TEVHİD TABİATI -BEHAVİORİST OLMAK

Behaviorist olmak bir ayrıcalıktır. Ben de bir Behaviorist oldum.Tabii Behaviorist bir kişiliğe dönüşümüm bu günlerde başlamadı. Yakın bir dostum ile yaptığımız sohbetler ardınca fayda sağlar umuduyla Behaviorizm kavramını siz değerli dostlarımla da  paylaşmak istedim.

Behaviorism insan davranışlarını dışsal uyarılar çerçevesinde inceleyen ve sistematik olarak ilk kez 1913 yılında Amerikalı ruh bilimci John Watson tarafından ortaya atılmış bir tür psikoloji yaklaşımının bilimsel jargondaki ismidir. Watson (1878-1958), ruhbilimin bir davranış’lar bilimi olduğunu ileri sürmüş . Bu kurama göre ne özdeği algılayan duyu , ne de düşünceyi gerçekleştiren ruh gözlenemez, ancak kaslar ve salgı bezlerinin gerçekleştirdiği davranışları neticesinde insanlar gözlenebilir tezini ileri sürmüştü.

Bu analitik yaklaşıma göre, insanın ne düşündüğü değil, ne yaptığı önemliydi. Çünkü insanları birtakım davranışlarda bulunmaya iten ,kişinin içinde sakladığı gerçek duygu ve düşünceleridir.
Kuran öğretileri ile günümüze gelmiş “Öz ile sözün bir olması veya “insanın içi ile dışının bir olması” deyimleri de Watsonun bu yaklaşımı karşılar. Kuranda geçen Münafık kavramı, insandaki ikiyüzlülüğü anlatır. Münafıklar müslümanız dedikleri halde müminlerin uydukları kuran ayetleri doğrultusunda değil; tam tersi tutumda nefslerinden gelen bilinç dışı dürtüleri ile yanı Kuran’ın deyimi ile heva ve hevesleri ile hareket ederler.

” Ey Muhammed! Eğer biz dileseydik onları(münafıkları) sana gösterirdik. Sen de onları hemen yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları ancak, üslubundan ve davranışlarından tanıyabilirsin. Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.MUHAMMED SURESİ,30″

Kuranda geçen yüzlerce ayette insanın ancak davranışları ile tanınabileceği durumunun tespiti, Yüzyıllar öncesinden açık açık bildirilmiştir. Yüce Allah hariç günümüz bilim koşullarında bile İnsanın kalbindekini ve aklından geçen gerçek düşünceyi bilebilecek ne bir kimse ne de başka bir yöntem henüz mevcut değildir. Watsonun bilim dünyasına kazandırdığı bu tespit, yüzlerce yıl önce, Yüce Allah tarafından yazılı bir şekilde zaten yapılmış bir tespittir. Ancak insanoğlu hep burnunun dikine gittiğinden olsa gerek, Allah’ın bu tespitini bile ancak, yüzyıllar sonra idrak edebilmiş, birbirleri ile olan ilişkileri de bu yüzden acı ve hüsran ile sonuçlanmıştır. Sadece Kuran’da değil ilk vahyin geldiği tüm Kutsal kitaplarda insanların çoğunun nefsine uyacağı ve ikiyüzlü olacakları vurgulanmış ve bu konuda insanın öncelikle dikkatini davranışlarına, yöneltmesi gerekliliği yüzlerce ayetle sabitlenmiştir.  Ve maalesef günümüz dünyasından, görüyoruz ki insanoğlunun çoğunluğu hala aynı hataları yapmakta ve bu sayede ikiyüzlülüğün pençesinde yaşamaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de, “Münafikûn” ismiyle anılan bir sûrenin yanında 300’den fazla âyette münafıklardan(ikiyüzlüler) bahsedilmektedir.

“İnsanlardan kimi, Allah’a yalnız bir şartla kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa buna pek memnun olur, Eğer bir zorluğa uğrarsa,sıkıntıları akabinde davranışları değişir. O bu yüzden dünyasını da ahiretini de hüsrana uğratmış ve kaybetmiştir. Bu, apaçık zararın ta kendisidir.” HACC11

İnsandaki Münafıklığın en önemli belirtisi ; Kişilerin davranışlarını, zorluklar karşısında değiştirmesidir.
Yeryüzünde oluş sebebimiz ve sınanmalarımız kendimizi bulmak , kendimizi tanımak , düzelmek ve düzeltmek gayesi için değil midir?

“Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça
mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.BAKARA,155”

Her insan kendisini dürüst bir kişilik olarak görebilir veya gösterebilir ancak, bir insanın kimliği,kişiliği,eğriliği,doğruluğu ancak zorluklar veya aşırı bolluklar karşısında sergileyeceği davranışlarında belli olur. Birbirlerini ömür boyu sevip aldatmayacağına söz veren nice çiftler vardır ki zorluklarla veya bolluklarla karşılaştıklarında, birbirlerini aldatırlar. Günümüz yaşantısında ikiyüzlülük hemen hemen herkesin en çok dert yandığı kökleşmiş bir kişilik sorundur.

Sufilerin arınma olarak tabir ettiği dünya yaşantılarının temelini de behaviorist yaklaşım oluşturur. Konuya dikkat çekmek adına böyle bir başlık attığıma bakmayın.

Gururla söylüyorum; Ben bir Mü’minim !

Yüce Allah’ın binlerce yıl öncesinden, Müminler’e tarz olarak belirlediği bir yaklaşımı, Watson binlerce yıl sonra buldu diye, kendimi behaviorizm içinde anlamlandıracak kadar aklımı şuurumu yitirmedim. Günümüz insanının sonu “İZM” veya “İST” ile biten ideallerin peşinden gitmelerinin asıl sebebi Allahın ayetlerini bilmemelerinden kaynaklanır. İnsanoğlu yüzyıllar boyu cehaleti içinde çırpınır direnir ve sonunda Watson gibi biri çıkar. Bunu “ben buldum” der. Vahy-i okumamış milyarlarca insan da ,Aslında Yüce Allahın tespit ettiği bir durumun sonuna İZM takısı koyar ve ona inanır. Eğer birgün bilim insanları gerçekten Allah’ın kuranda belirttiği bir ayetin dışında yeni bir şey bulur ise , İşte ancak o gün bende sonu İZM li bir şeyin peşine takılırım.

İçinde hiç bir şeyin eksik bırakılmadığı gören bilen  bir kuran okuru olarak gururla söylüyorum ki, iyi ki Müslümanım.

Behaviorist yaklaşım Yüce Allah’ın bizlere Kuran’da tavsiye ettiği bir bakış açısıdır!

“İNSAN KENDİ ÖZBENLİĞİ ÜZERİNE YÖNELMİŞ DERİN VE KESKİN BİR BAKIŞTIR., DÖKSE DE ORTAYA MAZERETİNİ!- KIYAMET SURESİ ,14,15 “

Yukarıdaki ayetler,” behaviorist yaklaşım” diye adlandırılan bilimsel kuramın, binlerce yıl önceden yazılı bir bildirgesidir.Çünkü İnsanın  gelişmesi, arınması ve Kamil insana dönüşebilmesi için bu olmazsa olmaz bir şarttır. İnsan bu dünyada eksiklerinden arınmakla mükelleftir. Zira arınamaz ise sonu cehennemdir.
Sufilerin arınma temelini Kuran ayetleri oluşturur. Ancak nasıl her tür “İzm” e karşı isek temelde Kuran öğretilerinin dışında kalan herşeye de karşı durmalıyız. Çünkü günümüzde Sufilik; (safiyet,saflaşma,arınma) olarak anılan kavram bile başka bir inanç gibi algılanabiliyor.
Örneğin sufilerin nefsi arındırma yolunda adlandırdıkları nefsin derecelendirme seviyelerinin ikincisi “NEFSİ LEVVAME” behaviorist yaklaşımı anlatır.

2-Nefs-i Levvâme: Kendini kınayan, eleştiren nefis demektir. Tövbe ve terbiye ile Allaha yönelen kişi , bir farkındalıkla arınma uyanışına başlamış nefistir. Bu merhalede kendi işlediği kötülükleri ve yanlışları önceden yapmış olsa da, kendisini kınayarak, yapmamak için kararlar alır. Çünkü İnsan kendi davranışlarına dikkatini vererek günahlardan ve yanlışlardan ancak böylelikle kaçınabilir ve tabii ki arınma yoluna girer.

