RAMAZAN- RAMAZAN ORUCU -KADİR GECESİ

Ramazan bir sevgi zamanıdır.İnsanın sevgiye öykünmesinin mutlu hikayesi,Cehalet ve mutsuzluktan arınmanın vesilesi, mutluluğa erişmenin gayesidir.

Oruç, Farsça dan sözlüğümüze geçmiş bir kelimedir. Kelimenin aslı “günlük” anlamına gelen “Ruze”dir. Önceleri “Oruze” olarak kullanılan kelime zamanla, oruç şekline dönüşmüştür.Kuran’da Yüce Rabb’imizin işaret ettiği orucun arapça kelime karşılığı “savm” demektir. Savmın arapçadaki anlam karşılığı, birşeyden uzak durmak, kendinden uzak tutmak,kendini birşeyden men etmek demektir. Türkçede kullandığımız “başından savm ak ” aynı kelime ve. anlamından türemiştir. Yine aynı anlamı karşıladığı için Kuran’da Hz Meryem’in susma orucu için de “susmak” eş anlamıyla savm kelimesi kullanılmıştır.

Her insan doğumundan itibaren ruhunu kılıflayan beden elbisesi ile yaşama başlar. Bu öyle mükemmel bir elbisedir’ki onu yaşamda tutacak her tür donanıma sahiptir. Acıkma susama nefes koku alma işitme görme üreme gibi temel fonksiyonlarını bu dürtüsel donanımlı elbise vasıtası ile gerçekleştirir. Bu mükemmel yaşam elbisesi haz ve acı ilkesi ile hareket eden insan ruhunu sınavı boyunca yaşamda tutan bir araçtır. İnsan zamanla gelişip büyüdükçe kendisinde bir başka büyüleyici gücü, mükemmel özelliklerde ve onu diğer yaratılmışlardan ayıran aklını keşfeder. Bu keşifden sonra insan çevresini taklit ederek öğrenme alışkanlığını bırakır, aklını bilgiler ile doldurur,.Böylelikle nefs elbisesinin dürtülerinden uzak, bilgileri ışığında bir yaşam yolculuğu sürdürür.

image

 

Andolsun , nefsin kötü isteklerinden özbenliğini arındıran kurtulmuştur .ŞEMS SURESİ,9 

Bilimde Süper ego diye adlandırılan sadece aklın ve mantığın hükmettiği beynimizin bir alanı, mantık bilgi ve akıl ile nefse ve dürtüselliğine hükmetmeye başlayarak,BKNZ:iradeyi ele geçirir ve böylelikle kişi ruhunu yanlış yollara sürükleyecek nefsin arzu ve isteklerinden kendisini arındırmış ve aklın kendisine kazandırdığı olağanüstü güzel duygular ve heyecanlarla monotonluktan uzak harika bir keşif macerasına başlamış olur.

Aklını kullanmayı öğrenememiş ve dolayısıyla psikolojik gelişimini tamamlayamamış kişiler, nefsin hayvani dürtüleri ile yaşam boyu bedensel haz ilkesi üzerine bir yaşam sürerler.

Nefs düşünmez, kolay elde etmeyi sever.Bu nedenle çalışmayı ve üretmeyi hiç sevmez. Hayatı sadece yeme içme eğlenme ve cinsel yaşam odaklıdır. Her şeyde bedensel haz ön plandadır. Gezmek tozmak gününü gün etmek arzusundaki nefs, cinsel yaşamda da anlık zevkleri uzun vadeli mutluluklara tercih eder. Mutluluğu cinsel tatminlerde arar. Bu yüzden gözü dışarıda tabir edilir ve sürekli haz peşinde koşar. Bu konuda adeta engellenemez bir doyumsuzluk içinde çıtalarını sürekli yükseltir ve cinsel haz dahil her tür hazzı sınırsız yaşamak ister. Ancak sınırsız bedensel haz , insanın doyum eşiğini sürekli yükselttiği için, nefs bir müddet sonra evde eşi ile yapamayacağı birçok şeyi dışarıda arama yolunu seçer. ve tabii ki böyle insanlarda aile bağları zayıflar ve bir müddet sonra da parçalanır.

Nefs ,sevilmek, cinsel anlamda beğenilmek dürtüsüyle yaşar. Ahlaki kuralları, yasakları ve sınırları sevmez, hatta nefret eder. Çünkü dinin kuralları bedensel haz ilkesini alıp, yerine ruhsal tatmin ve mutlulukları getirdiği için ,din kelimesi nefsin en çok rahatsız olduğu kelimedir. Kendisini haz dan uzak tutan herşeyden mümkün olduğunca uzak durur. Çünkü nefs sadece bu yaşamda vardır ve nihayetinde ölür.,oysa ruh ahirette de yaşamda kalır. Bu yüzden ölüm düşüncesi nefsi çok rahatsız eder. Ölümü düşünmemek için her tür haz arayışına girer böylece düşünsel olarak kendisini ölümden korkusundan uzak tutmuş olur.
Allah Akıl birlik ve kardeşlik der. Oysa nefs için en değerli şey haz çıkarıdır. Nefs narsist tir. Kendisine menfaat sağlayanı sever. Övünülecek eylemler içinde olmadığını bildiği için bir maske kişilik takınarak fiziki varlığı üzerinden başkalarının övgüsü ile beslenir. Nefs için, erkek veya kadın ihtiyaçlarında kullanılması gereken haz doyum araçlarıdır.

