Fahiş fuhuş fahşa – seyyie ve hasene

Fahiş,fuhuş, fahşa, fahişe birbirinden türetilmiş kelimelerdir. Arapçadan dilimize geçmiş bu kelimelerin içerdiği Kuran anlamlarını bilmek şüphesiz ki Aziz Allahın emirlerini anlamamızı sağlayacak en halisane iletişim köprüsü olacaktır. Fahiş, kelimesi,bu isimlerin öznesi olup, Arapça’da  “aşırı” demektir. Allah’ın insan için vahiy ile koymuş olduğu ölçüyü aşan, her tür davranışa,fahşa fuhuş denir. Ölçüyü ihlal eden kişilere ise fahişe denir.

Kadın olsun erkek olsun, Aziz Allah’ın insan için koyduğu meşru sınırların dışına çıkması anlamını karşılayan fahişe sözcüğü ne yazık ki erkek egemen müşrik toplumlarda anlam değiştirmiş ve günümüzde sadece hayat kadınları için kullanılan bir sıfat haline gelmiştir. Zina fiili ,Yüce Allah’ın Müminler için çizmiş olduğu yaşantı sınırlarını ihlal etmek demektir. Bu eylem içinde bulunan kişilere bu yüzden fahişe denmiştir ancak; Fahşa fiiller sadece zina ile sınırlı bir kavram değildir. Hileli tartmak, dedikodu yapmak, bir insana iftira atmak ve buna benzer, Kuran’ın yasakladığı tüm eylemler de birer fahşa ve fuhuştur ve bu eylem içine giren herkes de fahişe tanımına girer.

Müşrikler ve münafıkların zihninde ; Erkeğin zina yapanı Çapkın ,kadının zina yapanı Fahişe olarak anlam bulur! Örneğin ; Nisa suresi 16. ayette kelimelerin hangi anlamı taşıdığı kurulan cümleden açıkça anlaşılmaktadır.

İçinizde zina yapan fahişelerin, her ikisine de ceza verin Nisa suresi 16

Anlam dünyamıza tercüme edecek olursak; evlilik dışı ilişkiye girerek sınırları aşmış bu kişilerin her ikisine de ceza verin! denmektedir. Burada vurgulanan “her ikisine” işareti , Allahın kuralları karşısında “kadın ve erkeğin” eşitliğini en açık şekliyle belirtir ve bu yüzden her ikisi de aynı cezayı almak zorunda kalır. “Dişi köpek kuyruk sallamaz ise erkek köpek yanaşmaz” gibi erkeği aklayan, kadını aşağılayan ve toplumda sıkça kullanılan bu ve buna benzer müşrik atasözleri, Yüce Allah’ın buyruklarına apaçık isyandır ve Kuran tabiri ile Allah’a küfr’dür!

Şirk en büyük sınır ihlali olduğu için en büyük ve en azgın fahişeler müşriklerdir. İslamdan yüz çevirmiş, şirk dini mensupları, bencil nefsani dürtüleri ile hareket ettikleri için sürekli fahşa olan fiileri yaparlar. Sonraki sohbetlerimizde iftira konusunu daha derinlemesine irdeleyeceğimiz için burada kısa değineceğiz. Örneğin; İftira atmak, Kuran’a göre en büyük sınır ihlallerinden birisidir. O kadar büyüktür ki ,müfteriler, Allah tarafından lanetlenmiş bir topluluktur. Bu kişiler, hem dünyada hem de ahiret hayatlarında Allahın laneti ile dolaşırlar. Bu büyük günahı işleyen insanlar kuran tanımına göre birer fahişedir.

SEYYİE ve HASENE

Kuran’da, bütün yasakların tümüne genel anlamı ile seyyie ,itaat Sınırları içinde kalan eylemlere ise hasene denir.

Kim bir hasene yaparsa ona o yaptığının on misli sevap vardır. Kim bir seyyie yaparsa sadece onun dengi ile cezalandırılır.Onlar haksızlığa uğratılmazlar. (6/En’am,160,28/ Kasas,84)

Günümüzde toplumumuzun iyilik veya kötülük diye adlandırdığı ve çevirdiği hasene ve seyyie kavramları, aslında itaat ve sınır ihlali gibi derin ve güçlü manaları içerir.
Çünkü günümüzde insanların çoğunluğu iyi ve kötü kavramlarını nefsani benlikleri ile kendi zihinlerinde oluşturuyorlar.

