BİLGİ IŞIKTIR

Bilgi, insanoğlunun aklını aydınlatan yegane ışıktır.Yaşadığımız dünyayı ve kendimizi bizlere açıklayan ve anlamlandıran,en önemli yaşamsal ihtiyaçlarımızdan birisidir.Bilgi zihne tuttuğu ışık ile kalbimizin de yolunu aydınlatan duygularımızın yaşam güneşidir. Bilgi ile donanmış insan ile bilgiye mahrum kalmış bir insanın bizlere katacağı ve hissetireceği şeyler aynı değildir.

Her varlığın nedenselliği ve şekli çok boyutlu ve çok yönlüdür. Bilgi her tür varlığı ve ilişkin olanı bizlere kelimeler vasıtası ile açıklayan, anlamamızı sağlayan zihinsel kavram göndermeleridir. Bu nedenle, ait olduğu alan, elde edilişi, özne nesne ilişkisi ve aktı açısından bilgi de türlere ayrılır.

Dış dünyanın duyu organları aracılığıyla açıklanma biçimine günlük bilgi denir. Bu tip bilgiler genellikle kişisel ya da, toplumların denemeleri, tecrübeleri ve gözlemlerinin etkisiyle oluşur. Sonuçları kesin değildir, bilakis subjektiftir. Kişiye göre değişen ve nedensellik ilkesinin sorgulanmadığı bir çeşit kanı veya öngörü şeklindedir. Örneğin; Kaynanalar kötüdür. Falanca toplum çalışkandır veya şu kişiler tembeldir. gibi kişilerin kendi görüş veya inancını yansıtan genellemeye dayalı zihinsel algı oluşumu ve göndermeleridir.

Gerçek bilgi, nesneldir. Herkes için mutlak bir anlamı barındırır ve evrenseldir. Tamamen Akla mantığa ve uzun gözlemlere dayalı ve konuda gerçekliğe, en yakın olanın kanıtlanmış ortak ifade biçimidir. Sence veya bence kavramlarının geçersiz sayıldığı bir alandan, en iyi bilinmiş bulunmuş sonucu zihinlerimize açıklayan doğru algı göndermeleridir.

Günümüzde türkçe diye adlandırıp ,konuştuğumuz dilin büyük bir bölümü maalesef Arapça ,farsça ve fransızca kelimelerden oluşmaktadır.Geçirdiğimiz tarihsel süreçlerde ,Osmanlı imparatorluğunun yapısı coğrafyası farklı dil din ve ırktaki insanları biraya getirmesi dil yapımızı önemli ölçüde etkilemiştir. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra yapılan harf  inkilabı ise kelimeleri anlamından daha da kopuk bir hale getirmiştir. Harfi inkılabı projesi kapsamında, dilimizin yabancı kelimelerden arındırılamamış eksik bırakılmış ve böylece inkilabın tamamlanmamış olması günlük konuşma dilimizi bile örselemiştir. Böylesi önemli bir konunun 86 yıl önceki proje haliyle yıllar boyu askıda bırakılmış olması siyasal yönüyle  ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Türkçe sözlüğümüze Arapça’dan 6448  ve Farsça’dan 1560 kelimenin girmiş olduğunu ve genelde bu yabancı kelimelerle türkçe adı altında konuştuğumuzu düşünürseniz, konunun ne denli önemli olduğunu daha iyi kavrayabilirsiniz. Özellikle son Osmanlı dönemi ve ilk cumhuriyet yıllarında  ortaya çıkmış Avrupa ve Fransa hayranlığımız ise , tamı tamamına 5260 Fransızca kelimenin Türkçe sözlüğümüze dahil edilmesine vesile olmuştur. Günümüzde de yeni neslin, diline sahip çıkmak yerine , ingilizce terimler ve kavramlar ile konuşmaya özenmesi, Türk diline ve zihinlerimize hala büyük darbelerin vurulduğunu belgeleyen önemli bir göstergedir.

Kelimeler bir anlam oluşturabilmemiz için zihinlerimize bilgi taşıyan harf kümelerinden oluşmuş formlardır. Sosyolojik ve Siyasal açıdan bakıldığında dillerin,etimolojik kökeninin büyük bir önemi olsa da ,Bilimsel açıdan bakıldığında dil kökeni hiçbir önem taşımaz. Bilimde önemli olan, kelimelerin insan zihnine hangi bilgi ve anlamı göndermiş olduğudur.
image

Günümüzde Türkçe çevirileriyle Kuran meallerini incelediğimizde, Türkçe sözlüğümüze girmiş ancak aslı arapça olan kelimelerin, tarihsel süreçlerle bozulmalar gösterip, gerçek kelime anlamının dışında bir anlam oluşturduğunu tespit ettik. Günümüzde dilimizde kullandığımız Arapça bir kelime, ülkemizde farklı, Arapça konuşan ülke insanlarının zihinlerinde çok farklı anlamlar ve algılar oluşturuyor. İnanan kardeşlerimizin zihinlerine ışık tutmak adına konuya sosyolojik açıdan değil bilimsel açıdan yaklaşan ,bir gayret içinde olacağız. Çünkü Kuran’ın günümüzde yeterince anlaşılamamasının sebebi , Kuran’ın ifade eksikliğinden değil; Bilakis dilimize geçmiş Arapça kelimelerin zihinlerimizde yarattığı anlam karmaşasındandır.

Dini bilgi, Allah’ın insanlara ,peygamberler aracılığıyla, vahiy yoluyla, yaşam amacı ve gerekliliklerini ,açıklayan kutsal yazılı bir bildirgedir.
Ancak idrak etmek gerekir ki kelime ve kavramları zihninde doğru anlamlandıramayan bir insanın, Allah’ın bildirilerini hakikatle ve kolayca algılayabilmesi mümkün değildir.

  • Gerçekte bizler, Yüce Rabb’imizin bildirilerini ne kadar doğru anlıyoruz.?
  • Kelimeler vasıtası ile kavramların ne kadarını zihinlerimizde doğru şekillendirebiliyoruz?
  • Gerçek bilgi ile kavramlara ortak anlamlar yükleyebiliyormuyuz?

Tüm bu sorulara yanıtlar bulmak, en önemlisi Kuran okurken Yüce Rabb’imizi “ ARACISIZ ” ve doğru anlayabilmek adına KURANIN TEMEL KAVRAMLARI ismiyle bir kategori açtık. Ramazan ayı başlangıcı ile köşemizde yayınlayacağımız, İslami kavram bilgilerinin, gerçek kavram bilgisine henüz ulaşamamış tüm kardeşlerimize faydalı olacağını umuyor ve hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.

Değerli şairimiz Yunus Emre’nin sorunsalımızı özetleyen muhteşem  dizeleri ile ve yeniden buluşmak dileği ile veda edelim.

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır 

Okumaktan Murat ne
Kişi Hakk’ı bilmektir 
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir 

Dört kitabın manası
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir
Yunus EMRE 

Andolsun, biz , AKLEDEBİLECEK  bir kavim için anlaşılır, apaçık ayetler bıraktık. ANKEBUT SURESİ,35 

image

2 Comments

Yorumlar kapatıldı.