış oluyor.

Her gün televizyonlar vasıtası ile esmer bir topluma, adeta sarışın mavi gözlü insan bombardımanı yaşatılıyor. Filmler, diziler ve reklamlarla dayatılan güzellik anlayışı ülkemiz gençlerini hazin bir mutsuzluğa sürüklemiş durumda. Sosyal medyada genç kızlarımızın çoğu rus kızlarının fotoğraflarını profil resmi yapmış ve böylesi bir utanç ve aşağılanma ile kendisini bir diğerine beğendirmeye çabalıyor.

Fotoğrafçılık sitelerinde kadın portre fotoğraflarının istisnasız hepsi photoshoplanırken, hayvan  fotoğrafları niçin photoshopsuz paylaşılır düşündünüz mü ?

Çünkü her canlı yaradılışı itibarı ile zaten güzel ve mükemmeldir. Ancak zihnlere empoze edilen ve özellikle kadınlara dayatılan “öğretilmiş güzellik” tanımı o kadar belirgindir ki, bu yüzden fotoğrafçılar, tanıma uymayan yüzleri bir bilgisayar programı vasıtası ile uygun hale getirmeye gayret gösterirler.

Evet dostlar, günümüzde zihinlerimize kodlanmış öğretilmiş güzellik tanımları var. Ve bizler öğretilmiş güzellik tanımına kendimizi uydurabilmek adına estetik ameliyatlar ve kozmetik yardımlar almak zorunda bırakılıyoruz.

Tarihsel süreçlerle örneklendirdiğimiz, güzellik anlayışına baktığımızda görüyoruz ki;  Bir canlı veya nesneyi zihinlere cazip kılan güzel diye tanımlayan yegane şey, insanın aşağılık duygusundan kaynaklanan ve toplumsal etkileşimle yön bulan hisleridir.

Gül güzeldir ,hepimiz için güzeldir dünyanın her yerinde herkes için güzeldir ve tarihte de güzel bulunmuştur. Dalında öten kuşlar hepimiz için dünyanın her yerinde ve tarihte de güzeldir. Çünkü bizler o nesnelere çok saf ve beklentisiz bakarız. Oysa İnsana bakarken bu durum zihinlerimizde farklılaşır. Güzellik işte bu aşamada kişiden kişiye değişen göreceli bir kavram haline dönüşür. Kimisinde güç kimisinde onaylanma ve takdir edilme beklentisi, kimisinde şehvet arzularının tatmini, kimisinde acziyet , kimisinde ölüm korkusu ,bilinçaltında güzellik kavramını tanımlar hale getirir. Tüm canlı ve nesnelerde bizleri aynı cezbelerde birleştiren “ortak güzellik kavramı” beklentilerimiz yüzünden böylece göreceli bir kavram haline dönüşür. Oysa ki insan da  tüm diğer canlılar gibi özel ve güzeldir.

GÜNÜMÜZDE ÖĞRETİLMİŞ GÜZELLİK

Günümüzde kapitalist sistemin sektör liderleri tarafından belirlenen ve topluma sunulan”öğretilmiş güzellik” ölçüleri “çocuksu bedenler ve bebeksi yüzler” olarak lanse ediliyor. Tabii ki bu seçimin çok özel ve iğrenç sebepleri var. Kozmetik sektörünün güzel diye adeta her gün gözümüzün içine soktuğu bu tiplerin çoğunluğu 13 – 14 yaşındaki kız çocuklarının makyajlanmış hali.  16 yaşını bile doldurmamış , Luma Grothe ve Madison Brown İsimli  aşağıdaki çocuk modeller dünyanın en güzel kadınları listesinde çoktan yerlerini aldı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Sadece maddi dünyanın varlığına inanmış ve nefsani bir yaşantı içerisinde olan İnsanın, en büyük korkusu ,ölüm korkusudur. Ve tabii ki yaşlanmak, bu anlayış için yok olmayı hatırlatan en belirgin öğedir. Günümüzde bu korkuyu kullanan kozmetik sektörü, tüketiciye genç olmayı hatırlatan çocuksu yüzleri ve tipleri empoze ediyor. Özellikle 12-14 yaş kız çocuklarının yüz ve vücut hatları kadın güzelliğini tarif eder hale getirilmiş durumda. Bu yaştaki kız çocuklarının hedef alınmasının tabii ki çok önemli bir diğer nedeni, erkeğin imkan ve gücü için yapılan kadınlar arası rekabeti, daha genç ve taze bedenlere taşımak. Bu süreçte genç kızlara ilgi duyacak eşlerini kaybetmek istemeyen yaş almış kadınlar, böylelikle çılgınca bir değişim tüketiminin içinde tutulacak.

