Doğunun ve batının Rabbi

Roma döneminde kullanılan tanrı janüs büstü
DOĞUNUN VE BATININ RABBİ Tanrı JANÜS

Yeni yıl kutlamalarının  hristiyanların kutlaması olduğu sanılır ve “muhafazakar” adlandırılan kesimlerce günah sayılır. Birçokları tavır takınarak biz hristiyanların bayramını kutlamayız diyerek ortalıkta söylemlerde bulunurlar. Ancak, sanılanın aksine ,günümüz yeni yıl kutlamaları, Hristiyanlık öncesi eski Roma dönemine dayanıyor. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde bu kutlamaları önlemek için kiliseler tarafından halka büyük baskılar yapıldığı da araştırmalarda sonuç olarak karşımıza çıkıyor.Aynı şekilde, Noel ağacı dahil birçok gelenek, Hristiyanlık öncesi pagan kültürüne ait. Yılbaşı kutlamalarının dinden çok, inanışlarla (atalar kültü), pagan adet gelenek ve görenekler ile bağlantısı var ve nerede ise insanlıkla yaşıt.

Yazılı tarihi kayıtlarda yeni yıl ilk kez, günümüzden IV bin yıl önce Babil Kulesi’nde ilkbaharda kutlanmaya başlandı. Daha sonra Mısırlılar, çöl topraklarına hayat veren Nil’in taştığı eylül ayında kutlayarak sürdürdüler. Milattan önce 46 yılında( Hristiyanlık öncesi) Roma’da Julius Sezar tarafından kabul edilen ve günümüzde de halen kullanılan takvimle yeni yıl, Ocak ayının ilk günü olarak belirlendi ve bu takvim Jülyen takvimi adıyla günümüze kadar geldi. Romalılar yılın ilk ayına, başlangıçların tanrısı, kapıların koruyucusu, “doğunun ve batının Rabbi” Tanrı Janüs (January) adını verdiler.

Janus ile ilgili efsane Roma’nın kuruluşu ile başlar! Janus birçok maceradan sonra, Latium’a hâkim oldu. Oğlu Jüpiter’in Yunanistan’dan kovduğu Saturnus’u o karşıladı. O sıralarda Janiculum’a yerleşti. Gemiyi ve parayı sözüm ona o icat etti, yerli halka toprağı işleme sanatını öğretti, ölünce tanrılaştı!
Sabin’lerin işgal ettiği Capitolium’u kurtarmak için, kaynar su fışkırttığı kaynaklar yarattığı ve güneş olup yeryüzüne bereket saçtığı yolundaki efsaneler bunların başında gelir.
Bu mucizeyi anmak için,romalılar savaş sırasında bile janus tapınağının kapılarının hep açık bırakmaya karar verdiler! Böylece tanrının ruhu sürekli olarak Romalılara yardım edebilecekti.
Büyük tapınaktan başka, genellikle dörtyol ağızlarında yer alan birçok janus tapınağı vardı.
Ve bu kadar önemli bir tanrı için Romalılar ,Yılın ilk ayı ve ayın ilk günü onuruna çılgınca kutlamalar yapmaya başladılar.
Romalılar Tanrı Janus’a bağlılıklarını göstermek için;

EY BAŞLANGIÇLARIN TANRISI DOĞUNUN VE BATININ RABBİ İKİYÜZLÜ JANÜS BİZE GÜZEL BİR YIL VER BEREKET GETİR VE BİZİ KORU !

Diye dua eder ,gün içinde başlarını en az bir kez doğu ya bir kez batıya çevirerek inançlarını böyle gösterirlerdi!
Bu temsili iki yüzün sebebi yeryüzüne hayat saçan güneşin janus un bir tecellisi olarak doğudan görünmesi ve batıda kaybolmasıdır.
Yani Janus akşam evine gider bu sebeple her yer kararır ancak gücünü toplar toplamaz ertesi günü tekrar yüzünü gösterip gün boyu insanlara bereket dolu ışıklar saçar üstüne üstlük gün boyu yapılan duaları kabul ettiğine inanılırdı.

Batı dillerinde ocak ayını anlatan January, Janvier, Januar gibi sözcükler bu yüzden tanrı Janus’un isminden gelir. Ocak ayının bir yönüyle geçen yıla, bir başka yönüyle de gelecek yıla bakması, tanrı Janus dahada yüceltmiş ve ocak ayınının ismi january olarak tanrı janus’a ithaf edilerek Jülyen takviminin ilk sırasında yerini almıştır.
Romalıların her yılın başı kutlamalar ile tanrı  janus’ tan iyilik dilemesi nerede ise tüm dünyada bu eski dînin hala sürdürülegelen bir ritüeli olarak devam etmektedir.

Günümüzde , her alanda takvimsel bir başlangıç anlamı taşıyan yeni yıl, nerede ise tüm ülkelerde romalılar döneminde uygulandığı şekliyle ve törenlerle karşılanır.
Tüm kutlamaların ortak amacı ise, yeni yılın bolluk bereket ve şans getirmesidir.
Romalıların inanç ve kültürlerinin getirdiği yılbaşı tören ve kutlamaları adeta ikiyüzlü janus’a itibar edercesine bu yılda aynı dileklerle kutlanacak.
Romalılarda olduğu gibi bu yılda herkes sevdikleri ile kucaklaşacak.
insanlık adına aydınlık yarınlar dilenecek .
Dünya barışı için ayrımcılığın olmadığı din, dil, ırk mezhep ayrımlarının olmadığı insanların kardeşçe yaşayacağı bir dünya istenecek.
İnsanların ikiyüzlü olmadığı, sevgilerin de, dostlukların da, düşmanlıkların da mertçe ve dürüstçe yaşanacağı bir dünya arzulanacak.
Kinin, hırsların kıskançlıkların gözlerinden okunmadığı insanlar dilenecek.
Yeni yıl eşiğinde umutlar tazelenecek.
Belki pişmanlıklar gözden geçirilip yeni kararlar alınacak ancak çoğu kararlar yine zihinlerde başkasından bir beklenti şekline dönüşecek.

