En harika baba benim babam

Antartika ‘da uzun kutup gecesi, günesin ufuktan yukselmesiyle biter ve altı ay sürecek gündüz başlar. Antarktika’nın zorlu koşullarında yaşayan İmparator penguenler, kışın başlangıcı olan mart ve nisan aylarında üremek ve yavrularını yetiştirebilmek için hiçbir canlının yaşayamadığı dünyanın en soğuk bölgesi olan kutupların ucuna 100 kilometrelik mecburi bir yolculuk yaparlar. Bir penguenin adım aralığının sadece 10 cm olduğunu, insan adımının ise ortalama 75 cm olarak düşünürseniz, bu mesafe bir insanın yaya olarak 750 km lik bir yolu katetmesi anlamını taşır. Deniz fokları deniz aslanları kutup ayıları ve bazı balina türleri penguenleri avlayarak yaşamlarını sürdüren canlılardır. Penguenlerin göç ettikleri kutupların ucu o kadar soğuktur ki düşmanlarının o bölgeye adım atması imkansızdır. Penguenler yavrulamak ve onları büyütmek için balıkların bile yaşam sürdüremediği -50 dereceyi geçen o dondurucu bölgede yavrularını ancak böylelikle güvende tutabilirler.

image

25.000 kadar penguen o bölgede biraraya gelerek bir koloni oluşturur ve çiftleşirler. Mayıs veya Haziran ayında dişi penguen bu bölgede sadece bir yumurta bırakır. Çünkü kardan ve buzdan oluşmuş, tek bir bitkinin dahi bulunmadığı böyle bir ortamda, hem yuva yapmak hemde -50 dereceye varan soğuktan donmadan birden fazla yumurtayı korumak mümkün değildir.
Bu sebeple dişiye göre daha güçlü ve dayanıklı olan baba penguen yumurtayı donmaktan korumak için hemen iki ayağının üzerine alır ve 2 ay boyunca büyük bir fedakarlık örneği sergileyerek yumurtayı ayaklarının üzerinde ve karnından ayaklarına kadar uzanan uzun tüyleri arasında vücut sıcaklığı ile donmaktan korur.
Bu süreçte baba Penguenler yumurtalarını bir an bile ayaklarının üzerinden indiremezler. O donduran soğukta hareket kabiliyetleri nerede ise yok gibidir. Sadece ayaklarını sürükleyerek birkaç metre ilerleyebilir O minik kuyruklarını üçüncü ayak gibi destek yaparak topuklarının üzerinde birkaç dakikalığına durarak dinlenirler, bu esnada ayak parmaklarını yukarı doğru dikerler ki değerli yumurtaları buza değip donmasın. Penguenin tüyleriyle örttüğü ayakları arasındaki yumurta bu sayede dışarıdan 80 derece daha sıcak kalır. Babanın bu cefakar fedakarlığı sayesinde yumurtada gelişimini sürdüren yavru böylelikle iki ay boyunca dondurucu soğuğu hissetmez.

Kış ilerledikçe çok şiddetli tipiler başlar, rüzgar saatte 120- 160 km hızla eser. Bu öldürücü kış şartlarında baba penguenler aylarca hiçbir şey yemeden ve neredeyse hiç kıpırdamadan yavruları için benzersiz bir fedakarlık örneği sergilerler. Bu zorlu kış şartlarında donmaktan kurtulmak için diğer baba penguenlerle ibretlik bir dayanışma içinde birbirlerine daha da yaklaşırlar. Aralarına soğuk girmesini engellemek için gagalarını göğüslerine yapıştırırlar, böylece enseleri dümdüz olur ve birbirine yapışan penguenler arada hiç boşluk kalmayacak şekilde tüyden bir tavan oluştururlar.Ancak bu çemberin dışında kalan babalar kuzey kutbunun bütün sertliğini göğüslemek zorundadırlar. Fakat bu çok uzun sürmez, çünkü sürekli olarak birbirleri ile yer değiştir ve dönüşümlü olarak çemberin dışına geçerler. Böylece birbirlerini de kollamış olurlar.
Hiçbiri çemberin dış kısmına geçme konusunda çekimser davranmaz. Binlerce babanın aralarında hiçbir çatışma yaşamadan, aylarca, bu zor koşullarda barışçıl bir biçimde birbirleri ile dayanışma içinde olması, günümüz toplumlarına kıyas edildiğinde çok manidardır.
Günümüzde insanların yavrularını büyütmek için verdikleri yaşam mücadelesinde birbirlerini nasıl çiğnediğini ne kavgalar verdiklerini ve ,birbirlerini aşağılamak için “hayvan” , veya “hayvan herif” gibi kullandıkları benzetmelerin bile, penguen denen hayvana bakarak ,ne kadar yanlış bir söylem daha da ötesi çirkin bir iftira olduğunu görürsünüz.