İNSAN NEYE VE KİME GÖRE İYİ YA DA KÖTÜDÜR

İnsanlar yeryüzünde, Allahın kurallarına uymak veya ihlal etmek dairesinde sınanırlar. Bu yüzden iyi olan ameller (haseneler) ; Allah’ın kulları için koyduğu farzımız olan salih amellerdir.
Örneğin; Narsist kişilik bozukluğu içindeki bir kişi ,aşağılık duygusu ile kendisini çevresine beğendirmek adına,nazik sevecen yardımsever davranışlar içinde olabilir. Narsitlerin davranışlarının altında yatan asıl neden çevresinin takdir ve onayını almaktır. Çevresine gösterdiği bu yapmacık  ikiyüzlü davranış geçicidir ve kalbinden geçirdiği gerçek duyguları değildir.BKNZ:Yobazname

Psikanalitik yaklaşımla incelendiğinde, narsist kişilik bozukluğu tanımına giren ve marazi savunma mekanizmaları ile hareket eden kişilikler, bir insanın ya da toplumun takdiri ve hoşnutluğu üzerine davranışlarına yön verdikleri için,Kurana göre şirk içinde ve müşrik tanımındadır. Çünkü Müminler sadece , Allah’ı hoşnut etmek için , çevrelerine hasenatla davranırken, insanın takdiri peşinde koşan narsistik kişilikler, Kuran’a göre affedilmeyecek en büyük günahı barındırmaktadır. Aşağılık duygusunu yok etmek adına çevresinin onayı ve takdiri peşinde koşan bu yüzden herkese iyi davranan narsistler, çevreleri tarafından sevilip takdir görüyor olabilirler.  Ama bilmezler ki, bu sahte kişilikler , zorluk ve darlıklarda onları daima yüzüstü bırakan kişilerdir.

 Nefsinin heva ve hevesini ilah edinenleri gördün mü? Onlara sen mi vekil olacaksın?
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.Furkan suresi ,43,44

Hasene ve seyyie’ler iyilik ve kötülük olarak değil itaat ve isyan çerçevesinde bakılması ve anlamlandırılması gereken önemli bir konudur. Kendi yargılarımızla benliklerimizin tanımladığı iyi ve kötü kavramları, Kuran lisanında hiçbir şey ifade etmez. Üstelik bizler için kimin ve neyin en iyi olduğunu bilen ve buna göre hükümler göndermiş , Hakim Allah’ın iyi tanımı hiçe sayıldığı ve zihinlerde gözardı edilip,nefsimizin iyi’leri öncelendiği için bu durum hem seyyie hem de Allah’a küfürdür.

İnkarcılar müminlere, Allah’tan gelenleri seyyie (kötülük) olarak değerlendirirler.(3/Ali İmran suresi  ,120,9/ Tevbe Suresi ,50 )

Çünkü inkarcılar, doğru davranışların ne olduğunu Allahın ayetlerine değil öncelikle kendi benliklerine danışmak sureti ile belirler ve böylelikle benliklerine iman edip nefslerine taptıklarını da açığa çıkarmış olurlar.

Tüm bu örneklerden çıkarımla görüyoruz ki, Münafık veya Müşrik erkek egemenler, yüzyıllar boyu günah ve yasaklar konusunda sadece kadınların kendilerini aldatmasını önemsemişler ama kendi çiğnedikleri Allah hükümlerini görmezden gelmişlerdir. Dini nikah ile evlenmişler ancak evliliklerinde kadınlara karşı yükümlüklerini belirten ayetleri, nedense hep yok saymışlardır.
Batıla tabi olmuş bu iki yüzlü zihniyet, peygamber efendimize de bu anlamda karşı çıkmışlardı. Çünkü günümüzde olduğu gibi aynı sapkın zihniyet, nefsani kurallarını sürdürmek istiyordu. Bu durum bizlere Yunus Suresi’nde şöyle aktarılır.