Henüz orta öğrenim çağında olan çocukların vücutları, yoğun östrojen hormonu salgılamaya başlamadığı için çoğunluğu zayıf ve ince vücut hatlarına sahiptir. Kaşları alınmadığı için kalın ve düzensizdir. Genellikle 14 yaş ile yoğunlaşan östrojen salınımı ile yüz şekil almaya başlar ve 16 yaşlardan itibaren göz altlarında yavaş yavaş belirginleşen çukurlaşma ve çökmeler oluşur. 16 yaş ile başlayan ve sonraki yaşlarda giderek artan gözaltı çökmeleri sektör için öğretilmiş güzelliğin deadline” sınır çizgisidir. Burada amaçlanan 16 yaş üstü insan yüzü ve beden hatlarını çirkin tanımına sokmaktır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yukarıda, pedofilik güzellik anlayışına örnek teşkil eden 2015 yılının en çok aranan ve kazanan top modelleri; Taylor Hill ,Kelly Gale, Zhenya Katava,Bianca Padilla, Bella Hadid

Özellikle gözaltı çukurlaşmaları hemen ergenlik sonrası dönemde başlayan bir sonuç olduğu için böylelikle sektör kendisine geniş bir tüketici kitlesi de yaratır. 16 yaşla başlayan ve 18 yaş la belirginleşen göz altı çöküntülerini, güzel diye lanse ettikleri modellerde asla göremezsiniz. Çünkü modeller ya küçük yaştadır. ya da photoshop yardımı ile değiştirilmiştir. Ergenlik çağını yaşayan küçük kız çocukları henüz kaşlarını almadıkları için , kalın kaşlar öğretilmiş güzellik tanımının en önemli unsudurdur. Bu sayede hem okul çağındaki çocuklar tüketime katılacak hemde bu güzellik anlayışını benimsemiş zihinler artık orta öğrenimdeki çocuklarımıza da güzel bir kadın gözüyle bakacaktır. Bu hayran bakışlarla yaşı gereği zaten ilgi ve farkedilmeye muhtaç küçük kız çocukları böylelikle bu pedofilik çarktaki yaşlı ve tecrübeli erkeklerin bir devre mülkü olarak topluma sunulacaktır. Adeta küçük haşarı bir kız çocuğunu anımsatan bu yüz yapısına uygun aşağıdaki gibi modeller sektör için en kıymetli elemanlardır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Pedofilik sapkın güzellik anlayışı, sağlıklı insan doğasına ters bir durumdur. Çünkü sıfır beden diye tabir edilen otuz altı beden altındaki ölçüler ancak on altı yaş altındaki kız çocuklarının giyebileceği bedenlerdir. Sıfır beden tabiri de bu nedenle konulmuş ve günümüz öğretilmiş güzellik anlayışının (pedofil güzellik) prensibi yapılmıştır.