image

Son derece çetin geçen 60 günün sonunda yumurtaların çatladığını farkeden ve tek bir lokma yemeden aylarca soğuğa karşı direnmiş bu cefakar babalar, yumurtalar çatladıktan sonra bile kendilerinden önce yavrularını düşünürler. Anne henüz avlak bölgeden dönmediği için yeni doğan minik yavrusunun beslemek için baba, yutağından az da olsa bir sıvı salgılar ve bunu yavrusuna içirerek besler.

image

İşte tam bu kritik dönemde ve zamanında 2 ay boyunca avlanarak yavrusu için kursağında besin depolamış dişiler uzun ve tehlikeli yolculuktan yavrularını beslemek üzere geri dönerler.

image

Dişinin kursağı tamamen avladığı yiyeceklerle doludur. Bu depoladığı yiyecekleri yavrusunun önüne boşaltır ve yavru ilk gerçek yemeğini yer. Dişinin geri dönmesiyle erkeğin bir an önce yavruyu terk ederek kendi işine döneceği düşünülebilir. Ancak durum böyle olmaz, yavrusu daha önce hiç görmediği anne penguene alışana kadar , yavrusuna  ayağının üzerinde bakmaya devam eder. Yaklaşık 2 hafta sürecek anneye adaptasyon sürecinden sonra , 4 aylık açlık dönemini sonlandırmak üzere yeniden 100 km mesafedeki avlak sahaya uzun bir yolculukla bitkin bir halde yol alır.

Baba penguen denizde avlandıktan 3-4 hafta sonra tekrar geri döner ve bu kez yavruya bakma görevini dişiden tekrar devralır. Bu kez dişi tekrar avlanmak için av sahasına yolculuk eder.
Yavru penguenler ilk yaşam yılında avlanmayı öğrenene kadar vücut ısılarını kendileri oluşturamazlar ve yalnız bırakıldıklarında birkaç dakika içinde donarak ölürler. Bu nedenle erkek ve dişi penguen yavruya yiyecek bulma ve onu soğuktan koruma görevlerini gerçek bir işbölümü yaparak dönüşümlü olarak üstlenirler.
Ve bu konuda o kadar hassastırlar ki kendi yaşamlarını bile bu uğurda tehlikeye atmaktan çekinmezler. Dişi ve erkek penguenlerin büyük bir dayanışma ve işbölümü içinde yumurtalarını ve yavrularını, en zor koşullarda bir an bile yalnız bırakmamaları bizlere ibret dolu bir tablo sergiler.

Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın yeryüzüne yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Casiye suresi,4

Insan düşünmediği aklını çalıştırmadığı süreçte ezberlenmiş bir yaşam sürer.Oysa Allah insana akıl vermiş kainatı ise öğrenilmesi ve dersler çıkarılması gerekli bir kitap olarak hizmetimize sunmuştur ve birçok ayetinde kainat kitabını okumamız ve kendimize dersler çıkarmamız gerekliliğini bizlere çeşitli ayetleri ile defaatle bildirmiştir.

Yine insanlardan da, hayvanlardan da türlü huyda türlü çeşitte ve renkte olanlar vardır.Kulları içinde en çok Allah’a  takva üzere yönelen ve yaratılmışları araştırıp  inceleyerek ibret alan alimler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve Hikmet sahibidir. Fatr suresi,28 

Gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarında veya çevremizde birbirlerini çok sevdiklerini söyleyen çiftlerin, tatillerde, eğlence yerlerinde birlikte çekilmiş fotoğraflarını görürüz. Kısa bir süre sonra yine aynı kişilerin arkadaşlıklarının, dostluklarının, evliliklerinin nihayetlendiği ile ilgili haberler duyarız. Henüz bir süre önce, birbirlerini çok sevdikleri söyleyen, birbirlerine çok değer verdiklerini anlatan, “bizim sevgimiz çok farklı” iddiasında bulunan insanlara şahit olururuz ki; Bir müddet sonra çetin kavgalar ederek, birbirlerini toplum önünde çok ağır ithamlarla veya çirkin iftiralarda bulunarak ayrılırlar. Hem de, birbirlerine maddi ve manevi kayıplar yükleyerek ve arkalarında minicik yaşında duygusal sorunlarla başbaşa kalmış, talihsiz çocuklar bırakarak.