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, ‘Bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir!,’ derler. De ki: ‘Onu kendi tarafımdan, nefsimin arzusuna göre değiştiremem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.Yunus suresi,15

Ayetleri, nefsinin heva ve hevesine uyarak, işine geldiği gibi yorumlayan ,değiştiren, değiştirmek isteyen, nefsine tapan münafık müşrik zihniyetler, her dönem dinimizi kullanarak kadınlar ve çocuklar üzerinde baskı kurmuş ve maalesef bu tutumlarını hala sürdürmektedir.
Kadını ve çocuğu kendi malı gibi gören bu fahişeler bu sayede eşlerini çocuklarını birer ırgat gibi tarlada bağda bahçede her tür işte çalıştırmış kendileri evde veya kahve köşelerinde yan gelip yatmış ,hala yatmakta ve kadınlarımıza eziyetlerini öldürmek pahasına sürdürmektedir.Kadını kendisine, köle olarak gören bu zihniyetle mücadele etmek her mümin kardeşimin en önemli vazifesidir.

Kuran korunmuş ve değiştirilemez bir kitap olduğu için Şeytanın en önemli hilesi kişilerin zihninde anlamları değiştirmek olmuştur. Henüz öğrenirken çocuğunuza, ekmeği su diye isimlendirirseniz, çocuğunuzdan, her su istediğinizde size ekmeği getirecektir. Senelerce kadınlarımızın Kuran ve bilimden uzak tutulmasının sebebi , bu müşrik fahişelerin kadınlar üzerindeki egemenliklerini sürdürebilme çabasıdır!
Çünkü islamiyet inancında kadın ve erkek her konuda eşittir ve üzerlerine verilmiş ayrı ayrı yükümlülükleri vardır. Öyle ki İslamiyet ailenin geçim ve ağır işlerini bilakis , güçlü olduğu için erkeğe vermiştir.
Yıllar boyu kız çocuklarını kadınlarımızı okuldan eğitimden uzak tutan ve bu konuda din adına fetvalar veren hacılar hocalar şeyhler imamlar, kadınlarımızın dünya sınav yaşantısını da böylelikle katlanılmaz hale getirmiş, hem genç nesli hem de kadınlarımızı dininden soğutmuştur. Kuranda Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek veya bir hükmü değiştirmek, “Allah’a iftira” suçu olarak kabul görür ve bu müfteriler Allah tarafından lanetlenmiş bir topluluktur.

Allah’a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler. Enam suresi,21
Üstelik bir yalanı, Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rabblerinin huzuruna arz olunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: “İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir”. İyi bilin ki: Allah’ın laneti bu zalimlerin üzerinedir.Hud suresi,18

Sevgili dostlar;
Günümüzde bir çok gencimiz , kendilerini Müslüman olarak tanıtan , Erkek egemen müşrik , münafık zihniyetler yüzünden,dininden soğuyor. Asli vazifemiz, insanlara, nefsinden yanaşan şeytan ile her alanda Cihad etmektir. Doğru anlamı ile öğreneceğimiz her kavram bu batıl zihniyeti yıkacak ve genç nesli de dinimize daha çok yakınlaştıracaktır. Barış ve huzur içinde yaşayan bir toplum olmayı arzu ediyorsak : Kadınlarımızı ve çocuklarımızı ,Şeytan dostu bu müşrik fahişelerin hilelerinden, korumalı, Allah’a karşı önemli bir sorumluluğumuzu yerine getirmek adına ,geç kaldığımız cihad görevimizi en çetin şekilde ifa etmeliyiz.
Özellikle kadınlarımızın dinimizi doğru öğrenip anlayarak, bu zihniyetteki kişilerle, Kuran’da bildirildiği şekliyle  “Allah’ı ve Kuran’ı kalkan ederek kendilerini korumaları” çok önemlidir.
Bir kadın, anlaşmazlık halinde ya da kendisine yapılan bir haksızlık durumunda , “kendi nefsine,benliğine dayanıp sığınarak”  eşine; “Böyle olmasını “ben” doğru bulmuyorum” der ise bu bir “benlik çatışması” olur. Bu yaklaşım nefsi ile hareket eden bir müşriğin eylem ve söylemdir. Ve belirtmeliyiz ki müşrikler asla Allah tarafından korunmazlar. Bu zihniyetin dışına çıkılmadıkça, problemler daima artarak devam edecektir. Ancak;

Allahın istemediği bir şey hakkında beni zorlayamazsın ! Ben de sana uyarak Allahın gazabına uğramak istemem! Herhalde sen de istemezsin! 

diyerek içtenlikle ve Allah korkusunu belli ederek uyarı yapılırsa, bu haksızlık yapan kişiye vurulabilecek en büyük darbe olur. Çünkü o kişi o an eşine karşı değil, Allah’a ve ayetlerine karşı direndiğini farkeder. Ve Allah ile karşı karşıya kalmış olur ! Bu yüzden kadınlarımızın Allah’ın hükümlerini öğrenmesi, kendilerini korumaları açısından çok önemlidir.