SEVGİ GETİRİLERİ

Sevgi fenomeninin biyolojisi, özellikle de nörobiyolojik yönleri, tıp yakın tarihinde ilgi çekmeye bașladı. Bilimsel veriler, gerçek sevgi ilișkilerinin limbik sistem aktivasyonuna dayalı birtakım karmașık, nörobiyolojik fenomenler olduğunu tüm insanoğluna gösterdi. Sevgi eylemi sırasında insan beyninin, en kuvvetli bedensel hazdan yüzlerce kat fazla oksitosin, vazopressin, dopamin ve serotonerjik ișlevleri ürettiğini bilim sayesinde öğrendik.
Ancak bu incelemelerden çıkan tarife bakıldığında görülüyor ki , tarif edilen sevgi eyleminin niteliği, çıkarcı bir benlik sevgisi değil bilakis, gerçek sevgi olması gerekiyor.
Bilim, sevgi fenomenini ; Kişinin bir varlığı eylemleri ile kendi benliğinden üstün tutması olarak açıklıyor. Çıkarsız bir sevgi halinde insan kendiliğini unutarak mutluluk hormonlarının vücudunda açığa çıkmasına neden oluyor.

Örneğin içki, insanlarda bilinçaltını baskılayarak mutsuzlukları biranlığına unutturur iken ; Koşulsuz Sevgi bedene zarar vermeden hem sıkıntıları unutturuyor , hem de insanın ayaklarını yerden kesecek kadar seratonin salgılamasına vesile oluyor. Öyle ki insan vücudunu gençleştiren bu hormonlar kişinin ertesi güne  bile huzurlu mutlu ve keyifli başlamasına sebep oluyor.

Ancak dikkat etmemiz gereken ; çıkarlarımıza yönelik bir şeyi arzulamamız halinde beyin salgılamayı azaltıyor ve, çıkarımızın olmadığı bir nesneye yöneldiğimizde ise yoğun bir şekilde artış gösteriyor.

Artık bilim sayesinde anlıyoruz ki ; Yüce Allah bizleri yaratırken, gerçek sevgiye zorlamış! , Değerli kabul ettiğimiz hasletlerimizi ayakta tutmamız için adeta bizleri koşullamış. Tek yapmamız gereken huzur ve mutluluk denen şeyi nerede bulacağımızı aklımızı kullanarak keşfetmek.

Fakirler düşkünler yetimler muhtaçlar hastalar kimsesizler darda yolda kalmışlar, hayvanlar sevgi iletiminde bizlere mutluluk ve huzur hormonlarımızı sunan varlıklar olarak duruyor.
Kardeşliğimize sahip çıkan bir duruş , ayrımcılıktan uzak eşitlikçi bir sevgi anlayışı, şüphesiz ki huzuru ve ardınca mutluluk hormonlarımızı hediye ediyor.

Mutluluk hormonları olarak adlandırılan Oksitosin, vazopressin, dopamin ve serotonin hormonları bağımlılık yapan hormonlar ve bu ihtiyacı bedensel haz ile karşılama yoluna giden kişiler , Koşulsuz Sevgiye nispeten hormonların çok azını karşılayabiliyorlar. Nefsani kişilikler hormonları elde etmek adına bu nedenle gün içinde oradan oraya koşuşturuyorlar ve adeta bunu bir yaşam gayesi haline getiriyorlar. Bedensel hazlar bir insanın İhtiyacı doğrultusunda yeterince hormon sunmadığı için, Yemede içmede oburluk, tüketimde oburluk, cinsellikte oburluk nefsin tek çaresi haline geliyor. Henüz sabah kahvaltısında öğleyin ne yiyeceğini düşünen ,tüm gününü mutluluğu bulmak adına cinsel koşuşturmalar içinde geçiren ve hayatlarını bu uğurda heba eden nice insanlar var. Kimisi yemek kimisi cinsellik kimisi içki ile  bir hazdan diğer bir hazza madde bağımlıları gibi koşuşturuyorlar.

Allah’ın bizlere önerdiği Karşılıksız Sevgi eylemlerimizde küçücük bir dokunuş, küçücük bir benlikten vazgeçiş ,bedensel hazzın verdiği hormonun kat ve kat fazlasını coşkun mutluluklar halinde sunduğu için, tabiidir ki , Sevgi insanları da, günlerini hergün daha fazla sevgi eylemleriyle geçiriyorlar.

İnsan beyninin Sevgi hormon iletimini gerçekleştirebilmesi için kişilerin öncelikle, nefsin dürtüsel haz arayışlarından kendisini uzak tutması gerekiyor. Kuran diliyle “savm” etmesi gerekiyor.
İnsanda duygular bir eylem sonucu oluşur. Birçok insanın yanılgısı bir eyleme girmeden bir duyguya kavuşacakları hayalidir. Oysa insan çöle giderse sıcağı kutuplara giderse soğuğu hissedebilir. Hiç bir eyleme girmeden ve tecrübe etmeden bir duyguya sahibi olmayı düşünenler sadece bekledikleri ile kalırlar.