Günümüzde dünya menfaatı ve konforu üzerinde seyir alan sevgisiz evliliklerin çoğunluğunda görüldüğü üzere baba iş gereği çalışmak için başka bir ülkeye ya da bir şehre gittiğinde, bir müddet sonra eşini çocuğunu ihmal ediyor, unutuyor ya da yüzüstü bırakıyor ya da bir sevgili ediniyor ya da aşık oldum diyerek fütursuzca ikinci bir evliliğe ya da ilişkiye doğru yelken açıyor.

Hayvanlar arasında incelendiğinde babalık olarak en kötü üne sahip hayvan ayılardır. Çiftleşme döneminde eşinin çevresinden ayrılmayan erkek ayı, dişinin hamilelik sürecinin başlaması ile başka dişilere yönelir. Hatta babalık konusunda o kadar kötüdür ki, annenin yavrularına ilgisi yüzünden eşiyle arasındaki cinsel menfaatine sekte vurduğu için kendi yavrularını uzaklaştırmaya ya da öldürmeye çalışır.

Maalesef Günümüz dünyasında özellikle büyük şehirlerde kadınların önemli bir kısmı, kendisini ve yavrusunu en zor zamanlarda dahi terketmeyecek “penguen” fıtratında vefakar, sadık, sevgi dolu, merhametli bir eş seçmek yerine, en ufak bir sıkıntıda kendisi ve yavrusunu terkedecek, yarı yolda bırakacak , güçlü ve gösterişli, “ayı fıtratında” erkekleri tercih ediyor.

KADIN VE ERKEK FARKINI SADECE CİNSELLİĞE İNDİRGEMİŞ ERKEK EGEMEN CAHİL TOPLUMLARDA ; ERKEKLER KADINLARINI, CİNSEL İHTİYAÇLARINI DA KARŞILAYAN KÖLELERİ OLARAK GÖRÜRLER. KADINLAR İSE EFENDİLERİNİN BU İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMEK KARŞILIĞINDA GÜVENDE VEYA KONFORDA KALABİLECEĞİNE İNANMIŞ MECBURİ ESİRLERDİR. VE O ESARET ALTINA GİREBİLMEK İÇİN BÜYÜK BİR REKABET HALİNDE , YEGANE BECERİLERİ OLAN DİŞİLİKLERİNİ PERVASIZCA SERGİLERLER. DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ VEYA EN YOKSUL ÜLKESİNDE DE BU DURUM AYNIDIR. SADECE BEDENSEL HAZZA VE GÜCE TAPAN BU YAŞAM ANLAYIŞI İNSANLIĞIN KENDİSİNE OLAN EN BÜYÜK İHANETİDİR./ Alfred ADLER  

Yeryüzündeki tüm canlılar Allah’ın yaradılış gayesine hizmet etmek üzere, sınanma meydanındaki döngüye hizmet edecek şekilde ve yaratıldıkları fıtrat üzerinde, içlerine önceden vahiy edilmiş dürtülerle davranışlar gösterirler. Yani amacında Allah’a tam itaatla kulluk ederler.

Tüm canlılığın içinde istisna olan insana, döneceği cennet veya cehennem mekanını seçmesi hususunda bir ömür süresi zaman içinde, kendi tercihini kendisi yapması adına serbest irade ve akıl verilmiş ve kendisini tüm canlılıktan üstün kılan akıl ile yeryüzüne göndermiştir. Yeryüzünde huzuru barışı ve mutluluğu, hem ferdi hem toplumsal olarak nasıl inşaa etmesi gerektiği, Kur’an vasıtası ile kendisine tebliğ edilmiş ve kendisine üstünlük olarak verilmiş aklı ile, yaradılışa bakarak ibret alması öğütlenmiştir. Bu anlamda insanı hem meleklerden hem tüm yaratılmışlıktan üstün kılan en önemli özelliği Aziz Allahı’ın kendisine bahşettiği nimeti akıldır.