Ve tebliği örneklediğimiz şekliyle Allah’a sığınarak ihlas ile yapan Mümine kardeşlerimiz, kendilerine koruyucu olarak Allah’ı seçmiş oldukları için, hem sınavlarında başarılı olacak hem de “hiç merak etmesinler”  Kendisine dayananların Velisi olan Aziz Allah o andan itibaren daima yanlarında ve koruyucuları olacaktır!  Ve zulme devam edenin başına vereceği belalar ,( yola girmesi için) mutlaka bir çok güzel şeyin ve huzurlu günlerin müjdecisi olacaktır.

Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Kimse size üstün ve galip gelemez. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar. Âl-i İmran suresi,160

Unutmayalım ki bizler bu dünyaya sınanmaya geldik. Kadın olsun erkek olsun bizler, eşlerimize karşı duruşumuzla da sınanıyoruz!
Ve unutmayalım ki eşlerin yaşantılarını belirleyen, ilişkilerini düzenleyen “Ortak Anayasa” KURAN dır!
Ve unutmayalım ki bu kurallara  uymayan kadın veya erkek fahişeler mutlaka sonucuna katlanacaktır! Allah aşığı, O ünlü şairin de dediği gibi;

Gün gelir, en zalim günahkarlar bile gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalırlar. – William Sheakspeare

Haftanın Kitap önerisi; İSLAMIN TEMEL KAVRAMLARI- Hüseyin K. ECE

12 comments

  1. harikasınız.. vallahi bu zihniyet yüzünden insanlar dinden soğudu. kitap tavsiyeniz için teşekkür ederim. bu paylaşımınızdan sonra kavram kitabını başucu kitabım yapmaya karar verdim. ALLAH razı olsun kardeşim.

    Liked by 2 people

  2. çok çok teşekkürler..aynı sıkıntılardan muzdarip bir kadın olarak içimi soğuttunuz..ALLAH RAZI OLSUN. tavsiye ettiğiniz bu kitabı nereden temin edebilirim bigi verebilirmisiniz ?

    Liked by 1 kişi

    • Çok teşekkür ederiz kardeşim Allah sizlerden de razı olsun. Prensip olarak sayfamızda reklam alıp vermediğimiz için satış yerlerini de reklam yapmamak adına veremiyoruz. Google arama motoruna girin zaten önünüze satıcıları çıkacaktır. Ilginiz ve anlayışınız için çok çok teşekkür ediyoruz.!

      Beğen

  3. her zamanki gibi harikasınız.. bir bayan olarak duyarlılığınıza ve yardımınıza teşekkür ediyorum. herkesin okuması gereken bilgiler.. tekrar tekrar teşekkürler. Allah razı olsun sizlerden !

    Liked by 1 kişi

  4. müşrik. ve münafık denince şimdi tüylerim iki kat diken diken oluyor.mükemmel bilgiler kitabı mutlaka ALLAH RAZI OLSUN kardeşlerimden .

    Liked by 1 kişi

  5. Güzel bir paylaşım …bir o kadar da düşündürücü ve bilgilendirici …Bu kıymetli paylaşım için teşekkürler Kardeşim 🙂 Latif olan Allah’a emanet ol !!

    Liked by 1 kişi

  6. […] Caiz (mübah) amel, kavramı sonradan ve cevaz veren olmak isteyen, yani bir topluluk üzerinde hakimiyet oluşturmak isteyen ruhbanlar (dinciler,şeyhler hocalar) tarafından uydurulmuştur. Amelde esas kulluktur ve kullukta esas itaattir.Ben iyi bir insanım diyerek kişinin kendisini yargılaması ilahlık taslamaktır. “önemli olan iyi insan olmak, kalp temizliği ” gibi kişiye hiç bir sorumluluk yüklemeyen ,cezası ve yaptırımı olmayan söylemler, “Allah’a kulluktan çekinip büyüklük taşlamak” ve kendi kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.BKNZ;HASENE VE SEYYİE […]

    Beğen

Yorumlar kapatıldı.