Çocuklarımızı kadın hüviyetine sokmaya çalışan bu gözü dönmüş zihniyet amacını büyük ölçüde başarmıştır. Artık on altı yaş altı küçük çocuklar , medyada boy gösteren modellerin kopyaları olarak instagram facebook gibi sosyal ortamlarda kendilerini gururla teşhir ediyor. Henüz orta öğrenimde olan küçücük çocuklar kadınsı pozlar ile her yerde kendisini sergiliyor. Tabii ki çocukları kadınlaştırmanın ağır yükünü yine, cinsel hedef yapılmış küçük çocuklar ödüyor ve maalesef ödemeye devam edecek görünüyorlar.
Çünkü; Ebeveynleri de artık öğretilmiş pedofilik ( telofili- teleiophile )güzelliği çoktan benimsemiş durumda. Televizyon dizilerinde anne ve kız rolleri neredeyse aynı yaştaki genç oyunculara verilerek sistem destekleniyor. Eskilerde kız çocukları doğası gereği annelerine benzemeye çalışırken, artık anneler, çocuklarına benzemek için adeta kıyasıya bir rekabet içinde. Kaşlar kalınlaştırılıyor göz altları botokslanıyor. Zayıflatıcı haplar liposactionlar envai çeşit diyetler ile 16 yaş altı da denilen sapkın güzellik anlayışı yakalanmaya çalışılıyor.

Sonuç:
Ruh bilimde Analitik tarif ile:

Çocuğun cinsel istismarı ; Rıza yaşının altında bulunan bir çocuğun, “cinsel açıdan olgun bir yetişkinin cinsel hazzına yol açacak bir eylem içerisinde yer alması ya da bu duruma göz yumulması” olarak tanımlanmaktadır.

Ve pedofili olguları şu şekilde sınıflandırılmaktadır;

Pedofilik bireyleri tercih ettiği yaş grubuna göre ergenlik (puberte) öncesi yaş grubu çocukları tercih edenler (pedofiller (pedophiles)) ve ergenlik sonrası yaş grubu çocukları tercih edenler (hebefiller (hebephiles)) olarak ikiye ayırmaktadır.

Sadece çocuklara cinsel ilgisi olan olgular seçici pedofili (exclusive pedophile); hem çocuklara hem erişkinlere cinsel ilgisi olan olgular seçici olmayan pedofili (nonexclusive pedophile) olarak iki grupta incelenmektedir.

Fiziksel olarak sadece olgunlaşmış çocukları tercih edenler (telofili-teleiophile) ve sadece bebekleri seçenler (infantophilia;infantfili) gibi alt gruplara ayrılmıştır.

Bu pedofili hastalarının en belirgin davranışları önce (ekshibisyonizm; teşhircilik), çocukları soyma ve seyretme (voyurizm; röntgencilik) olarak ortaya çıkar.

Üniversitelerde ders olarak aktarılan bilimsel tariften idrak edeceğimiz üzere küçük çocukları, cinsiyetin ideal hedefi yapan öğretilmiş güzellik anlayışı ; pedofili sapkınlığını normalleştiren ve idealleştiren bir düzen üzerine kurulmuştur  ve günümüzde Ademoğlu’nun  maruz maruz kaldığı en büyük baş belasıdır.

10 Comments

  1. birde bu sapıkça çocuk istimarını modern dünyanın gereği gibi gösterenler var . bir şey dediğimiz zaman özgürlüğümüz kısıtlanıyor diye bas bas bağırıyorlar.en büyük zararı da onlar veriyor çocuklara.. Allah ıslah etsin bu zihniyeti, küçücük çocuklar onun bunun cinsel mezesi olmuş.ama düşünen mi var. bilişmsel tespitlerle aydınlatığınız için teşekkür ederim. ALLAH razı olsun

    Liked by 1 kişi

  2. teşekkürler aşka çağrı. umarım aydın geçinen köhne yobaz taklitçi zihniyetler bu bilimsel tespitleri okur da ne tür bir sapıklık içinde olduklarını farkederler. Allah hepinizden razı olsun

    Liked by 1 kişi

  3. bir bayan olarak çok etkilendiğim bir makale. ilmi bakışla aydınlattığıonız için ayrıca çok teşekkür ederim. keşke bayanlar kendini kullandırtmaya bu kadar müsait ve gönüllü olmasalar. ALLAH razı olsun.

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.