Küfür veya Arapça küfr kavramı; Bir gerçeğin üzerini örtmek demektir.Kuran’a göre küfür; Allah’ın ilkelerinin gerçek ve doğru sayılıp kabul edilmediği veya görmezden gelip umursanmadığı durumlarda kullanılmıştır. Ve bu fiilleri işleyenler kafir sayılmaktadır.Kafir Allah’tan gelen hak doğruların üzerini, gerek sözel gerekse fiillerde örten kimsedir. Küfr imanın Kafir ise mümin’in zıddı’dır. Küfr kökünden gelen küfran kelimesi; Nimeti örtmek yani nankörlük yapmak demektir. Günahları örten bedele ise kefaret denir. Aziz Allah’ın bir üstünlük olarak insana bahşettiği aklı kullanmayanlar, nankördür.

Bahşettiği aklı görmezden gelmekle veya kullanmamakla nankörlük eden ve böylece Aziz Allah’a itimat ve itibar etmeyen ve dünya menfaatleri üzerinde bir yaşam sürdüren kişilikleri, Aziz Allah; Cebrail as ayeti hitabetiyle Kuran’da bakın nasıl tarif ediyor;

Ve andolsun ki biz; insanların ve cinlerin çoğu için cehennemi hazırladık. Onların kalpleri vardır, onunla idrak etmezler. Onların gözleri vardır, görmezler. Onların kulakları vardır, işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta yolca hayvandan daha aşağıdadırlar. İşte, onlar gafillerdir.Araf suresi,179

Şüphesiz Allah hakk ile batılı açıklamak için sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır. Bakara Suresi ,26

22/HACC-18: E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâs(nâsi), ve kesîrun hakka aleyhil azâb(azâbu), ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrim(mukrimin), innallâhe yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).(SECDE ÂYETİ)
Göklerde ve yeryüzünde olan kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar,bitkiler ve hayvanlar ve insanlardan bir kısmı ; görmüyor musun ki Allah’a secde ediyorlar. İnsanların çoğunun üzerine azap hak oldu ve Allah, kimi alçaltırsa artık ona ikram eden yoktur. Muhakkak ki Allah, dilediğini yapar. Hacc Suresi 18

Baba sözcüğü Farsça’dan  “bâbâ” kelimesinden sözlüğümüze girmiş bir kavramdır. Öztürkçe konuşulan ülkelerde “aba” “ata” kelimesi, bizdeki baba kelimesinin anlam karşılığıdır. Aşka çağrı ekibi olarak bu özel günde, babalık kavramının ne olduğunu bizlere, adeta yaşamları ile örnekleyen penguenleri yılın babaları olarak seçtik.
Yavrularını yetiştirme ve koruma görevinde,  eşi  ile dayanışma içinde , azim, sevgi, sadakat ve sabır gösterebilen tüm babaların günü kutlu olsun!

Sevgiyle kalın,
Allah’a emanet olun!

image
DÜNYANIN EN ZOR ŞARTLARINDA, EN SOĞUK YERİNDE EN ACİZ HALİNİZLE YAŞIYOR OLSANIZ BİLE , GERÇEK SEVGİ SİZİ DAİMA GÜVENDE VE SICAK TUTAR.

6 comments

  1. Tam da 2 gun once bunlari imparator penguenleri dusundum ve insanogluyla kiyasladik esimle.BAba olmayi yavrusuna Allah’in emanetine emanet geregi davranmayan iten kakan hor goren bakmayan sahip cikmayan umurlarinda olmayan ebeveynler ile kiyasladik….zamaninda ve yerinde olmus eline yuregine aklina saglik,tesekkurler.s3n de essiz babalardan birisin Gunun Kutlu olsun!

    Beğen

  2. Selam her yeni yazılarınızda bir şeyler daha öğreniyoruz.bu günün önemi daha güzel anlatılamazdı.eline emeğine sağlık. Allah senden razı olsun.

    Beğen

  3. Öyle bir yazı ki;insan penguen karşısında kendini ezik hissediyor.tebrik ederim.tüm anne babalara gelsin.

    Beğen

Yorumlar kapatıldı.