Yeni yıl ümit derler , sevinç derler., oysaki geçmişimizi hatalarımızdan arındırmadan nasıl sevinçlere kavuşuruz !?

Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ediyor, ne de ibret alıyorlar. TEVBE suresi -126

Bizler yılda bir veya iki kez başımıza gelen olaylar ve kişiler vasıtası ile sınanıyoruz.
Yukarıda ayetinden okuduğumuz üzere ALLAH buyuruyor!

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” müslümanız demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Ankebut suresi-2

Yarınlara umutla bakabilmek için , romalılar gibi yeni yıl başlangıcında tanrı janustan  bir şey dilemek ve onun birşeyleri değiştirebileceğine inanmak yetmiyor.
Bu dünyaya sınanmak üzere gelmiş olan bizlere bakınız Yüce Rabb nasıl sesleniyor;

BAKARA177 – Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler ,zekatı verirler.
Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve mücadelenin en şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, ALLAH TARAFINDAN KORUNANLAR DA BUNLARDIR!

Ayetine sadıkların haricindeki kişiler “Allah tarafından korunmuyorlar”! Bu bir yorum değil zira ayetiyle yazılı olarak Rahim olan Allah buyuruyor !
Onun bu emrini yerine getirmeyen fasıklardan isek boşuboşuna dua etmeyelim, zira bu Allah’ı hizmetçi konumuna sokmaktır.
Şirktir!
Affedilmeyen yegane günahtır.
Aziz Allah’a Küfürdür!
Ben senin hiçbir dediğini yapmayacağım ama sen benimkini yerine getir diyerek, Alaattin’in lambasındaki cinine emir verdiği gibi Allah’tan dilekte bulunmaktır.
Bu hal insanın kendisini İlahlık makamına koyup Allah’ı ise hizmetçisi
konumuna getirmesidir.

Ve bizler her halimiz üzere  Şehid Allah’ın müşahadesi altında sınanıyoruz!

O’na itaat edip onun otoritesini kabul etmiş kişiler,  diğer anlamıyla onu İlah kabul etmiş olanlar sadece Allah tarafından korunuyorlar!

Ayetlerinde buyurduğu üzere;
Hayırlarda yarışmak, birbirimize ve tüm canlılara dost ellerimizi uzatmak.
Şefkat ve merhamet duyguları ile kuşanıp ,gün içinde dileklerimizin gerçekleşmesi adına eylemlerde bulunup Bakara suresi 177. Ayet’inde Rabb’in  emrettiği durum içinde olmamız gerekiyor.
Yeni bir yıl veya yıllar ancak böyle güzelleşebilir.
Gerçekler niyet, temenni ve laf ile değil davranışlar ile belirlenir.
Ancak Yüce Allah’ın buyurduğu erdemlerin uygulanması üzerine güzellikler inşaa edilebilir.

Bunun Aksi ise İKİYÜZLÜ JANUS’a İstekte bulunan romalıların, “hizmetçi bir tanrıdan medet uman” yaşam tarzı ve dini anlayışı ile birebir aynıdır.

Günümüzde dindar sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan MUHAFAZAKAR kelimesi ,mevcut olanı korumak ve muhafaza etmek anlamına gelir!
Bilimsel tarihi gerçeklere bakınca, ASIL MUHAFAZAKARLARIN kimler olduğunu ve günümüze kadar atalarından kalma adetleri nasıl muhafaza ettiklerini tarihe bakarak daha iyi kavrıyoruz.

Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine Kur’ân’a tâbi olun, Kur’ân’ı uygulayın’ denildiğinde:
‘Hayır. Biz Kur’ân’a değil, gördüğümüz, bildiğimiz atalarımızın yoluna, hayat tarzına, onların uygulaya geldikleri eski âdetlere, geleneklere uyarız’ derler. Atalarının akılları hiçbir şeye ermiyor olsa da, onlar hak yolu tercih etmemişler, doğruyu, aydınlığı, refahı bulamamışlarsa da mı, onların yolundan gidecekler? Bakara suresi,170

Sevgili Dostlar;
Unutmayalım ‘ki Mümin demek, muhafazakar demek değildir!
Mümin akılsızlığa, mantıksızlığa savaş açmış ,yaratıcının yarattığı şeyler ile niçin yaşamak zorunda olduğunu bilen ve yaratılmışları keşfederken yaşayacağı hayranlık ve minnet duyguları ile yolunu Hamd ile Allah’a yönelten ve bu keşfin sonucu olarak hem kendi hayatını hem de çevresinin hayatını kolaylaştıran, güzelleştiren aydın bir devrimcidir.

O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O’nun himayesine sığın. Müzemmil suresi-9

 

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, DOĞUYA da BATIYA da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. Bu öyle bir ağaç ki yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. Bu ışık, nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara işte böyle misal verir; Allah her şeyi bilendir! Nur Suresi,35

4 Comments

  1. İyiki Rabbimin yolundayim… Rabbim ; varolustan yokolusa kadar her mahlukatin herbir zerresi kadar sana hamdu sena etsem yinede şükrümü tamamlayamam…. İyiki aşkınla yaniyorum varligimin tek sahibi Allah (c.c)’ım … Bu arada yaziniza bayildimm sahaneydi … Soyletenden soyleyenden yazdirandan yazandan Allah razi olsun….. saygi ve sevgilerimleee…

    Beğen

Yorumlar kapatıldı.