Bedensel dürtülerin esaretinden kurtulmayı henüz öğrenememiş, ya da gaflet içinde farkına varamadan nefsin tuzağına düşmüş ruhları, nefsin karanlıklarından uzaklaştırıp, akla ve aklın temiz duygularına, yakınlaştırabilecek bir fırsat ayıdır Ramazan !

İnsanlığa Kuran’ın indiği ve birçok hikmetin bahşedildiği bu özel ayda Yüce Rabbimiz bizlere birçok fırsatlar sunuyor. Her an İhtiyacını duyduğumuz mutluluk hormonlarımızı açığa çıkarmak için geçici mutluluk veren kandırmacaların peşine düşmek yerine , nefsimizin isteklerini savm edip, mutluluk ihtiyacımızı sevgi yoluyla karşılamayı öğrenmeliyiz. Bu çetin nefs mücadelemizde bizleri en çok seven en çok koruyan yüce Rabb’imizden yardımların geleceğini hiçbir zaman unutmamalıyız.
Akıl irade gayret ve Yüce Rabb’imizin yardımıyla, Kuran’ın indirildiği
bu özel Hikmet dolu ayda , Rabb’imize  yüzümüzü, gönül huzuru ve minnet içinde ,kardeşlik ve sevgi duyguları içinde çevirebilmeliyiz.

Ay boyunca gayretlerimizle geçecek ve hikmet ayımızın son günlerine denk gelen Kadir gecesini, nefsimizin kötü duygularından dürtülerinden arınmış ve sevmenin kardeşliğin idrakine varmış bir şekilde ,karşılamalıyız.

Doğrusu biz Kuran’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilirmisin ? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. – KADİR SURESİ

Olumsuz alışkanlıkların olumlu davranış ve duygulara evrilmesi için bu özel ayda ,darda kalmışların yoksulların hastaların yaşlıların muhtaçların kapılarını sevgi dolu yüreklerimizle aşındırmalıyız.

Ben kardeşinizim, bu nimetleri size gönderen, nimetlerin asıl sahibi Yüce Allah’tır, ben sadece O’nun naçiz bir kulu kapınıza gönderdiği hizmetkarıyım diyerek benliklerimizi yok etmeli muhtaç kardeşlerimize sevgimizi göstermeliyiz.

Bu vesile ile nimetlerin asıl yaratıcısını ve asıl sahibini hatırlamış hatırlatmış bir kul olmanın huzurunu tecrübe etmeli ve bundan alacağımız hazzı mutlaka idrak etmeliyiz.

Bu ayın her günü O’nun emri doğrultusunda yalan riya gösteriş dedikodu veya bir kardeşimizi incitecek davranışlardan savm içinde olmalı , sadakat ve minnettarlığını eylemleriyle kanıtlamış bir kulun iç huzuru ve mutluluğunu keşfetmiş olmalıyız.

Sevgili dostlarım; unutmayalım ki oruç tutmak aç kalmak için değildir, bilakis , bedeni aç bırakarak nefsi zayıf düşürüp nefsin isteklerini azaltmak, bu süreçte de aslımıza değişip dönüşmektir.

Bu vesile ile hem Yüce Rabbimizin hoşnutluğunu kazanacak, hem kardeşlerimizi hoşnut edecek, hem imanımızı ve kardeşliğimizi pekiştirecek hemde, aklın hakim olduğu yeni kimliğimiz ve yaşamımıza alışmış olacağız.Böylece benliğimizi sevgi ve kardeşlik duygularıyla arındırmış, aklın ve kalbin temiz duygularıyla sanal olmayan mutlu ve huzurlu bir dünyada , Coşkun heyecanlar ve mutluluklar içinde keşif dolu bir yolculuğa yeni bir  başlangıç yapacağız.

Yüce Rabb’imiz hepimize, nefsten arınmış ,temiz bir yüzle ramazan ayından çıkmayı ve ardınca kardeşlik ve sevgi içinde yaşamayı nasip etsin !

Ramazanımız hayırlara vesile olsun!

Tüm sofralar ,Yüce Rabb’imizin nimetlerini Kenz etmeyen paylaştıran elleriniz, ve sevgi dolu yüreklerinizle bereket bulsun!

Coşkun mutluluklar daima sizinle olsun!

Sevgiyle kalın dostlarım!
Allah’a emanet olun!

Nefsini ve nefsinin kötü arzularını kendisine tanrı edinmiş kimseleri gördün mü ? Sen onlara koruyucu olabilirmisin? Yoksa sen, çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun ? Hayır, onlar hayvanlar gibidir,hatta yolca daha da sapıktırlar. FURKAN,43,44 

Her şeyden önce kendi nefsine hakim olmayı öğren. Bunu yaparsan, gün nasıl geceyi takip ederse, bunu da kendin dahil hiç kimseye yalan söylememen takip eder. William SHAKESPEARE

10 comments

Yorumlar kapatıldı.