Bu irade sürecinde dikkatini kendi davranışlarına yönelten, kişi ,Yusuf suresi ayetlerinde örnek gösterilen Yusuf as gibi; “kendini eleştirebilme cesaretiyle kendisini kınayıp hatalarından uzaklaşan” insan tabiatına bürünür.

Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefs insana şiddetle kötülüğü emreder.YUSUF,53

Aşağılık duygusu içindeki kişiler, eleştiriye ve kınanmaya asla tahammül edemezler. Aşağılık duyguları o kadar baskındır ki; eleştirel her yaklaşım kendilerinden gelse bile buna katlanamazlar. Akıl yerine bilinç dışı (tepkisel irade) İd ile, Kuran’ın deyimiyle nefs ile yaşam sürdüren kişilikler , savunma mekanizması olarak kolay olan yolu seçer ve dikkatlerini daima kendi davranışları yerine, başka kişilerin yanlışlarına yöneltirler. Başkalarını eleştiren çekiştiren Kuran diliyle “GIYBET’  yapan bu kişilikler , ilkel dürtülerle (nefs) yaşayan insan tabiatına en güzel örnektir.

Nefsin ilkel tabiatından akla yönelmeye başlamış, kişilik yapılarına sufilikte bu yüzden “nefsi emmare” denmektedir
image
Kazananlar daima, yanlışlarına bakabilme cesaretini gösteren ve bu sayede değişen ,dönüşen, böylelikle kendilerinin ve çevresindeki kişilerin de yaşamlarını kolaylaştıran, güzelleştiren insanlar ,toplumlar olurlar.
Öyle ki bu kişiler, sadece dünyadaki güzel kimliklerini ve gerçek dostlarını kazanmakla kalmayıp ahiretlerinde derece derece hazırlanmış güzel cennetlerini de bulurlar!

İslamiyet inancında, nefs ile cihad veya nefsi arındırmak olarak adlandırılan Behaviorist yaklaşımdan söz etmişken nefse en büyük savaşı açmış İslam âlimi A.Kadir Geylâni den bahsetmeden geçersek hem konumuza hem de önemli bir Alime haksızlık etmiş oluruz. “Hiçlik” denilen Muhsin makamına ulaşabilmek adına nefsine dalga dalga, çeşit çeşit ve her yönüyle bu denli sert saldıran ,belki de başka bir islam Alimi çıkmamıştır. Nefs ile Cihad konusunda A,Kadir Geylâni nin sohbetlerinden oluşan HUZUR SOHBETLERİ kitabını okumanızı önemle tavsiye ediyorum.

Yüce Allah’ın emri olan, Behaviorist yaklaşımı, yüzyıllar sonra bilim dünyasına kazandıran ve Watson ile aynı çağda yaşamış ancak Watson henüz doğmamış iken, Devlet adamlığı yapmış asıl ismi “Abdülhamid Ziyaeddin olan Tanzimat devri Şairi Ziya Paşanın (1825-1889) dizeleri ile sohbetimizi sonlandırıyorum.

“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, Şahsın görünür Rütbe-i aklı eserinde” ZİYA PAŞA”.  


 

Günün sözü: Bir başkasının bulduğu, veya tespit ettiği bir şeyi kendi bulmuşçasına anlatan kişilere SAHTEKAR, Sahtekara inanan kişilere KÖR CAHİL denir. 


 

HAFTANIN KİTAP ÖNERİSİ : HUZUR SOHBETLERİ -A.KADİR GEYLÂNİ

8 Comments

  1. Kişinin namazına, orucuna bakmayın,,, konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına yani menfaat anındaki tavrına, bakıp öyle değerlendirin….Hadis

    Eyv’Allah, kıymetli bir paylaşım …Ehad olan Allah muinin olsun !!

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim kardeşim.! Allah senden razı olsun! Yar ve yardımcın olsun. Yurtdışında olmam sebebi ile bir müddettir kıymetli paylaşımlarını okuyamadım. En kısa sürede okuyacağım inşaallah! Muradını Allah yapmış sevgili kardeşime kucak dolusu sevgiler:)

      Liked by 2 people

  2. gerçekten ne gelirse insanın başına cehaletinden geliyor. bu bilgi dolu paylaşım için yeşekkür ederim kardeşim.. ALLAH RAZI OLSUN.

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.